Tarım politikalarının sahadaki gerçeklerden uzak şekilde yürütüldüğünü ifade eden Baştuğ, 2024 yılına kadar uygulanan hububat destekleme primi ve Doğrudan Gelir Desteği sisteminin kaldırıldığını, yerine getirilen yeni destek modelinin ise yeterince anlatılmadan hayata geçirildiğini savundu. Yeni sistemde ödeme takvimlerinin açıklanmadığını vurgulayan Baştuğ, bunun çiftçide güvensizlik yarattığını dile getirdi.
Planlı üretim söyleminin belirsizliğe dönüştüğünü ifade eden Baştuğ, önceki yıllarda kasım ve aralık aylarında ödenen hububat desteklerinin 2025 yılı için henüz icmallerinin açıklanmadığını kaydetti. İcmallerin yayımlanmamasının, çiftçilerin hak edişlerinin netleşmemesi anlamına geldiğini belirten Baştuğ, üreticinin önünü göremediğini söyledi.
Açıklamasında girdi maliyetlerine de değinen Yusuf Baştuğ, son dönemde gübre fiyatlarının yaklaşık yüzde 15 arttığını, mazota ise yüzde 10–15 arasında zam geldiğini ifade etti. Desteklerin açıklandığı dönemde mazotun 40 lira civarında olduğunu belirten Baştuğ, bugün ise fiyatların 60 liraya yaklaştığını, üre gübresinin kilogram fiyatının da 27 liraya yükseldiğini aktardı.
Tarım Kanunu’na göre bütçeden tarıma ayrılması gereken payın yüzde 1 olduğunu hatırlatan Baştuğ, mevcut oranın yüzde 0,25 seviyelerinde kaldığını öne sürdü. Açıklanan 168 milyar liralık destek tutarının sahadaki ihtiyacı karşılamadığını ifade eden Baştuğ, çiftçinin gerçek destek ihtiyacının 700–800 milyar lira seviyesinde olduğunu kaydetti.
Çiftçilerin SGK borçlarını ödemekte zorlandığını, mazot ve gübreye erişimde ciddi sıkıntılar yaşadığını belirten Baştuğ, desteklerin zamanında ve eksiksiz ödenmemesi halinde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin tehlikeye gireceğini söyledi.
Yusuf Baştuğ, açıklamasının sonunda, “Tarımsal destekler bir lütuf değil, çiftçinin yasal hakkıdır. Çiftçi belirsizlikle değil, güvenle üretmelidir” ifadelerini kullandı.





