CANHASAN
ERCAN ER

ERCAN ER

CANHASAN

25 Şubat 2019 - 14:41 - Güncelleme: 25 Şubat 2019 - 18:01

CANHASAN

 

Karaman - Ayrancı karayolunun Canhasan - Sudurağı yol ayrımı üzerinde Karaman’ın yaklaşık 13 km. kuzey doğusundadır. Canhasan (Alaçatı) Köyü’nün doğu kenarında yer alır. Canhasan I ve III tarih öncesi çağ höyükleri olup, Canhasan II ise geç döneme tarihlenir.

Canhasan’ın arkeolojik önemi, çanak çömleksiz neolitikten, çanak çömlekli neolitiğe geçişin tespit edilebildiği nadir höyüklerden biri olmasıdır. Kalkolitik çağı temsil eden yüksek kültürü nedeniyle Burdur Hacılar Höyükle birlikte Anadolu Kalkolitik Çağ boyalı seramiğinin karakteristik örneklerini barındırır. Ayrıca yontma taş teknolojisinde yoğun bir şekilde kullanılan obsidyen buluntuların varlığı, çevre ile ilişkileri gün ışığına çıkarılması bakımından önem arz etmektedir.

 

KAZI ÇALIŞMALARI

Canhasan höyükleri arasında en büyükleri olan I nolu höyük, 1954 yılında J. Mellaart tarafından yapılan bir yüzey araştırması sonrasında arkeoloji dünyasına tanıtılmıştır (Mellaart 1954).  Höyük üzerinde görülen çanak çömlek ve diğer buluntulara istinaden Erken Kalkolitik olarak tanımlanan bu höyükte 1958 yılında daha detaylı bir araştırma yapılmak üzere tekrar geri dönülerek analitik incelemelerde bulunulmuş fakat bu konudaki çalışma yayınlanmadan kalmıştır.

David French tarafından 1961 yılında başlatılan kazı çalışmaları düzenli olarak 1967 yıllarına kadar devam ettirilmiştir. Toplamda yedi sezon kazı çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmalar düzenli olarak yine “Anatolian Studie”’ adlı dergide detaylı raporlar halinde her yıl yayınlamıştır (French, 1962; French, 1963; French, 1964; French, 1965; French, 1966; French, 1967; French, 1968). David French Ankara’da bulunan İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Müdürlüğü görevini uzun yıllar yapmış ve emekli olduktan sonra da Canhasan üzerindeki yayınlarına devam etmiştir (French, 1998; French, 2005; French, 2010).

Canhasan I nolu yerleşiminden sonra iki aydan az bir süre de 1969 -1970 yılları arasında bir sondaj çalışması yapılmıştır. Bu çalışma kısa süreli olmasına rağmen alınan sonuçlar yakındoğu Neolitik kültürlerinin, özellikle Göbeklitepe gibi, Anadolu’ya doğru yayılmasını izleyebileceğimiz, Konya Ovasında ilk tarım ve hayvancılık başlangıcına dair ve belki de ilk yerleşime geçen insan topluluklarına ait bilgileri alabileceğimiz bir yer olduğunu göstermiştir (French, Hillman, & Payne, 1972).

French, Canhasan I’deki kazı çalışmaları sonrasında Canhasan I höyüğü tabakalanmasını aşağıdaki gibi yaparak belirli kültür dönemlerine ayırmıştır. Bunlar French tarafından şöyle sıralanmıştır (French, 1998)

 

KATLAR

TABAKALAR

KÜLTÜR DÖNEMİ

1

5

GEÇ KALKOLİTİK

2A

3

ORTA KALKOLİTİK

2B

1

GEÇİŞ DÖNEMİ / ERKEN KALKOLİTİK

3

1

ERKEN KALKOLİTİK

4

1

GEÇ NEOLİTİK / SERAMİKLİ

5

1

GEÇ NEOLİTİK / SERAMİKLİ

6

1

GEÇ NEOLİTİK / SERAMİKLİ

7

1

GEÇ NEOLİTİK / SERAMİKLİ

Canhasan I yerleşimindeki kültür tabakalanması ve ait oldukları dönemler

 

Yukarıdaki tabloya göre ve yine French’in belirttiğine göre burada da ana toprağa inilmeden kazı çalışmaları bitirilmiştir. En erkene tarihlenen katları 4 - 7 nolu katlar olup bunlar Neolitik dönem olarak belirlenmiş ve 1 - 3 nolu katlar ise Kalkolitik olarak tanımlanmıştır. Burada belirtilmesi gereken önemli noktalardan bir tanesi de şudur: Canhasan I de gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda 3 - 7 nolu katlara ait bilgiler 100 metrekareden daha az bir alandan elde edilirken, 2 nolu tabaka hakkındaki bilgilerimiz 840 metrekare civarındaki bir alanda yapılan çalışmalar sonucu ele geçmiştir. Burada göreceğimiz gibi yapılan çalışmalarda Canhasan I höyüğünde iki döneme ait mimari yer almaktadır. Bunlar Kalkolitik dönem olarak tanımlanan yapılar ile Geç Neolitik olarak tanımlanmış olan Neolitik dönem yapı geleceğinden söz edilmektedir (A. Baysal).

Canhasan I de en geniş alanda incelenen tabakalar 2A ve 2B tabakalarıdır.  Bu çalışmalar sayesinde 15 bina ortaya çıkarılmış ve anlaşılmaya çalışılmıştır.

Canhasan I, Orta Anadolu için Neolitik dönemden Kalkolitik döneme geçiş aşamasında değişiklikleri inceleyebileceğimiz önemli bir yer olarak karşımıza çıkarken burada yine farklı mimari teknikler ile birlikte yine farklı bir anlayışında ortaya çıktığı bir yerdir. Kısacası orta Anadolu Neolitiği içinde karşımıza çıkan Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Canhasan III aşağıda göreceğimiz yapılardan farklı bir özelliğe sahiptir. Bu özellikte iki katlı yapılar olarak görülmektedir.

Öncelikle kerpiç yapılmış öğelerin kullanılmaya başlanması önemli bir özelliktir. Buna ek olarak ev içlerindeki özelliklerin bolluğu, taşıyıcı direkler ve payandalar gösterilebilir. Her şeyin ötesinde bu mimari öğeler evlerdeki ikinci katın ortaya çıkması ile bağlantılı olarak görülmektedir. 

Çatalhöyük, Aşıklı Höyük ve Canhasan III gibi yerleşmelerde kullanılan güneşte kurutulmuş ve 1- 1,20 m uzunluğundaki kabaca şekillendirilmiş ve bazı uzmanlarca nehir kenarlarından kesilerek alınan (özellikle Çatalhöyük) ve silt veya alüvyal karakteristikteki bu parçalarla inşa edilen bu evlerin dayanıklılığı standartlaşmış kerpiçlerle inşa edilenlere oranla daha azdır. Daha sonra standartlaşmaya başlayan kerpiçlerle yapılan ve belirli mimari öğelerin payanda ve taşıyıcılar sayesinde evlerin yaşam alanlarının değişmeye başladığı belirtilmektedir. Özelikle alt katların yaşam alanı olmadığı doğrultusunda da görüşler sunulmaktadır (A. Baysal).

Canhasan I ‘de 1961 - 67 yılları arasında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına David H. French başkanlığında yapılan kazılarda sekiz tabaka tespit edilmiştir. Evler, dikdörtgen veya kare planlı, iki katlı inşa edilmiştir. Kerpiç, ağaç destek ve payanda duvarları kullanılmıştır. Tabanlar ve duvarlar çamur sıva ile sıvanmış, üzeri kırmızı aşı boyası ile boyanmıştır.

 

CANHASAN I MİMARİSİ

Canhasan I mimarisine baktığımızda, özellikle 4 - 7. katlar arası, kerpiç mimarinin neredeyse bugün uygulanan kerpiç yapıların aynısının o dönemde ortaya çıkmaya başladığı gözlenmektedir. Kerpiçlerin çamur, kil gibi malzeme ile saman vb. bitkisel kalıntıların karıştırılarak hazırlandığı görülmektedir.

- Bu kerpiçlerin boyutları (Geç Neolitik Dönem için) ortalama 50 x 30 x 8 cm boyutlarında hazırlandığı bazen bunların boyutlarında, özellikle genişliklerinde değişiklik olduğu dikkat çeker. Kerpiçlerin bu artan kalitesi daha fazla ağırlığı kaldırabilecek duruma ulaşmasını sağlamaktadır.

- 5 nolu kattaki bir bina içerisinde iki ocak, altı adet depo ve iki adet öğütme taşı bulunmuştur. Sözü edilen buluntular bir yaşam alanını göstermektedir.

- 4. katta ise aynı yapıların bir önceki ev duvarlarını takiben yapıldığı, ama 5. katta olduğu gibi zengin ev içi buluntusu vermediği gözlenirken yine evlerde sarımsı bir sıvanın kullanımı dikkat çeker.

- Yine 4. tabakada yine duvarlarda raf gibi çıkıntılara rastlanmaktadır (ledge).

- Bu tabakada yine dikkat çeken bir özellikte iki köpeğin birlikte gömüldüğü bir eşik görülmektedir (French 1998, 25 ve levhalar 4/2 ve 5/1).

- Canhasan I de 3. tabaka ve B den itibaren payandaların kullanımı görülmeye başlamaktadır.

- Bu tabakada ayrıca bir kalıp ile yapımına başlanan kerpiçlerde görülmeye başlamıştır. Bu kerpiçlerin genişlikleri daha fazla olduğundan duvarlarında kalınlaşmaya başladığı dikkat çeker.

- 3. katta görülen bir diğer ilginç şey ise duvarlarda kırmızı ve beyaz sıvanın her ikisinin de görülmesidir.

- Bu kerpiçler ile duvar örme tekniği de 2B tabakasından itibaren bugün genelde tuğla örmede ki tekniğe benzer bir şekilde değişiklik göstermektedir.

- Bu kat içinde (2B) 11 ev kazısı yapılmıştır.

- Bu tabakadan itibaren standart ölçülerde kerpiçler kullanılmaya başlar ve bunların ölçüsü 80 x 40 x 10 cm ölçülerindedir.

- 2B katında biri çökmüş üst katlara ait kalıntılar bulundu. Bu tür üst kat kalıntılarına 4 - 7 nolu katlar arasında rastlanmamıştır.

- 2B’de yine boyalı duvar sıvaları bulunmuştur.

- Kazılar sonucunda bulunan ev kalıntılarına ait duvarların bazı durumlarda iki metreye kadar ayakta olduğu dikkati çekmiştir.

 

BİNALAR

EN YÜKSEK DUVAR KALINTISI

TABANA ULAŞILDIMI

2B.1

1,75 m

HAYIR

2B.2

2,19 m

HAYIR

2B.3

3,00 m

EVET

2B.4

1,69 m

EVET

2B.5

2,93 m

EVET

2B.6

2,20 m

EVET

2B.7

1,63 m

EVET

2B.10

2,75 m

EVET

2B katındaki kazılar sonucunda bulunan evlerin duvar yükseklikleri

 

- Üst kat duvarları alt kat duvarlarının yarı genişliğinde olduğu belirtilmiştir (French 1998 fig. 21) yani 80 cm yerine 40 cm genişliktedir.

- Yine üst kat duvarlarının boyalı duvar sıvaları da yine üst katlarda uygulanmıştır. 2B katında bulunan sekiz binanın ikisinde duvar sıvaları bulunmamıştır.

- 2B yapılarında depolar, çalışma tezgâhı (benches) ve yükseltilmiş alanların bulunduğu belirtilmektedir.

- Canhasan I’in Neolitik olarak tanımlanan 4 - 5 katlarında ise sıvalı tabanlar tamamen genel bir kural gibidir.

- Bu katlarda platformlar, ocaklar ve insitu objeler ele geçmiştir (French 1998, 23, fig. 9).

- Odalar içinde ayırıcı duvarlar görülmez.

- Evler arasında birinden diğerine geçişin olması dikkat çekicidir.

- 2B katındaki 11 nolu yapıda 12 adet ikincil gömünün olduğu bunların kafataslarında aşı boyası olduğu dikkat çekmektedir. French buna ek olarak bunların mezarlarında seramik ve hayvan kemiklerinin olduğunu belirtmiştir bununla birlikte bunların tam detaylı bilgileri verilmemiştir.

- Bu ve benzer uygulamalar 3 ve 2B nolu katlarla ortadan kalkmaktadır.

- 2B.10 nolu yapıda üst katın tamamen korunarak kaldığı görülmüştür.

- 2B katındaki evlerde görülen depolar ise payandalar arasında ve bunlar arasında kerpiçlerin koyularak yapılması yoluna gidilmiştir.

           

Burada şuna işaret etmekte yarar vardır: Buradaki kazı çalışmaları genelde ayakta kalan ve kazı çalışmalarında ele geçen binalara ait taban planından başka bir şey değildir. Dolayısıyla bu tür bir plan sadece alt katın planını vereceğinden özellikle depo vb. gibi yapılara ait planlarının Neolitik tabakadaki evlerden farklı bir plan şeması oluşturması da normal ve aynı zamanda evlerin üst katı olduğu düşüncesini destekler durumdadır (A. Baysal).

