G-NL5SXDG3FM

Ankara’da dolmuşçulara dolmuşlarda yolculuk

Memiş OKUYUCU

10-01-2025 07:42

Seyranbağları Dolmuş Durağı

Atlı arabanın tarihi nerede ise insanlık tarihi kadar eski. Ankara’da otobüsle toplu ulaşım 1930’larda başlamakta. İlkin o zamanın Sovyetler Birliğinden alınan 100 adet otobüs ile toplu ulaşım otobüs seferleri başlıyor. Dolmuşlar da bir toplu ulaşım aracı olarak 1940’lardan itibaren trafikte/seyrü seferde görülmekte.

Önceleri 11 kişilik dolmuşlar. Sonraki on yıllar içerisinde giderek 14 kişilik ve daha üzeri sayılarda yolcu kapasiteli dolmuşlarla yolcu taşımacılığı yapılmaya başlanmış.

Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’nu 10-11 Kasım 1970 tarihlerinde Türkiye genelinde “kontak kapatma boykotu” düzenlemiş. Karayolları Genel Müdürlüğü bu eylem esnasında kapsamlı bir gözlem gerçekleştirmiş. Bu gözlem sonuçlarına göre dolmuşların çalışmadığı bu iki günde otobüsler, dolmuş yolcusunun ancak %56’sını taşımış ve kalan yolcuların yürümeyi tercih ettiği görülmüştür.

Bu durum o zaman için dolmuş yolcularının kendilerine göre bir karakteristiğinin olduğunu/oluştuğunu göstermektedir.

Ankara’nın başşehir özelliklerinin teşekkül etmesiyle merkezi Ankara kalesi ve çevresinde olan şehir giderek Cebeci, Yenişehir ve Çankaya istikametinde genişlemeye başlamıştır. Tabi bu genişleme 1970’lerden itibaren bir yıldız şeklinde Ankara’nın her istikametinde görülen bir hale dönüşmüş. Genişleme kuzey istikametinde daha az olmuş diyebiliriz. Ancak diğer bütün yönlere doğru Ankara’da şehirleşme büyüyerek bugünkü hüviyetine bürünmüştür.

Seyranbağları Dolmuş Hattı

1970’lerde Ankara’da  yapılan bir araştırmaya göre en işlek dolmuş hattının  Ulus Küçükesat arasında çalışan dolmuşlar olduğu gözlenmiştir. 

Dolmuş taşımacılığı yapan esnaf ve şoförlerin Ankara’nın muhtelif yerlerde durakları bulunmakta. Bu dolmuş duraklarından birisi de Ulus’ta Anafartalar Çarşısı’nın arkasındaki Zafer Sokak’ın içinde yer alan Seyranbağları Dolmuş Durağı’dır. Dolmuşçular, her gün bu duraktan yaklaşık 110 kadar dolmuş ile Ulus Seyranbağları arasında üç farklı hat üzerinden rotasyonlu olarak yolcu taşımaktadır. Bu üç hat Oyak Sitesi Hattı, Kırkkonaklar ve Seyranbağları hatlarından oluşmaktadır.

Seyranbağları adı üstünde bir zamanlar Ankara’nın bağları olan muhitlerinden. Şehirleşme nedeniyle şu anda Ankara’da en işlek dolmuş hattı durumundadır. Seyranbağları Dolmuş hattı Ankara’nın en merkezi bölgelerini içine almaktadır. Ulus’tan başlayıp, Hacettepe Sıhhiye ve Kolej’den Bülbülderesini Çankaya’ya doğru tırmanmakta. Eski Cumhurbaşkanlığı köşkünü sağ tarafına alarak, Ziyaurrahman Caddesi,  Reşit Galip Caddesi gibi Çankaya’nın merkezi bölgelerinden geçmekte. Ankara’nın en uzun sokağı olan Başçavuş Sokağını boydan boya geçerek Ahmetler Postanesi yanından koleje çıkmakta. Oradan da İtfaiye Meydanı ve Sanayi Caddesinden başlangıç noktasına dönmekte. Hat uzunluğu gidiş dönüş 28 km’ye ulaşmaktadır. Seyranbağları Dolmuş Durağı, Ankara’da epey meşhur bir durak. Ulus’un göbeğine yakın bir yerde, hareketli bir noktada bulunuyor. 1959’a kadar uzanan bir geçmişi var. O zamanlar Topraklık hattından ayrılarak bağımsız  olarak kurulmuş. Hem ilk hatlardan biri olmasıyla hem de hikâyesiyle dikkat çekiyor. Durağın kurucusu, Gölbaşı’ndan “Çorbacı Necati” lakabıyla tanınan Necati Selçuk. İlginç olan, bugün torununun da hâlâ bu durakta dolmuşçuluk yapıyor olması. Yani meslek nesilden nesile aktarılmış diyebiliriz. Durağın şoförlerinin büyük çoğunluğu da yine Gölbaşı’ndan gelen insanlar. Bir de şunu belirtmeden geçmeyelim: Dolmuşçuların haklarını koruyan bir Esnaf Odası var. Bu oda üzerinden durağı temsil eden bir başkan da seçiliyor. Şu anki durak başkanı Hasan Mercimek. Duraktaki düzen ve dayanışma ruhu, böyle bir organizasyon yapısıyla daha da güçleniyor.

Dolmuşçu Dili 

Kendine has bir kültürü olan dolmuşçuluğun kendine münhasır bir de dili var. Arabada müşteri yoksa ve araba boş seyrediyorsa bu durum vites kolu ile işaret edilir ve “vites kolu’ diye seslendirilir. İşlerin yani yolcunun kesat olması manası çıkar bu durumdan. Dolmuşun on dört koltuğu dolarsa buna “paket’’, ayrıca ayakta yolcu kısmı da doluysa bu durum “oturak’’ olarak adlandırılmakta.

Dolmuşçu Kimdir?

Dolmuşu ile bir tur yaptığımız Okan Meydan bu soruya, “Ailenden, çoluğundan, çocuğundan hatta parandan fedakârlık etmektir, dolmuşçuluk’’ karşılığını verdi. “Zor zanaat dolmuşçuluk’’ dedi. Ve ardından  “dolmuşçu ezgin’’ diye ekledi.

Dolmuşçuya, herhalde yol hikâyesinin başladığı kimse demeli. Yolcuyu menziline eriştiren, evine işine kavuşturan, sevdiklerine ulaştıran, gönülleri buluşturan, hasretleri görüştüren, yolları kesiştiren demek en doğru dolmuşçu tariflerinden bir kaçı olur. “Ekmek kavgası’’ denilen ve eve ekmek, aileye navale temin etmenin kas ve akıl gücü ile kazanmanın en zorlu yollarından birisidir. Bir kısmı mal sahibi. Bazıları anlaşmalı şoför. Bir de durak çay ocağına her gün gelip iş çıkarsa bekleyen şoförler var. Yazılmamış hikâyelerin isimsiz kahramanlarıdır, dolmuşçu.

Dolmuşçu Hikâyeleri

Ahmet Avcı, Okan Meydan, Vedat Akdağ, Ahmet Altınok, Mehmet Koca… her birisi kıdemli şoförler. Anlatılmamış pek çok yol hikâyeleri mevcut.

Her dolmuşçunun hayatı yol hikâyeleri ile örülüdür. Hangi dolmuşçuya bir hikâye deseniz “hangi birisini?’’ diye derin bir soluk alıp ufka yolculuk etmekte. Adeta hatıralar ve hikâyeler galerisinde yol alan sessiz gemi haline bürünmekteler. Yine gam yükünün kervanı geldi dercesine bir iç geçirme ve sesli düşünme halleri sohbet kıvamında dile gelmekte.

Vedat Akdağ, dolmuş durağının kıdemli şoförlerinden. Başından geçen hikâyesi de oldukça ilginç ve unutulmayacak türden. Sene 1990’lı yılların başı. Aylardan Haziran. Erzurum’dan gelen yirmi kişi kadar bir gurup gençle akşam vakti Ulus civarında karşılaşır. Gençler Erzurum’dan Ankara’ya üniversite imtihanları için gelmişlerdir. Ancak o kalabalık günde bu Erzurumlu gençler grubu otellerde yer bulamamışlar. Kelimenin tam anlamıyla dışarıda kalmakla yüz yüze gelmişlerdir. Vedat Akdağ’a, “Abi biz dışarıda kaldık. Bize bir yol ol ya da yol bul’’ derler. Vakit akşamın epey bir ilerlemiş vakti olmuş. Bütün yollar tenhalaşmaya, arabalar seyrekleşmeye başlamıştır, iyice. Ertesi gün de Üniversite sınavı vardır. Durum epey bir ciddiyet kesbetmektedir. Vedat Akdağ, gençlere dönerek, “Hepinizi evimde yatıramam. Kalabalık. Ancak şöyle yapabilirim. Hepinizi araba ile mahallede evimin olduğu yere götüreyim. Dolmuşun içinde yatın. Sabahleyin de sizi imtihan merkezlerinize yakın noktaya bırakırım’’ der. Gençler kabul ederler. Evinin önüne kadar gidip o geceyi dolmuşta uyuyarak geçirirler. Ertesi sabah, gençleri Üniversite imtihan noktalarına bırakan Vedat Akdağ, “bu da bizim hikâyemiz’’ diyerek konuyu bağladı. 

