Türkiye’de okurların kökü mü kuruyor ya da onlar için alarm zilleri mi çalıyor?  Tam bunu söyleyemeyiz ama ilginin ilgisizliğe döndüğünü biliyoruz. Okuma oranının azalması kitap neşriyatındaki çeşitliliği de etkileyecek ve zarar verecektir. Bilgi paylaşımı sınırlı alanda kalacaktır. Sözgelimi son 20 yıl içinde şiir kitaplarının basımında lüzumsuz addetme ve sayma nedeniyle azalma var. Bu duygusal fakirleşmeye işaret ediyor. Bu kısmen ya da büyük ölçüde diğer alanlar için de geçerlidir.  İlgi alanı fakirleştikçe, daraldıkça çeşitlilik de kaybolmaya yüz tutuyor.    Okumaya ilginin azalmasının birçok nedeni var.  ‘Bir şey haddini aştığında zıddına döner’ diye bir kavram var.  Elbette her ivmenin bir kırılma noktası ve yavaşlama süreci olacaktır.   Bilgi ile ilgi düzeyinde de bir doyum noktası vardır.    Bilgi bombardımanı bazen özümseme ve hazmetme kapasitesi nedeniyle beyni çökertiyor veya kısa devre yapmasına neden oluyor. Bilgi akışı ne kadar yoğun olursa beynin işlemde yetersiz kalma ihtimali o dedece geçerlidir.  Elbette okuma oranının düşüşünde başka amiller ve faktörlerin payı da vardır.  İdeolojik ortamda rekabet kızışır veya herkes kendi tezini kabul ettirmek için çırpı…