Reklam
Reklam
Reklam
ANNELER UYUMAZ, BİR SOKAK LAMBASI GİBİDİR
Reklam
Gülsen METİN

Gülsen METİN

ANNELER UYUMAZ, BİR SOKAK LAMBASI GİBİDİR

06 Kasım 2018 - 10:40

Sahip olduklarımızın kıymetini, onları kaybetmeden bilmek, ne büyük bir kazançtır bu hayatta. Ben uzun zamandır bazı şeyleri hatırlamıyor muşum da, ya da koşuşturmaca içinde sanki hayat hep aynı rutinde ve güzellikte gidecekmiş gibi iken bir el bileğimi sıkıca tuttu ve dedi ki “ Dur, yol arkadaşlarına iyi bak. Çocuğu olduğun anne babana, annesi olduğun çocuklarına bir bak. Ne zamana kadar onlar seninle hayat yolunda yürüyecekler ve sen ne zamana kadar evlatlarınla bu yolda yürüyeceksin.” Bu sorunun üzerine yanaklarımdan süzülen gözyaşlarıyla şükürler ettim, bileğimi tutan “Benim annem benim babam” isimli televizyon programına ve yol arkadaşlarımın benimle yürüdüğüne, benim hayat yolunda eşlik ettiklerime.

                Gözyaşları içinde, dudağımı ısırarak izledim, Üstün DÖKMEN’İN konuk olduğu programı. Zamanın içindeymiş gibi aslında nasıl da bomboş, nasıl da olmayan anılarla geçiyormuş zamanım. Gün içinde yoğunluktan arayamadığım annem ve babamın sesi hep telefonlarının ucunda duracakmış gibi ihmal edişlerim, her tatilde ısrarla yanlarına çağırışlarını erteleyişim nasıl da canımı acıttı.

             Gün içinde koşuşturmaktan yorulup, nasıl da kendi hallerine bıraktığım evlatlarımı. Bazen sıcak bir yemek yapamayacak kadar vaktim olmadığında nasıl da farkında değilmişim ki anılarında yer etmediğimi.

           Bazen hatadan dönmek, hata yapmamak için bir tokat gerekli ya. Kızmak yerine şükür edersin. Ben aynı ruh haliyle yazıyorum yazımı. Ben babamı kaybettiğimde 35, annemi kaybettiğimde 41 yaşındaydım diyor Üstün DÖKMEN. Ya ben dedim kalbimde şükür duygusu ile. İyi ki hayattalar. Ya benim evlatlarım dönüp beni hatırladıklarında. Hangi yemeğimi özleyecekler, hangi kokuyu benimle özleştirecekler. Evlatlarına benimle geçirdikleri hangi mutlu anı anlatacaklar. Kahkahalar, hüzünlerle bezenmiş anılar yolculuklarından geçtiklerinde. Bugünleri hatırladıklarında.

         Nasıl da acımasız davranıyor hayat, nasıl da her şeyi bitmeyecek gibi gösteriyor bize. Ta ki sevdiklerimizle yol ayrımına gelene kadar süregeliyor bu uyumuşluk halimiz. Oysa ne kadar önemlidir benim annem ve babamla başlayan cümleler. Nasıl da gurur ve güç verir onlardan bahsetmek. Ne mutludur ki o evlada kırmamıştır anne ve babasını. Gönlünü hoş etmiştir her zaman. Ne mutludur ki o anneye babaya çocuklarına “Benim annem, benim babam” la başlayan nice gurur, mutluluk dolu anılar bırakmış olsun.

       Nasıl teşekkür etsem bilemedim. Programın proje tasarımını yapan İsmail SERT, Yönetmen Muharrem SEVİL ve ekibin diğer üyelerine. Ne kadar anlamlı, ne kadar farkındalık dolu bir program. İnsanın yüreğinden taşan damlaların gözpınarlarından kâh sevinçle, kâh hüzünle dökülmesine sebep oluyor. Pazar günleri ana haber bülteninden sonra yayına giriyor. Tam da yeni haftanın koşuşturmacası başlamadan, hayatta bir es vermeyi, o esi güzel bir anı ile doldurmayı başarıyor.

       Programın web sayfasında “Benim annem benim babam” diye söze başladığımızda, hepimizin anlatacağı ne çok hikâye vardır! Çocukluğumuza dair hatırladıklarımızda, onlar mutlaka başroldedirler. Gençliğimizde, başımızın üzerinde kavak yelleri eserken yanımızda onlar vardır. Elimizden tutar, köprülerden geçirirler bizi. Ve uçururlar hayata.”

      Onlar hayattayken hep çocuk olarak kalırız, asla büyümeyiz. Onları kaybetmek, çocukluğumuzun da sonudur. Bir günde dünyamız değişir. Cemal Süreyya,’’Sizin hiç babanız öldü mü?/ Benim bir kere öldü’’ der. Sezai Karakoç, ‘Anneler ve Çocuklar’ şiirine şöyle başlar: ‘Anne ölünce çocuk / Bahçenin en yalnız köşesinde / Elinde bir siyah çubuk / Ağzında küçük bir leke.” Diye tanımlamışlar programı.

     Hayatta iken anne ve babamızın kıymetini bilmeli, bize bıraktıkları anılara iyi sahip çıkmalıyız. Kendimizde yavrularımıza bizden sonra kuracakların her cümlenin hakkına yaraşır şekilde anılar bırakmalıyız.

“Anneler uyumaz, bir sokak lambası gibidir.” diyor Üstün DÖKMEN.  

Bu yazı 265 defa okunmuştur .

Son Yazılar