            French üst katın hiç değilse en az beş kez sıvandığını belirtmiştir (French 1998, 40). Bununla birlikte alt kata bunun uygulanmadığını da ifade eder.

                Canhasan 1 katında ise mimari organizasyonda tekrar bir değişikliğin yaşandığı görülür. Bu değişiklik ise kerpiç boylarına kadar yansımaktadır. Örneğin 1 nolu katta kullanılan kerpiçlerin 30 x 18 x 12 cm boyutlarında olduğu görülür buna ek olarak da; evlerde üst kat olgusundan vaz geçilmiştir.

 

CANHASAN III EVLERİ

                Yaklaşık 80 X 85 m civarında küçük bir arkeolojik yerleşkedir. Canhasan I yerleşmesinin 500 metre kuzey yakınında yer almaktadır. Buradaki ilk araştırmalar yine D. French tarafından Canhasan I arkeolojik sit alanının son dönemlerinde küçük bir sondaj ve yüzey temizliği yapılarak toplam iki aylık bir süre içinde çalışılmıştır.

            Türkiye arkeolojisi için son derece önemli bir yere sahip olan bu höyük, Aşıklı Höyük ve Çatalhöyük gibi son derece büyük bir öneme sahip bir arkeolojik sittir. Bu yerleşimden elde edilen karbon tarihleri bugün Çatalhöyük gibi sembolik kültürü ile son derece önemli yere sahip olan ve Dünya Kültür mirası listelerinde yerini almış bir höyüğün belki de ilk yerleşimcileri tarafından kurulmuş veya başka bir deyişle Çatalhöyük’ü meydana getirenler ilk kez belki burada yerleşmişlerdir (A. Baysal).

Canhasan III kazıları sonucunda ortaya çıkarılan evlerin ilginç bir karakterde olduğu gözlenmiştir.  Bu evlerin büyük çoğunluğu yüzey toprağının 20 cm sıyırılması sonucu ortaya çıkarılmış olup Canhasan III üzerinde arkeolojik kazı çalışmaları yapılmamıştır. Buna karşılık D. French tarafından 1969-1970 yıllarında bir iki alanda yapılan sondaj çalışmaları dışında bu Çanak Çömlemsiz Neolitik Döneme (PPN) tarihlenen (MÖ 7700) bu yerleşim hakkında bildiğimiz özelliklerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür;

- Canhasan III evlerinde boyutlar farklılık göstermektedir. Bu çeşitlilik örneğin 5 ve 23 nolu odalarda (ki bunların bir ev olarak kullanılmadığı düşünülebilir) 4 metrekareden daha azdır.

- En geniş mekânlarda ise 21 metrekareye kadar ev içi kullanım alanının büyüklüğü görülmektedir.

- Ortalama boyut ise evlerde 10 - 10,8 metrekare civarındadır. Bu açıdan karşılaştırıldığında, ortalama boyut olarak, Aşıklı Höyük evlerinden (ortalama 6,5 metrekare) daha büyüktür.

- Duvarlar büyük ve yumuşak topraktan (az killi, çok kumlu, organik maddeli gevşek toprak = loam) yaklaşık 1 - 1,20 m uzunluğundaki geniş parçalardan inşa edilmişlerdir.

- Bu kullanılan kütük gibi ve uzun killi toprağın yüksekliği 9 m. civarındadır.

- Duvarlar için herhangi bir taş temel kullanılmamıştır.

- Duvarlar için bir temel çukuru bulunmamaktadır.

- Bu nedenle evler Çatalhöyük ve Aşıklı Höyük gibi alt evrede kurulmuş evlerin dış duvarlarını rehber alarak veya doğrudan onların üzerine kurulmuştur.

- Evlerin duvarlarına sıva uygulanmıştır (plaster).

- Duvarlarda payanda gibi uygulamalar yoktur.

- Duvarlarda kullanılan sıvanın ev tabanlarında da uygulandığı görülür.

- Bu tabanların sertleştirilmesi için bazılarında küçük çakıl taşlarının taban içine karıştırıldığı görülmektedir.

- Bazı evlerde ev içi taban ve duvarlarının kırmızı aşı boyası ile boyandığı görülmüştür.

 

            Ev içlerine ait veya ev içinde bulunan eşyalara ait fazla bilgimiz yoktur çünkü bunların kazıları tamamen yapılmamıştır. Bununla birlikte şunları belirtmek mümkündür;

- Evler ya tek oda halinde ya da birleşik mekânlar olarak kullanılmıştır. Bu durumda bunları iki oda olarak düşünmek mümkün olabilir.

- Odalar arasında geçiş kapı boşluğu olarak tanımlanan boşluklar sayesinde gerçekleşmektedir.

- Bazı ev içlerinde fırın türü ateş alanları bulunmaktadır.

- Bir ev içinde (7 nolu yapı)  iki adet fırın bulunmuş ve bunlardan bir tanesi güney duvarına ve önünde inşa edilmiştir.

- Çatıyı desteklemek için herhangi bir taşıyıcı kullanılmadığı ev içinde direk deliklerinin olmaması ve buna bağlı olarak da evlerin iki katlı olamayacağı düşünülmektedir.

- Duvarlarda payanda olmaması da bununla ilgili olarak düşünülmektedir.

- Çatı hakkında bilgi verecek kazı çalışmalarında çökmüş bir çatıya rastlanmadığı için herhangi bir yorum yapmak şimdilik mümkün olmamakla birlikte, Çatalhöyük gibi bir uygulama içinde olması, yani düz damlı bir uygulamaya sahip olması mümkündür.

- Evler birbirine bitişik olarak inşa edilmişlerdir.

- Dörtgen veya dikdörtgen plan göstermektedirler.

- Evlerin bitişik olarak inşa edilmeleri de bunlara da üsten merdiven ile girildiğini düşündürtmektedir.

- Bazı evlerin duvarları arasında boşluklar bulunmaktadır. Çatalhöyük örneklerinde bu boşlukların genellikle çatılarda geçen yaşam süresi ve aktiviteler sonucu bu boşlukların zaman içinde çöp ile dolmaya başladığı dikkat çekmektedir.

- Bununla birlikte 38 nolu mekânın dışa açılan bir birimi olduğu da dikkat çekmektedir.

 

Canhasan III yerleşmesinde arkeolojik kazı çalışmaları sonucunda elde edilen mimari plan çok detaylı olmamakla birlikte, evler her ne kadar bitişik olarak inşa edilmiş olsalar da bazılarının arasında ara sokak gibi boşluklar olduğu gözlenmektedir.

Evler içinde ele geçen buluntular dağınık olduğundan ve az olduğundan pek bir şey ifade etmemektedir. Bununla birlikte tahıl ve diğer bitki kalıntılarının ele geçtiği belirtilmiştir. Planlarda görülen kesimlerde evlerin tamamında kabaca 80 - 100 kişilik bir nüfusun yaşamış olabileceği ve izlenen nüfus hesaplaması ile tüm höyük üzerinde 650 - 1000 kişi civarında (en yoğun zamanlarında) yaşamış olabileceği belirtilmiştir (Düring 2006:125).

Canhasan II, Roma-Bizans dönemi olarak tanımlanmış ve üzerinde arkeolojik kazılar yapılmadan bırakılırken, kazı çalışmaları sadece 6 - 7 sezon sürmüş olan Canhasan I ve yüzey toprağının 20 cm sıyrılması ve küçük bir alanda yapılan sondaj ile toplamda üzerinde bir ay kadar kısa bir süre araştırma yapılan I ve III yerleşmelerinden söz edilebilir. D. French’in 1960 -1970 yılları arasında yaptığı bu çalışmalar sonucunda Canhasan III yerleşmesini akeramik, yani Canhasan I yerleşmesinden daha erkene tarihlenen bir yerleşim olarak tanımlar. Bu durumda Canhasan I kazıları sonucunda ortaya çıkan bilgiler eşliğinde bu Canhasan I ve III kronoljik olarak birbirini takip eden yerleşim alanları gibi karşımıza çıkmaktadır. Bu durumda mimari değerlendirilirken de akeramik dönem, çanak çömlekli neolitik ve kalkolitik olarak üç ayrı döneme ait mimari unsurların değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Bu mimari karakteristikleri günümüzden geriye doğru götürerek değerlendirdiğimizde yukarıdaki anlatmaya çalıştığımız noktalar görülmektedir.

 

Canhasan I = 1 ve 2A katları tekrardan değişen mimari yapılar.

Canhasan I = 2B dönemi standartlaşan mimari yapılar.

Canhasan I = 4 - 7 katlara ait mimari yapılar - Canhasan III – Akeramik dönem yapıları.

