Reklam
KİTAPLARIMA NAZAR DEĞMİŞ HOCAM BİR OKUR MUSUN?
Adem GÜMÜŞ

Adem GÜMÜŞ

KİTAPLARIMA NAZAR DEĞMİŞ HOCAM BİR OKUR MUSUN?

18 Kasım 2019 - 13:19

KİTAPLARIMA NAZAR DEĞMİŞ HOCAM BİR OKUR MUSUN?

Bilirsiniz, İngiliz mahkemelerinde güya adalet mensupları garip ve pas parlak peruklarla iş görürler. Bu tarzın nedeni son üç yüz yıldır yargıç ve avukatların mahkeme dışında suçlular tarafından tanınmamak için aldığı bir tedbirmiş aslında.  Hala da öyleler. Ne var ki bu aykırı halleri filmlerde dahi kendisine ziyadesiyle yer bulmuştur hep. O filmlerin birisinde Yargıç ve sanık sandalyesindeki suçlu arasında şöyle bir konuşma geçiyordu. 

Yargıç, “Bay jhonson konuyla alakası yok ama bir sorum olacak. Kitap okur muydunuz, yani kitaplarla aranız nasıldır?” şeklinde bir soru sormuştu.  Sanık Jhonson son derece müstehzi bir bakışla dudaklarını da büzüştürmüş halde yargıç’ın yüzüne doğru, “Hayır, hiç ama hiç kitap okumadım, ayrıca bugüne dek kitap okumamış olmanın bir zararını da görmedim” deyiverdi. Yargıç bu cevap karşısında bir kaşını yukarıya doğru kaldırmış ve hafif başını öne doğru eğmiş vaziyette şu ibretlik sözü sarf edivermişti. “Bay Jhonson siz zararını görmemiş olabilirsiniz ama biz bu gün çok zararını gördük. Ayrıca sanık sandalyesindesiniz yetmez mi?”

Ne de olsa film işte deyip geçmek geliyor içimden. Lakin başını hiç ama hiç hatırlamadığımız, sonunu da kestirmemizin asla ve kat’a mümkün olmayacağı şu ahir ömrümüzün gidişatı tıpkı perukla dolaşan yargıçlardan farksız aslında. Biraz mış gibi, biraz da muş gibi… Tanınmayacak haldeyiz kısacası. Hele ki “Kamerası çok güzel yaaa!” diyen zehirli konformizmin sanal konforuyla yaşıyor olduğumuz şu günlerde. Başımızı her an selfiye hazır çağdaş ve popülist duruşumuzla her dem dik tutuyor olsak da en onulmaz zamanlarda falso veren dilimizi aratmayan bedenimiz durmaksızın kekeliyor adeta. 

Neden mi?

Tabi ki hayatımızdan, hikmetinden sual olunmayan biçimde okumak ve okuduğunu ilahi nida bilip, ancak işittik ve iman ettik lafz-ı terkibiyle taçlandırınca ancak tat alacağımız gerçeğinden uzak oluşumuzdur. Her ne kadar oyundan ve oynaştan ibaret kısacık ömrümüzde kimseler bizi okuyup okumadığımız ile ilgili filmlerdeki yargıçlar misali yargılamayacaksa da bir film şeridinden ibaret yaşamımızın sonu hiç te öyle olacakmış gibi gözükmüyor oysa. Oku diyen o lahuti emrin yegâne sahibi, çağdaş tabirle oyunun son levelinde kuşkusuz okudun mu tevcihiyle tüm fanileri fena halde sigaya çekecektir elbet.

Bu kaçınılmaz sonla karşılaşmazdan evvel ne yapıp edip okumalı aslında. Okumalı lakin aklımız başımızda bir halde iken okumalı. Aksi halde başımızı muska niyetine omzumuzun üzerinde taşıyan müptezel zümreden oluverirsiniz benden söylemesi. Hani diyorum o feraset denen nimeti her an çalışır vaziyette tutmalı. Birileri tam da okumaktan yana aşka geldiğiniz bir anda zihninizi uçak moduna alın dediği gün bilin ki okuttuklarıyla canınıza okuyacaklar demektir. Kim bilir belki bir temmuz sıcağında hem de bir gece yarısı, kendinizi bir uçak içerisinde gök kubbeyi necip milletinin başına yıkıyor halde bulmanız içten bile olmayacaktır.

Evet, yazmak denen Allah vergisi o maharetle bir nevi aynı ölçüde bir ustalık gerektirir okumak.  Okumak sevgi ister, sevgi de hepten emek ister. Adanmışlık ister. Cesaret ister. Yürek ister ama en başta akıl ister, basiret ister cancağızım. Aksi halde şuursuz ve ahmakça yapılan bir okuma adeta bir bumerang misali döner başımızın belası olur. Belaya duçar olduktan sonra natık- ı hayvanattan ne farkımız kalır ki. 

Şu “Okudun mu?” sualiyle muhatap olunmazdan evvel yol yakınken okuyun derim. Bunca söylenene kulak asmayıp bildiğinizi okumaya devam edecekseniz hiç durmayın, aklınızın başınıza dönebilmesi niyetiyle şöyle okuması ve üfürmesi kuvvetli son model bir acuzenin önüne diz kırıp kurşun döktürün. Yok, bu hurafelerle işimiz olmaz diyorsanız son bir teşhisim ve de önerim daha olacak. Sizin bir kez olsun gönül ilişkisi kuramadığınız ve bu saikle bir türlü size sayfa sayfa açılamayan kitaplarla olan aşkınıza nazar değmiş olsa gerek. Bugünden tezi yok ya dolaplarınızın bir köşesine sıkıştırıverdiğiniz toz içindeki kitaplarınızı ya da pas içinde kalmış aklınızı fiyakalı telefon sahibi hem de sosyal medya uzmanı asri bir hocaya okutun derim.


Bu yazı 310 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar