Üç yıl önce ünlü otomobil markalarından birinin servisinde çok sayıda mühendis ve teknik personele liderlik eden bir yöneticiyle tanıştım. Kahvelerimizi yudumlarken “Hoca’m, ben ilkokul mezunuyum.” dedi. Şaşırdım. Kısaca hikâyesini anlattı: “İlkokulu bitirdikten sonra çırak olarak bir tamirhanede çalıştım. Askere gittim. Döndüğümde bu servise girdim. Kademe kademe ilerledim. Usta, ustabaşı, şef derken bulunduğum alanın yöneticisi oldum. Yöneticiliğe başlayınca ortaokul ve liseyi dışarıdan bitirdim. Mezuniyetim söz konusu olduğunda ‘İlkokul mezunuyum’ diyorum.” Alanında yetkin; tutum ve davranışları, beyefendi kişiliği, konuşmaları, kullandığı iletişim dili örnek ve takdire değer. Cemiyet meselelerine kafa yoran duyarlı bir şahsiyet. Konuşmasından üniversite mezunu olanlar dâhil bazı çalışanların tutum ve davranışlarından rahatsız olduğu izlenimi edindim. Temel amaç ve ana araç hâline getirilen diplomanın başarılı olmak, terfi etmek/ettirilmek için yeterli olmadığını düşündüm. Günümüzde her ne kadar akademik başarıya odaklanılsa da altın bilezik dediğimiz “mesleğin, mesleki eğitim ve gelişimin, yeteneklerin keşfedilmesi ve keşfettirilmesinin, girişimci ruh ve cesaret kazandırılma…