Rabbimiz insanı eşref-i mahlukat, yani yaratılmışların en şereflisi olarak var etti. 
      Bizlere akıl, vicdan ve merhamet bahşetti. İşte bu nimetlerin gereği olarak, insan olmanın hakkını vermek, insanlığa sahip çıkmaktır.
      İnsanlık yapmak, dinimizin ve ahlakımızın en temel esaslarından biridir. 
      Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyurarak, gerçek insanlığın başkalarına hizmetle ortaya çıktığını bildirmiştir.
      Her Müslüman, Rabbine kulluğunun yanında, insanlığa da hizmet etmekle yükümlüdür. 
      Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: 
      “Müminler birbirini sevmekte, birbirine merhamette ve şefkatte bir bedenin azaları gibidir. Bir organ rahatsız olursa, diğerleri de onun ıstırabına ortak olur.”
      İnsanlık, bir gönül almaktır,
      Kırık kalbi onarıp şefkatle sarmaktır.
      İnsanlık, bir yetimin göz yaşını silmek,
      Bir garibin sofrasına ekmek koymaktır.
      Günümüzde katliamlar, savaşlar, yoksulluklar ve zulümler insanlığı zor sınavlardan geçiriyor. Maalesef ki insanlık bu sınavları geçememiş; adeta üç maymunu oynamıştır! 
      Böyle bir zamanda Müslümanın görevi, gönülleri ihya etmek, yaraları sarmaktır. 
      Bir tebessüm bile sadaka sayılırken, küçücük bir iyiliğin dahi Allah katında karşılıksız kalmayacağını unutmamak gerekir.
      İnsanlık, menfaat beklemeden, yalnızca Allah için iyilik etmektir.
      İnsanlık, bir selamı dua yerine göndermektir.
      İnsanlık, yolunu kaybedene yol göstermek, yükünü taşıyamayana omuz vermektir.
      İnsanlık, komşunun derdini kendi derdi bilmek, sevgiyle, merhametle insan olmaktır.
       Dünya fani, mal-mülk emanettir. Geriye kalacak tek şey, yaptığın insanlıktır.    
       Onun için:
       Unutmayalım, gönüller kazanmak, Rabbine en güzel kulluktur!

       Cumamız mübarek olsun