Seyranbağları Yolunda

Seyranbağları Dolmuş Durağı’nın Zafer Sokak içinde bir çay ocağı var. Burasını on iki yaşından beri bu piyasada yer alan ve elli beş yaşında olan Ahmet Avcı işletiyor. Muhabbetli biri varsa onunla bir tur atmak istiyorum dedim. Hocam “gel’’ diyerek beni en ön sıradaki bir dolmuşa kapısını tıklatarak bindirdi. Dolmuş şoförü ile tanıştık ’’Ben Okan Meydan’’ Dedi. Birkaç dakika sonra da dolmuş hareket etti. Koyu bir yol hikâyesi muhabbeti başladı şoförle aramızda. Baba mesleği diyerek giriş yaptı. Bu işte altın kural nedir dedim. “Kavga etmemektir’’ dedi. Bunu nasıl başarmaktasın dedim. Sol elinin beş parmağını havaya kaldırarak “bu dedi’’. Anlamını sordum. “Sen bilirsin. Cansın, aslansın, babacansın’’ demektir. Yolcuya böyle dediniz mi zaten siniri geçmekte dedi. Bülbülderesi’nden Çankaya sırtlarına tırmanmaya başladı dolmuş. En önemli soru: Yoldaki yolcuyu o kadar kalabalık arasında nasıl tanımaktasın dedim. ‘’Refleks, alışkanlık’’ dedi. Sonra da aramızda “deveyi dizinden yolcuyu gözünden’’ espirisi yapıldı ve birlikte gülüştük. Işıkları sordum. Herkesin geçtiği ışıklarda az bir müddet beklemek bize yolcu getirir, dedi. İnsiyaki bir soru aklıma geldi. Hangi yolcu yüzünü güldürür dedim. Benim gibi olan yolcu dedi. Bu arada Farukî’lerden olduğunu, bir tarikat müntesibi olduğunu söyledi. Durakta babasının dolmuşu ve şoförü varmış. Kendisi de başka birinin dolmuşunda şoför olarak çalışmaktaymış. “Babamla anlaşamıyoruz’’ dedi. Şoför ne kazanır dedim. “Patronun alacağını şoför, şöforun alacağını patron alır’’ dedi. Çankaya sırtlarını tırmanırken önümüzde duran mavi özel halk otobüsünü göstererek “en büyük rakiplerimiz’’ dedi. Onlar yirmiye, biz yirmi beşe taşıyoruz. Ayrıca onlarda kart geçiyor. Bu şartlarda onları geçmeye çalışıyoruz dedi. Bu arada dolmuşumuz Turan Güneş Bulvarını arkasına alarak dönüşe geçti. Araçlara takılan uydu takip cihazı ile duraklar arası geçiş aralığı zamanı olduğunu söyledi. O sürede seferini tamamlamayana para cezası uygulandığını ekledi. Yer merakı olan yolcu var mı dedim. Evet dedi. Hacettepe civarında bir yer işaret ederek orada bir yolcumuz ön koltuk boş değilse beş araba da geçse binmez dedi. Dolmuşçuluğun başka kuralı dedim. “Nezaketi herkes seviyor ve bekliyor’’ diye karşılık verdi. Yolun bitimi. Durağın olduğu sokağa geldik. Pencereyi açıp seslendi; “Midilli!’’ O ne demek dedim. “Hocam burada herkesin bir lakabı olur. Boyuna, huyuna, davranışlarına bakarak bir lakap takılır. Ve öylece çağrılır. O arkadaşın boyu kısa olduğu için Midilli denir. Birininki tatar, yeşil, Uzun Mehmet, Çingen Mehmet vs.’’ dedi. Seninki ne dedim “sofi’’ dedi. Seyranbağları Durağını yazarken bizim yol hikâyemiz de orada noktalandı.

