Karaman; tarihiyle, kültürüyle, insanıyla, üretimiyle ve değerleriyle Anadolu’nun köklü şehirlerinden biridir. Bu şehir, asırlardır emeğin, vefanın, alın terinin ve memleket sevgisinin adı olmuştur.
Ancak son dönemde Karaman’dan uzakta yaşayıp, bu şehri sürekli olumsuzluklar üzerinden anlatmayı alışkanlık haline getiren bazı kalemlerin tavrı, kamuoyunda ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır.
Kendisini gözlem ve anlama konusunda uzman gibi gösteren bu anlayışın, Karaman’ın binalarını, iş yerlerini, şehir dokusunu ve insan emeğini küçümseyici ifadelerle değerlendirmesi kabul edilebilir değildir. Eleştiri başka şeydir; bir şehri ve o şehirde yaşayan insanların emeğini hor görmek bambaşka bir şeydir.
Karaman kamuoyunda artık “Süpermario” lakabıyla anılmaya başlanan bu masa başı eleştiri anlayışı, gazetecilik adı altında fikir beyan ettiğini iddia ederken, kullandığı dil ve üslupla Karaman’ı kötülemekten öteye geçememektedir.
Ankara’da oturup Karaman’ın sokaklarını, insanını, esnafını, çiftçisini, gençlerini, kurumlarını ve basın emekçilerini yok sayarak ahkâm kesmek kolaydır. Zor olan Karaman’da yaşamak, bu şehrin derdiyle dertlenmek, sorunlarını yerinde görmek ve çözüm odaklı bir duruş ortaya koymaktır.
Gazetecilik, bir şehri karalamak için kullanılan bir kalkan değildir. Eleştiri yapmak başka, bir şehrin itibarını zedeleyecek şekilde sürekli kötü bir tablo çizmek başkadır.
Bugün “Süpermario” edasıyla ortaya çıkıp Karaman’ın her köşesine uzaktan yorum yapanlara sormak gerekir:
Bu şehir için bugüne kadar hangi taşın altına elinizi koydunuz?
Karaman’ın hangi sorununa çözüm sundunuz?
Karaman’ın hangi değerine sahip çıktınız?
Karaman’ın hangi başarısını aynı iştahla gündeme taşıdınız?
Karaman’ın esnafının emeğini, çiftçisinin alın terini, gençlerinin umudunu, basın emekçilerinin gece gündüz mücadelesini hiç gördünüz mü?
Bir şehri sürekli kötü göstermek maharet değildir. Asıl maharet, eksikleri yazarken o şehrin emeğini, insanını, geçmişini ve onurunu da gözetebilmektir.
Çocukluğumuzda oynadığımız Süpermario oyununda bile karakter engellerin içine girer, mücadeleyi sahada verirdi. Bugün ise bazıları sahaya inmeden, Karaman’ın gerçeğini yaşamadan, bu şehir hakkında büyük laflar etmeye kalkıyor.
Karaman’ı kötülemek kolaydır.
Karaman için emek vermek zordur.
Karaman’ı yazmak istiyorsanız önce bu şehrin sokaklarında yürüyün. Esnafın sesini duyun. Çiftçinin alın terini görün. Gençlerin umuduna bakın. Bu şehirde gece gündüz çalışan basın emekçilerinin mücadelesini anlayın.
Aksi halde yazılanlar gazetecilik değil, uzaktan atılmış gölgeli cümlelerden ibaret kalır.
Elbette Karaman’ın eksikleri olabilir. Her şehir gibi Karaman’ın da konuşulması gereken sorunları vardır. Ancak bu sorunları dile getirmekle, Karaman’ı sistemli şekilde kötü göstermek arasında kalın bir çizgi vardır.
O çizgiyi aşan her kalem, artık eleştiri değil; şehir hafızasına, şehir emeğine ve Karaman insanına karşı haksızlık üretir.
Karaman sahipsiz değildir.
Karaman’ın insanı da, basını da, değerleri de kimsenin masa başı karalamalarıyla küçültülemez.
Bu şehir, uzaktan ahkâm kesenlerin değil; içinde yaşayan, çalışan, üreten, alın teri döken ve emek veren insanların şehridir.
“Süpermario” lakabıyla anılan bu masa başı eleştiri anlayışı bilmelidir ki Karaman’ın itibarı birkaç cümleyle zedelenmeyecek kadar köklü, birkaç yazıyla gölgelenmeyecek kadar güçlüdür.
Karaman’ın adı da emeği de onuru da kimsenin küçümseyici cümlelerine teslim edilemez.
Bu tür kalem simsarlarının Karaman’ı hedef alan, bu şehrin emeğini ve insanını küçümseyen yazılarına sayfalarında yer veren yayın organları da kamuoyu nezdinde ayrıca sorgulanmalıdır. Çünkü Karaman’ı sürekli olumsuzluklarla anan, bu şehrin değerlerini yok sayan ve masa başından ahkâm kesen yazılara alan açmak; tarafsız yayıncılık değil, Karaman’a ve Karamanlıya karşı mesafeli, önyargılı ve sorunlu bir yayın anlayışının göstergesidir.
Karaman’ı gerçekten seven bir basın kuruluşu, eleştiri adı altında şehrin itibarını zedeleyen, Karaman insanının emeğini küçümseyen ve bu kadim kenti sürekli kötü göstermeye çalışan yazılara körü körüne alan açmaz. Basın özgürlüğü, bir şehri sistemli biçimde karalama hakkı değildir.
Bu nedenle yalnızca bu yazıları kaleme alanlar değil, bu yazıları hiçbir sorumluluk süzgecinden geçirmeden yayımlayan medya kuruluşları da Karaman kamuoyuna karşı sorumludur. Karaman’ın değerlerini hiçe sayan, Karamanlıların emeğini görmezden gelen ve bu şehri hedef alan her yayın anlayışı, kamu vicdanında hak ettiği karşılığı bulacaktır.





