Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde yapılan bu seçimde "Türkiye yakamızdan bir düşsün! Sonrasına bakarız; isterse sonu olsun Tufan! Dediler, Tufan Erhürman’ seçtiler. Hatta kazanan tarafın medyası aracılığıyla dillendirdikleri “1974 çıkarması Türkiye'nin bu topraklarda hak iddia etmesine yetmez! Sadece insanlık görevini yaptı! Başımıza kakmasın! Hatta gölge etmesin; Kuzey Kıbrıs halkının yaşadığı topraklar Türkiye'nin toprakları değildir!; Güney Kıbrıs Devleti ile işbirliği edip hem federasyona hem de kara-deniz imkanı olan yer altı kaynaklarını paylaşmalıyız”!... gibi akıl almaz sözlerle tıpkı Rumlar gibi Türkiye’yi adada bir işgalci olduğunu; adada Türk askerinin varlığına son vereceklerini söyleyecek kadar da ileri gittiler.

Seçimde, Turgay Güler’in ifadesiyle Türkiye karşıtı koalisyonda başı çeken CTP, CHP ve İngiliz İşçi Partisi aktif olarak çalışmışlardır. Seçim propogandalarında CTP başkanı Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığına karşı çıkarak Rumlarla federasoyonu savunmuş; CHP “Kimse Kıbrıs’ı Türkiye’nin arka bahçesi olarak görmesin, Kuzey Kıbrıs yavru vatan falan değildir, kimseye analık babalık taslayacak durumumuz yok” demiştir.

Kuzey Kıbrıs’ın eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile dış işlerimizin monşerlerinden İngiltere’nin eski Başbakanı Boris Johnson’un kuzeni emekli Büyükelçi Selim Kuneralp da Türkiye karşıtı koalisyon içerisinde yer almışlardır. Seçim sonrası da “Kıbrıs Türk halkı bugün Ankara’dan dayatılmaya çalışılan ve kendi kültür ile geleneklerine tamamen yabancı olan İslami toplum modelini reddetti, Türkiye’den bağımsızlığını ilan etti” demişlerdir.

Dillerde dolaşan söylenti Kıbrıs’taki bu seçimde de tecrübeli eller tarafından, Yunan-İsrail-Rum lobisinin oluşturduğu fonlarla Türkiye karşıtı cepheye oy vermeleri için para dağıtıldığıdır.

*

“Türkiye'yi "işgalci" gören ve Türklerden daha çok Rumlara yakınlık duyan Kıbrıs Türklerinin bir kısmını nasıl anlamalıyız?

Bunlara sorarsan Laik, Atatürk Milliyetçisi ve Türkçü olduklarını söylüyorlar. Öyleyse Türkiye ve Türklerinden neden nefret ediyorlar?

Sosyal psikoloji alanında Türkiye'nin en önemli bilim adamı olan, Türk Milliyetçiliğinin ve Ülkücü hareketin önde gelen fikir babalarından Prof. Dr. Erol Güngör, "Millet oluşumunda din olmazsa, dilin tek başına birleştirici güç oluşturamayacağı" tezini dile getirir.

Prof.Dr. Erol Güngör "Kültür değişmesi ve Milliyetçilik" kitabında şu tespitte bulunur:

"Türkler Müslüman olmasaydı değişik isimlerle kavimler halinde dağılırlardı." Nitekim Müslüman olmayan Türk boyları, yaşadıkları yerlerin Türk olmayan halkları içinde asimile olmuşlardır. Macaristan, Finlandiya ve İskandinavya gibi ülkelerde yaşayan ve Müslüman olmayan Türkler, zaman içinde dillerini de kaybederek Türklüklerini unutmuşlardır.

Çin sınırları içinde Doğu Türkistan’da yaşayan ve yüz yıllardır ağır baskılara maruz kalan Müslüman Doğu Türkistan Türkleri ise, her türlü olumsuz şartlara rağmen Türklüklerini unutmadılar, dillerini de kaybetmediler.

Kıbrıs'taki sorun da merhum Erol Güngör hocanın tespiti ile alakalıdır.

İslam'dan uzaklaşan Türkler, kolaylıkla Millet olma bilincini kaybederek asimile olabiliyor.

Türkiye Türklerinden nefret eden Kıbrıslı bazı Türkleri bu noktaya getiren etken, dinsizleşmeleridir.”

*

Bu vesileyle Erol Güngör hocayı rahmetle ve Fatihalarla yad edelim. Türkiye’deki eğitim sistemi maalesef böyle bir nesil türetti. Ruhsuz, köksüz, batı kuklası bir nesil! Merhum Alpaslan Türkeş de aynı sözleri ısrarla hafızalara nakşetmişti:

"Türklük bedenimiz İslamiyet ruhumuzdur; ruhsuz beden bir cesettir"

Yine Erol Güngör merhumun tespitiyle, dine açıktan saldıramıyanlar arap düşmanlığı ile hücum etmekte; inancını yaşayan ve dinini savunanı da hemen "Araplaştı, arap sevici" gibi sözlerle yaftalamışlardır.

Dr. Cenap Şirin aynıyla vaki paylaşımında:

“Kıbrıs Harekâtının hemen ertesindeki ilkyaz tatilinde Rum baskısından kurtulmanın heyecanıyla Kıbrıslı bazı aileler çocuklarını Konya'ya gönderdiler.

Yaz tatilinde çocuklar namaz duaları ve Kur'an okumayı öğrendiler.

Çocukları götüren uçak Kıbrıs'a hava alanına indiğinde, Denktaş çocukları tutuklattı.

Kur'an öğrenmekle suç işlemişlerdi.

"İŞGALCİ TÜRKİYE KIBRIS'TAN DEFOL" kafası, işte BU KAFANIN ESERİDİR!”

28 Şubat zihniyetinin dini hayata karşı olan kısıtlamaları yıllarca evvel Kıbrıs'ta uygulanmaya başlanılmıştı.

*

İşte Kıbrıs'taki sözüm ona Türk'ler ve Türkiye’deki gençliğin önemli bir kısmı ruhsuz ceset gibiler. Sahipleri ne derse, ne isterse onu yapıyorlar. Yunanistan'a gidin Türkiye'yi seven bir kişi bulamazsınız! Ermenistan'a gidin bir tane Türkiye'yi seven bulamazsınız! İsrail'e gidin bir tane Türkiye'yi seven bulamazsınız! Ama bu üç ülkeyi kendi vatandaşlarından daha çok seven hainler bizim ülkede var!

Maalesef ki durum bu, acı ama gerçek!

Kıbrıs sadece “yavru vatan” değil Türkiye'nin minik bir kopyasıdır.

Umarız yavru vatanda sonu hüsranla bitecek bir yanlış adım atılmaz.

*

Cumamız mübarek olsun