SUSSAM OLMUYOR SÖYLESEM?
Hallac-ı Mansur , kimine göre bir veli kimine göre bir büyücü kimine göre şeytandı. İçinde öyle büyük bir Allah aşkı vardı ki nereye baksa Allah?tan başka bir şey göremiyordu. Halk arasına karışarak insanlara, içini yakıp kavuran Allah aşkını anlatmaya başladı. Kısa sürede etrafına insanları toplamayı başardı. Fas, Bağdat, Horasan ,Hindistan hatta Çin sınırlarını dolaştı. Budizm öğretilerinden oldukça fazla etkilenen Mansur günümüzde panteizm denilen tüm Tanrıcılık düşüncesini benimsedi. Bu düşüncenin temeli her şeyin Allah?tan olduğu yani parçanın bütüne ait olduğuydu. Mansur?un söyledikleri ve davranışları yüzünden din alimleriyle arası açıldı. Mansur?u zındık olmakla suçlayan bir grup Mansur?un Allah?ta yok olmak anlamına gelen ?En-el Hak ?sözünden dolayı tutuklanıp idam edilmesine sebep oldu. Bağdat?ta önce kırbaçlandı sonra kolları ve ayakları kesildi. Başı kesilerek Dicle Nehri?nin köprüsüne asıldı. Gövdesi yakılıp nehrin sularına atıldı.
Sokrates M.Ö yaşamış Yunan filozofuydu. Yaşadığı Yunan toplumunu uyandırmak ve erdemli yaşamı nasıl başaracağımızı anlatmayı kendine görev bildi. Sokak sokak insanlara hayatın anlamını, ahlaklı yaşamayı, neyin gerçekten iyi olduğunu anlattı. Hakkında açılan dava ile Sokrates?in yeni bir Tanrı getirmeye çalıştığı söylenerek idama mahkum edildi. Ünlü savunmasında ?Beni eskiden beri suçlarlar; üstelik bunları en çok etki altında kalabileceğiniz çağlarda, kiminiz daha çocuk ya da delikanlıyken kulaklarınıza doldurmuşlardır. Hem bu suçlamalar, karşılarında kendilerini yanıtlayacak kimse yokken benim arkamdan oluyordu.?
??. Ne diyorlar beni lekeleyenler? Okuyalım suçlama edimlerini.
Sokrates suçludur.
Yeraltında, gökyüzünde olup bitenleri araştırıyor, açıkça, eğriyi doğru diye gösteriyor, başkalarına da kendisi gibi olmalarını öğretiyor.
Suçlamanın aşağı yukarı özü bu.? demişti. Sokrates düşüncelerinden dolayı baldıran zehri içirtilerek idam edildi.
Nesimi 14. Yüzyılda yaşamış Türk şairiydi. En büyük özelliği şiirlerinde dili korkusuzca kullanmasıydı. Dar görüşlü dini düşünce ile savaşıyordu. Bu yüzden şiirlerinde oldukça sert bir dil kullanıyor ve bu şiirleri diyar diyar gezdiği yerlerdeki halka iletiyordu. Bir çok insanı etkisi altına alan Nesimi?nin söz ve davranışları yüzünden bir grup oldukça rahatsız oldu. Nesimi?yi zındık olmakla suçladı. Her dönem olduğu gibi herkes gibi düşünmeyen bu adam ancak öldürülerek susturulabilirdi. Hakkında derisi yüzülerek öldürülme fetvası verildi ve derisi yüzülerek de idam edildi.