 

Bu durum bize zaman içinde değişen gelişen ve dönemin gereklerine uygun bir şekilde karakterini değiştiren bir mimarinin varlığını göstermektedir.

Canhasan evleri hakkında dikkat edilmesi gereken en önemli şeylerden bir tanesi Canhasan adı ile bilinen yerleşim yeri 3 farklı höyükten oluşmasıdır. Canhasan höyükleri sırasıyla numaralandırılmıştır ve bu numaralandırma;

- Canhasan III (çanak çömleksiz neolitik döneme tarihlenen ve üzerinde iki aylık sondaj ve sınırlı alanda kazı çalışmalarının sürdürüldüğü alan)

- Canhasan I (Kalkolitik dönem ve genel olarak kazı çalışmalarının yürütüldüğü alan)

- Canhasan II (roma dönemi ve hiç kazı yapılmadan bırakılmış olan)

 

Bir diğer noktada da kazı çalışmaları geride kalan yapıların izlerini ve ayakta kalan kısımları ortaya çıkarmakta ve bundan yola çıkarak değerlendirmeler yapmaktadır. Dolayısı ile bulunanlar genelde temel birimleri gösterdiğinden dikkatle değerlendirilmelidir.

Canhasan’da yerleşme Canhasan III höyüğünde Çanak Çömleksiz Neolitik Devirde başlamış, yerleşme daha sonra Canhasan I ve Canhasan II höyüklerinde devam etmiştir. Canhasan III’te Neolitik Çağ yerleşmesine ait mimari kalıntılar yüzey toprağının hemen altında ortaya çıkmıştır. Yapılarda kerpiç ve tuğla kullanımının yanı sıra, genellikle pise tekniği uygulanmıştır. Dikdörtgen planlı konutlarda taş temel yoktur. Duvarlar ve tabanlar kil sıva ile kaplanmış, bazen bu sıvalar kırmızı aşı boyası ile boyanmış, bazen de sert zemin üzerine  çakıl taşlarının kuvvetle bastırılması ile dekore edilmiştir.

Yontma taş endüstrisinde obsidyen kullanımı ağırlıktadır. Düzeltili uçlar, uç kazıyıcılar, yonga kazıyıcılar, sarp düzeltili dilgiler, deliciler, geometrik yarımaylar ve yamuklara rastlanmıştır. Çakmaktaşından yapılmış aletler sayıca daha azdır, özellikle orak bıçakların yapımında kullanılmıştır. Cilalı taş baltalar, cilalı gerdançeler ve boncuklar diğer taş buluntulardır.

Kemik endüstrisi örnekleri içerisinde iğneler, spatulalar ve boncuklar ağırlıktadır. Ele geçen hayvan kemikleri içerisinden sığır, koyun-keçi, geyik, karaca, yabani eşek, domuz, tavşan, köpek, kurt, kaplumbağa, yılan, kuş, küçük kemiriciler ve balık türleri saptanmıştır. Sığırın evcilleştirildiği sanılmaktadır.

Yabani einkorn buğdayının iki cinsi tarıma alınmış, tek ve çift tohumlu einkorn ile emer buğdayı, ekmeklik buğdayın iki cinsi, makarnalık buğday, çavdar otu, arpa, mercimek ve büyük taneli baklagillerin yanı sıra ceviz, çitlembik, yabani üzüm ve pek çok ot türü ele geçen bitki kalıntıları arasındadır.

Kalkolitik devir yapı katlarında gri veya açık siyah renkli zemin üzerine kazıma tekniğinde motiflerle bezenmiş çanak çömlek, açık renk üzerine kırmızı renkte boya ile bezenmiş çanak çömlek ve koyu kahverengi veya koyu kırmızı renkte düz parlatılmış çanak çömlek bol olarak kullanılmıştır.

Küçük buluntular içerisinde kıymetli taşlardan gerdanlık, midye kabuğundan kolyeler, kemikten yapılmış bilezik ve süs eşyaları ile figürinler bulunmaktadır.

Burada yaşayan insanların yakın doğu ve Mersin bölgesi ile ilişkileri saptanmıştır. Tarıma ve hayvancılığa dayalı bir ekonomilerinin olduğu bilinmektedir.

Höyük M.Ö.4300 tarihlerinde terk edilmiş, uzun süre boş kaldıktan sonra Helenistik, Roma ve ilk Bizans devirlerinde yeniden yerleşime sahne olmuştur.

 

 

  

 

                                                                                                                              

                                                                                                                             

 

 

Bu yazı 1074 defa okunmuştur .

Son Yazılar