2300 yıl öncesinden adını tarihin sayfalarına yazdırmış bir düşünürdür Diyojen. Benim en ilgimi çeken filozoftur . ?Çok düşünme deli olursun ? sözü için kendisi iyi bir örnek olabilir. Nasıl biriydi meşhur Diyojen?
Diyojen, günlük yaşamında her zaman kirli elbisesi, köpek derisine benzeyen paltosu ile dolaşırdı. Bir keşkülü, ev olarak kullandığı ve ölü gömmekte kullanılan fıçının içinde yaşaması herkesi şaşırtıyordu. Fıçısından başka bir de tahta maşrapası vardı. Bir gün, çeşme başında avucu ile su içen bir çocuğu görünce, ?Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti.? diyerek maşrapa çanağı da kırıp atmıştı.
Diyojen gerçekten deli değil belki de deli görünmeyi dünyevi haza tercih eden biriydi. Sahip olduklarımız bize yetmez oldu. Bazen kıyafet dolabını bir açıyorum yığınla kıyafet, nasıl bu kadar aç gözlü olabildim diye kendime kızarken bir yandan almaya da devam ediyorum. Eşya ile boğduğumuz evlerimiz, kıtlıkta kalacakmış gibi doldurduğumuz buzdolabımız ve daha nicesi? Biz mi akıllıyız sizce yoksa fıçıda yaşıyor diye deli diye nitelendirilen Diyojen mi?
Ayağına kadar gelerek kendisinden bir isteği olup olmadığını soran Büyük İskender?e ? Senden bir şey istemiyorum. Önünden çekil güneşimi kesiyorsun. ? yani bizim dilde ?Gölge etme, başka ihsan istemem senden. ? şeklinde söylenen meşhur cümleyi söyler. Bu söz üzerine Büyük İskender ?Büyük İskender olmasaydım Diyojen olurdum. ? der.
Makam ve mevki , boş birer kavramdır Diyojen için. Bu yüzden korkusu da yoktur. Aslında maddiyata önem vermeyince kendisine kim ne vermiş çok ta umrunda değildir. Günümüzde makamlı biri için el pençe kendi doğrularından ,kişiliğinden ödün veren insanlar mı akıllıdır yoksa makama ve güce kul olmayan zamanın büyük İskender?ine gölge etme diyen Diyojen mi ?
Diyojen bir gün elinde fener Atina sokaklarında dolaşıyormuş. İnsanlar şaşkınlıkla neden gündüz fener yakmış olduğunu sormuş. Diyojen :
-Adam arıyorum adam! Cevabını vermiş.
Hz. Mevlana bu cevabı: ?Şehrin ihtiyarı, şeytandan ve canavarlardan usandım, adam arıyorum diye elinde bir kandil olduğu halde dün dolaşıyordu? beytiyle ifade etmişti.
Düşündüğümüzde etrafımızda aslında ne kadar çok adam görünen ama adam olmayanlar var. Hani kelek çıkan karpuza benzeyenler. İçleri dışları kadar düzgün değildir. İçlerinin pis kokusunu dışına geçirdiği sahte bir örtü ile saklarlar. Sadık görünen düzenbazlar , dürüst görünen yalancılar, doğrunun yanındaymış gibi davranan dalkavuklar?saymakla bitmez.
Bence Diyoje?nin derdi ahlak yoksunluğu idi. En dayanamadığı insanlar çifte standart uygulayan dalkavuklardı. Bu konuda ?Sizi pohpohlayan insanlar yerine, böbürlenen kişilerle karşılaşmanız daha iyidir; sizi sürekli öven kişi sizi yaşarken öldürür. ?demiştir.
Atinalı bir kimse Diyojen?in namını duyar ve onu tanımak için Diyojen?in yanına gelir. Diyojen?in fakir ve sefil hayatını görünce ?İnsanlar neden filozoflara yardım etmez de dilencilere yardım eder? ? diye sorar. Diyojen biraz düşünür ve cevap verir:
-Çünkü insanlar bir gün kör veya topal olacaklarını düşünürler ama filozof olacakları akıllarına gelmez ,der.
Bu söz insanın bencilliğini çok güzel anlatmaktadır. Diyojen?e göre acıma duygusunun altında bile insanın bir gün bende böyle olursam düşüncesi vardır. Başkalarının mutluluğunu isterken bile aslında amaç kendi mutluluğumuz değil midir? Bizlere iyi davranılsın diye iyi davranırız. Dünyaya getirdiğimiz çocuklarımızdan bile beklentimiz vardır. Bakar büyütürüz ki onlar da yaşlanınca bize baksın.
Diyojen?i anlatırken aklıma rahmetli Muammer Baran geldi. Kendisini Diyojen?e benzettim. Rahmetli de aynı sefalet içinde yaşamı tercih etmişti. Sabahtan akşama kadar insanlara verilecek öğütleri vardı. Belki Diyojen gibi sert değildi ama onun kadar akıllıydı.
Düşününce bizlerin olağan kabul ettiği ama biz deli miyiz ya dediğimiz o kadar çok şey var ki?Kim akıllı kim deli bilinmez
. Peki bizler kendi doğrularımız için deli görünmeyi tercih edebilir miyiz? Sizi bilmem ama benim için çok zor?