Kaynaklar:

Zırh, Besim Can – Dolmuşun (Uzun) Öyküsü: Basımının Kırkıncı Yılında İlhan Tekeli ve Tarık Okyay’ın Benzersiz Çalışması Üzerine- İdealkent- 2020-1 Yüksel, Ahmet –At, Araba ve Kaza: Osmanlı Cephesinden İstanbul’un Trafik Çilesi(1860- 1890)  Belleten 2024 Türk Tarihinde Atlı Araba Kültürü – Fikriyat- 22 Haziran 2018 Güneş, Gönül – 2. Dünya Savaşında Ankara’da Şehir İçi ve Şehirler Arası Ulaşım(1939-1945) Ankara Araştırmaları Dergisi- Haziran- 2013
DİĞER YAZILARI Eğitimin Bilgisi ve Çevre Merkez İlişkisi 01-01-1970 03:00 27 Darbesine Karşı Seçkin Hukuk Adamı: Recai Seçkin 01-01-1970 03:00 Zübeyir Yetik’in Ardından… 01-01-1970 03:00 Pazarören Yatılı İftarı (2025) 01-01-1970 03:00 İstiklâl Marşı’nı Güncellemek ya da Eğitime Dair İyi Şeyler 01-01-1970 03:00 Bekri Mustafa imam oldu dersin… 01-01-1970 03:00 Göz Var Ya Nizam Nerede? 01-01-1970 03:00 Yeni Bir Maarif Sistemi ve ”Yenilmişlerin” Düzeni 01-01-1970 03:00 Suriye’de İşgal Bitiyor ya Kafalardaki İşgal? 01-01-1970 03:00 Her Talebe Bir ”Bahar” Mesajıdır! 01-01-1970 03:00 Bir Devrin ve Bir Neslin Öncü Muallimi Celal Ökten: 63. Ölüm Yıldönümü Münasebetiyle 01-01-1970 03:00 Eğitimin Milliliği ve Maarif Düşüncesi Toplantısının Ardından 01-01-1970 03:00 Özgür Filistin, Özgür İnsanlıktır! 01-01-1970 03:00 D. Mehmet Doğan’ın Aziz ve Naif Hatırasına İthaftır 01-01-1970 03:00 Prof. Dr. Kemal Bıyıkoğlu 100 Yaşında 01-01-1970 03:00 Ölümünün 50. Yılında Muallim Mahir İz 01-01-1970 03:00 Eğitimde Üç Zarf ve Empatik Bir Müzakere 01-01-1970 03:00 Ulus’un Tarihi Lezzet Mekânı: Boğaziçi Lokantası 01-01-1970 03:00 Türkçe ve Siyasetin Türkçesi 01-01-1970 03:00 Bir Kitap Sarayı: Anadolu’nun Manevî Irmağı Yunus Emre 01-01-1970 03:00 Yeni ‘’Müfredat’’ Taslağı Nasıl Bir Model Sunuyor? 01-01-1970 03:00 23 Nisan’da Heyecan, Melankoli ve Bir Çığlık!. 01-01-1970 03:00 ‘Dünya Bizim’ Neden Kapandı? 01-01-1970 03:00 ”Bir Bahar Akşamı Rastladım Size” Şiiri ve Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Bekri Mustafa’dan Celal Şengör’e 01-01-1970 03:00 Öğretmen Okullarını Hatırlamak 01-01-1970 03:00 Siyasetin Yolları Taştan: İbrahim Halil ÇELİK 01-01-1970 03:00 Eğitim Fakülteleri Müfredatın Neresinde? 01-01-1970 03:00 Hacı Bayram’da Asırlık Kurukahveci: Gül Kahve 01-01-1970 03:00 Orhan Seyfi Orhon, Vedâ Şiiri ve Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Bu Bir İlandır 01-01-1970 03:00 ”Şaşırdım Kaldım İşte” Şiiri ve Hikayesi 01-01-1970 03:00 Öğretmen Okulu Günlüğü: Pazarören Hatıraları Türkiye’nin Neresinde? 01-01-1970 03:00 Maarif Vekaleti Binası Nasıl Yandı? 