İmam-ı Azam Ebu Hanife, Hanefi mezhebinin kurucusuydu. İmam-ı Azam Emevi ve Abbasi halifelerinin yanlış uygulamalarıyla her zaman mücadele etti. ?Yaratıcıya isyan konusunda yaratılana itaat yoktur.? (Müslim, 1839) hadisini kendine yol gösterici olarak benimsemişti. İktidarda olanların kendisini kullanmalarına asla müsaade etmedi. Emevi idaresi İmam-ı Azam?ı susturmanın en iyi yolunun ona yönetimde yer vermek olduğunu düşünerek İmam?a kadılık görevi teklif etti. İmam-ı Azam teklifi şiddetle reddederek ? Bana Vâsıt mescidin kapılarını say dese, onu bile kabul etmem.? dedi. Bunun üzerine Emevi halifesi tarafından tutuklanarak zindana atıldı. Zindanda kırbaçlanarak işkence gördü. Emevi devleti Abbasilerin eline geçince yine İmam-ı Azam?ı yönetim kendi tarafına çekmek istedi ama yine başarılı olamadı ve İmam-ı Azam tutuklanarak hapsedildi, işkenceler maruz kaldı. Tüm işkencelere rağmen istediğini elde edemeyen Abbasi yönetimi İmam-ı Azam?ın ölümüne karar verdi. Zehirlenerek öldürüldü.
Giordano Bruno, İtalyan filozoftur. Hem rahip hem bilim insanı olarak Rönesans felsefesine biçim veren filozoflardandır. Koperning devrimiyle Hristiyanlıkla bağlarını kopardı. Kiliseye karşı duruş sergilemesiyle kafirlikle suçlandı. Dinsizlikle suçlanması yüzünden hiçbir yerde barınamadı ve bu yüzden sürekli gezmek zorunda kaldı. Bu gezilerin birinde Galileo Galilei ile tanıştı. Bu tanışmasıyla çeşitli yerlerde konferanslar vermeye başladı. Bu konferanslarda bazı aristokratla çatışınca Engizisyon`a teslim edildi. Her türlü işkenceye maruz kalmasına rağmen düşüncesinden vazgeçmedi. Engizisyon tarafından kanı yere dökülmeden idam edilmesine karar verildi. Bruno yakılarak idam edildi ve külleri Tiber ırmağına döküldü.
Figani Kanuni Sulan Süleyman döneminde yaşamış şairlerdendi. Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa için ?Cihan tapınağına iki İbrahim geldi, biri put kırıcı, diğeri ise put dikici oldu. ? mısraları yüzünden Sadrazam tarafından idam edildi.
Antoine Lavoisier, Flagiston Teorisi ve Kütle Korunumu Kanunu bilime kazandırdı. Yaşadığı dönemde bilimi reddeden insanlara "Bu kelleler bir işe yaramaz" dediği için giyotin ile idam edildi.
Hypatia Platon`un bilgileri ve düşüncelerini korkusuzca öğrencilerine anlattı, doğayı, matematik ve deney ile açıklamaya çalışarak aydınlatmaya çalıştı. O dönemin psikoposu Hypatia?dan rahatsız oldu Özellikle kadın olmasından dolayı halkı Hypatia?ya karşı kışkırttı ve ölüm emrini verdi. Önce bir grup tarafından sokaklarda süründü daha sonra taşlanarak öldürüldü. Cansız bedeni kalabalıkların ortasında ateşe verildi.
Tarih boyunca dini, dili, cinsiyet, ırkı ne olursa olsun fark etmeden beynine zincir vurulamayan insanların bedenleri zincirledi. Bu büyük insanların ölümü insanlığın büyük kaybı ve utancıydı.
İdrak edemediğimiz ya da çıkarlarımıza ters düştüğü için bizler de yargılamıyor muyuz bazı insanları? Dışlanmamak, ötekileştirilmemek için susmuyor muyuz yanlışlara? İçimiz doğrularla dolup taşarken yanlışlara göz yummuyor muyuz?
Bizim gibi düşünmeyenleri dinliyor muyuz peki? Yoksa anlamaya çalışmadan yargılamaya mı başlıyoruz? Yargılamak için her şeyi bilmek gerekmez mi? Bir insanın her şeyi bilmesi mümkün mü? Mümkün olması, herkes için geçerli mi?
Tarihe acı hikayeleriyle adını yazdırmış nice düşünürü, bilim ve ilim insanı canı pahasına doğruları söylemekten korkmadı. Zamanında onları anlayabilseydik eğer insanlık gelişmek için bu kadar geç kalmazdı.
Kesinlikle bilinmeli ki doğrular durdurulamaz. Ne kadar engellenmeye de çalışılsa da kendini ortaya çıkartacak bir kaynağı her zaman bulur.
.