Reklam
Reklam
MATEMATİK KORKUSUNUN NEDENLERİ VE KURTULMA YOLLARI
Reklam
Gülsen METİN

Gülsen METİN

MATEMATİK KORKUSUNUN NEDENLERİ VE KURTULMA YOLLARI

08 Ocak 2019 - 13:29 - Güncelleme: 08 Ocak 2019 - 16:46

           Sevgili okurlarım, bu güzel satırlar güzel bir yürekten, genç bir eğitimcinin kaleminden çıkarak benim köşeme misafir oldu. Bu güzel yazısı için Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan sevgili Tuğba YALABIK’a teşekkür ediyor, size iyi okumalar diliyorum.

            Matematik, problem, işlem, sayı, soru, çözüm …  Bazı insanlar bu kelimeleri duyar duymaz hemen kendini toplar çok zor bir iş yapacakmış gibi kasılır.  Avuçları terler kalp atışı hızlanır, boğazı kurur. Basit bir toplama, çıkarma yapabilmek bile çok zordur bu insanlar için. Korku sarar bir anda kendilerini. Kimi insanlar için ise matematik zevkli eğlenceli, insanı meraka sürükleyen bir uğraştır. Tabi bu kesim bir hayli az. Hangimiz matematikten kısa bir süre bile olsa korkmadık ki? Peki, bunun neden kaynaklandığını, nasıl kurtulabileceğimizi hiç düşündük mü?  Biz bütün suçu matematiğe yükleyip zor olduğunu kabul ettirdik kendimize. Peki, nereye kadar böyle gidecek?  Buna bir dur demek gerekmiyor mu? Etrafımızda matematikten soğuyan, korkan insanlar daha da çoğalmaya başlamadan buna bir çözüm bulmak gerekiyor. İlk önce bu korkunun neden kaynaklandığını bilmeliyiz ki ne yapmamız gerektiğini daha kolay bulalım.

       Matematik korkusunun ilk ve ana nedeni biz de yarattığı stres ve gerilim. Matematiğin diğer bilim dalları kadar yoruma açık olmaması ve kesinlik istemesi insanlarda başarısız olma korkusunu artırabiliyor. Diğer bir neden ise velilerin bu konudaki kaygılarını çocuklara yansıtmasıdır. Bu çocuklar üzerinde inanılmaz bir baskı yaratmaktadır. Veliler bu konuda o kadar kaygılıdırlar ki küçücük çocuklara yoğun bir tempoyla matematik öğretmeye çalışırlar. Oysa matematik için çok ileri bir zekâ ve çalışma gerekmez. Yoğunlaşabilme, anladıklarını pekiştirme gereklidir. Bu yüzden velilerin çocukların yoğunlaşabilme kapasitelerini ve pekiştirme işlemlerini artırmaları gerekir. En önemli yapılması gereken şey ise matematiğin estetik güzelliğini hissettirip, bu güzellikten alacağı hazzın farkına vardırılmalıdır. Sayıların birbiriyle olan dansını, işlem yapmanın heyecanını ve tutkusunu, doğru sonucu bulduğundaki o mutluluğu kavrayan bir insan matematikten nasıl zevk almaz ki?  ‘Bir matematik problemine dalıp gitmekten daha büyük bir mutluluk yoktur.’ Okuduğum bir kitapta görmüştüm bu sözü. Bende matematiğin estetik hazzına varmış biri olarak bir matematik problemine dalıp gittiğimdeki zevki, heyecanı başka hiçbir yerde alamıyorum. Sanki karşımda uçsuz bucaksız mavi bir deniz varmış gibi dalıp gidiyorum soruya. Tabi ki bu eşsiz hazzı fark ettirmek için en önemli görev biz öğretmenlere düşmektedir. Öğretmenlerin kendi kaygılarını çocuklara aktarmaması gerekiyor. Çocuklar bu kaygıları hissettiği anda kendilerine olan güvenlerinin düşmesi beklendik bir sonuç. Güvenlerinin düşmesi ile bu korku tohumu gün geçtikçe büyümeye başlar. Bir insan ne kadar endişeli ise performansı da o kadar düşecektir. Bu yüzden öğretmenlerimizin matematik öğretiminde kaygı duymak yerine matematiği nasıl en iyi şekilde öğretip, matematiği daha da sevdirmenin yollarını aramalıdır.

         Peki, şimdi ülkemizde okullar da verilen matematik eğitimi nasıl? Çocukların ihtiyaçlarını karşılıyor mu?  Ülkemiz de yapılan bir ankette eğitimi bir ülke sorunu olarak görenler 2015–2016 da yüzde beş bandında görürken 2017 yılında lise, üniversiteye geçiş sınavlarının değişimi ile bir anda yüzde 12 ye yükseldi. Buda gösteriyor ki halk da eğitim sisteminin düzene oturamamasından şikâyetçi. Ülkemizin en büyük sorunu tüm öğrencilere tek bir sistem uygulanmasıdır. Oysa çeşit çeşit öğrenci, öğretmen var. Her öğrencinin almak istediği farklı farklıdır. Bunun için çocukların aktif olacağı bir eğitim sistemi uygulansa, her çocuk ihtiyacı olan bilgiyi daha rahat alır diye düşünüyorum. Çocuklara yol gösterici olmalı, yanlışları fark ettirilmeli, doğruyu onlar kendileri bulmalıdır. Doğruyu bulamasalar bile uğraşıp çabaladıkları, aktif oldukları için konuya hâkim olmaları daha da kolaylaşabilir. Böylece matematiği sevme ve öğrenme oranı daha da artabilir. Matematiğin çok iyi öğrenilip kavranması,  sevilmesi önemlidir. Sınav başarısı üzerinde en büyük etkiye sahip olduğu herkesçe bilinmektedir. Belki de toplum olarak yarattığımız bu matematik korkusunun temeli buna dayanmaktadır. Onun içindir ki her şeyden önce matematik korkumuzu aşmak istiyorsak kendimize güvenmeli, pes etmemeli, matematikle uğraşmaktan zevk almaya çalışmalıyız. Bu uğraş sonucunda bir sınava gireceğimizi sürekli düşünmemeliyiz. Göreceksiniz matematik sandığınız kadar zor değil. 

Bu yazı 657 defa okunmuştur .

Son Yazılar