01-01-1970 03:00 Aliya: Acımasız Bir Savaş ya da Adaletsiz Bir Barış 01-01-1970 03:00 İlk Meclis: Kurucu Meclisin Kuruluş Ruhu 01-01-1970 03:00 Yatılı Okul Günlüğü: Pazarören’de Sosyal Hayat 01-01-1970 03:00 Bu Dünyadan Bir Mevlüde Genç Geçti 01-01-1970 03:00 Milli Merkez ve Maarifimiz 01-01-1970 03:00 Eğitimin Özüne Yolculuk 01-01-1970 03:00 Sadelik Yaşatır 01-01-1970 03:00 Öğretmen Okulu Günlüğü: PAZARÖREN MEZUNLAR BULUŞMASI 01-01-1970 03:00 Yatılı Okul Günlüğü: Sizin Hiç Babanız Öldü mü? 01-01-1970 03:00 Ulus Rüzgârlı: Ankara, Ulus’tan Başlar 01-01-1970 03:00 İmamı Azam Ebu Hanife ve Hakkında Yazılan Roman Üzerine 01-01-1970 03:00 Yatılı Okul Günlüğü: Pazarören Mimar Sinan Öğretmen Lisesi 01-01-1970 03:00 Evvel Zaman İçinde ve Şehirde: İnsan 01-01-1970 03:00 27 Mayıs Darbesini Kim Yaptı? 01-01-1970 03:00 Türkiye Yüzyılında Eğitim 01-01-1970 03:00 Eğitim Gündemin Neresinde? 01-01-1970 03:00 Şehirlilik, Şehircilik ve Deprem 01-01-1970 03:00 Halk Şiirinin Altın Halkası: Aşık Veysel (1894- 1973) 01-01-1970 03:00 Depremin Üstesinden Eğitimle Gelmek 01-01-1970 03:00 Prof. Dr. Yılmaz Özakpınar ve Bir Alimin Ölümü 01-01-1970 03:00 Akif’in Türkiye’si Türkiye’nin Akif’i 01-01-1970 03:00 Bir Gençlik Hikâyesi Yazmak 01-01-1970 03:00 Maarifin Türkçesi 01-01-1970 03:00 Topçu: ‘’Mektep, millet kültürünün bayrağıdır.’’ 01-01-1970 03:00 Ankara Sahafları ve Ankara’da Kitap Dünyası 01-01-1970 03:00 Ahilik Yolunda OSTİM ve Ahilik Şûrası 01-01-1970 03:00 Bozkırda Toprağa Düşen Çekirdek: Prof. Dr. Kemal BIYIKOĞLU 01-01-1970 03:00 Topçu’nun İnsan Modeli ve Maarifin Millîliği 01-01-1970 03:00 Süleyman Çelebi’sini bekleyen çağ. 01-01-1970 03:00 Nurettin Topçu’nun Maarif Davası 01-01-1970 03:00 Mora’da Batan Güneş 01-01-1970 03:00 Medeniyet Sancağımız Türkçe 01-01-1970 03:00 Erdemli Bir Yayın Hareketi: Ebubekir Erdem 01-01-1970 03:00 Okullar Nereye Açılıyor? 01-01-1970 03:00 Maarif Raporu 01-01-1970 03:00 MEMİŞ OKUYUCU: İLK VE ORTAÖĞRETİMDE KELİME HAZNESİ 01-01-1970 03:00 Tarihe Geçen O Fotoğrafın Hikâyesi 01-01-1970 03:00 Öğretmenim ben… 01-01-1970 03:00 Türkçenin Sırları 01-01-1970 03:00 Mİllî Eğitim Şûrası Üzerine 01-01-1970 03:00 Bir Örnek Muallim: Mahmud Celaleddin ÖKTEN (1882-1961) 01-01-1970 03:00 Bir Üniversite Tercihinden Ötesi 01-01-1970 03:00 LGS Tercihleri ve Kendi Hikâyesini Yazmak 01-01-1970 03:00 Hârezmî Eğitim Modeli 01-01-1970 03:00 Ankara’da Bir Eğitim ‘ADA’sı 01-01-1970 03:00 Bir Hayalimiz Olsun 01-01-1970 03:00 FEN LİSELERİMİZ EĞİTİMİ VE GELECEĞİN EĞİTİM 01-01-1970 03:00 BİR FİKİR ADAMI ALİ FUAD BAŞGİL 01-01-1970 03:00 Eğitimde ufka yolculuk 01-01-1970 03:00 TÜRKEĞiTiMTV YAYINA BAŞLADI 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE'DE ŞEHİRLİ DİNDARLIK 01-01-1970 03:00 Doğunun Yedinci Adamı: Mehmet Aydın 01-01-1970 03:00 TÜRKİYE?DE BİR ÜNİVERSİTEYE REKTÖR OLMAK 01-01-1970 03:00 Tarihe İz : Muallim Mahir İz  01-01-1970 03:00 Bir Maarif Adamı Olarak Mustafa Öcal 01-01-1970 03:00 Aliya İzzetbegoviç: Direnişin ve Dirilişin Mimarı 01-01-1970 03:00 Boğazköprü?de Yanaşık Düzen ya da Bir Fasl-ı Cenaze 01-01-1970 03:00 Cankurtaran: Bir Semtin Hikayesi 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİN ELE ALINACAK YANI 01-01-1970 03:00 DÜNYANIN SAHİLİ SELAMETİ:KALKINMIŞ TÜRKİYE 01-01-1970 03:00 EVVEL GİDEN AHBABA SELAM OLSUN 01-01-1970 03:00 ÜNİVERSİTELER TÜRKİYE'YE NE ZAMAN YETİŞİR? 01-01-1970 03:00 VAKAR ABİDEMİZ: AYASOFYA CAMİİ 01-01-1970 03:00 Geleceğin Meslekî Eğitimi: Büyük Türkiye 01-01-1970 03:00 Türkiye'nin Temel Eğitim Meselesi: MESLEKÎ EĞİTİM 01-01-1970 03:00 Meslekî Eğitim Üniversitesi 01-01-1970 03:00 MÜTEHASSIS OLMAYAN 'EĞİTİM UZMANI' OLUR MU? 01-01-1970 03:00 KIRAN GÜNLERİNDE MEŞK VE İÇE YOLCULUĞUMUZ 01-01-1970 03:00 YENİ BİR SİSTEM VE 'YENİLMİŞLERİN' DÜZENİ 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi: KÖY ENSTİTÜLERİ ? 2 01-01-1970 03:00 Bir Dönüştürme Projesi: KÖY ENSTİTÜLERİ 01-01-1970 03:00 Ederini Tüketen Düzen ve Biz 01-01-1970 03:00 AKİF'İN TÜRKİYESİ, TÜRKİYE'NİN AKİF'İ 01-01-1970 03:00 Yüzümüzü Ak Edecek Bir Söz 01-01-1970 03:00 Üreten Nesil Çağı Yönetir 01-01-1970 03:00 KALBİNİN DİLİ OLMAYAN ŞAİR: AKİF 01-01-1970 03:00 Münevver Ya Da Çınlayan Nağme Olmak 01-01-1970 03:00 Tuba Ağacı, Bambu Ağacı 01-01-1970 03:00 Tarihin İnkılap Etmesi 01-01-1970 03:00 Geleceğin Dünyası 01-01-1970 03:00 Gelişler ve Geri Gidişler 01-01-1970 03:00 Hak Temelli Bir Reforma Doğru 01-01-1970 03:00 Taktik Maktik Yok!.. 01-01-1970 03:00 Maarif Reformu Neden Şart? 01-01-1970 03:00 YAZMAK VE YAZARAK YAŞAMAK 01-01-1970 03:00 İLİM İKTİDARI, MEMLEKETİN İMARIDIR 01-01-1970 03:00 Maarifin Ahlâkı Var Mı ? 01-01-1970 03:00 Maarife Operasyon Ne Zaman? 01-01-1970 03:00 O Şehre Varmaz İsek! 01-01-1970 03:00 DURDURAMAYACAKSINIZ 01-01-1970 03:00 UTANGAÇ SUNUMLU 'ZORAKİ VE İSTENDİK' İNSAN 01-01-1970 03:00 FETÖ'NÜN EĞİTİM BOYUTU 01-01-1970 03:00 UTANGAÇ SUNUMLU 'ZORAKİ VE İSTENDİK' İNSAN 01-01-1970 03:00 SEÇİMİN GALİBİ: EĞİTİM SİSTEMİDİR! 01-01-1970 03:00 EĞİTİMİ TERBİYE ETMEK 01-01-1970 03:00 ECNEBİ MEMLEKETLERE ÖĞRENCİ GÖNDERME MESELEMİZ! 01-01-1970 03:00
G-NL5SXDG3FM G-VXJRKS55FP G-FZKYZX0T7W G-FSDKGZVN2L