Devlet okullarında
idareciler ve öğretmenlerin birlikte özverili çalıştıklarında okulu nereden
nereye taşıyacağının canlı bir örneği Uşak Aybey İlkokulu. 2014 yılında
okula idareci olarak atanan Serkan Uğur
ile birlikte adeta kaderi değişti. Okul
5 yıl içerisinde 30 yıl ileriye gitti.
Dezavantajlı bir bölgede gözde olmayan okul, bir anda şehrin gözde
okulları arasına girdi. İşte ?mekânları şerefli kılan, mekânlara hayat
veren, içindeki insanlardır? sözü bir kez daha tecelli etmiş oldu. Bizde bu vesileyle örnek bir Okul Müdürü Serkan Uğur ile okulun faaliyetleri ve bu büyük değişimi
konuştuk. Serkan Uğur, ?Çocuklar bugün okulumuzda; ütü yapmayı
çorba yapmayı halkoyunlarını, müzik aleti çalmayı, kodlama yapmayı, marul nasıl
dikilir, roka nasıl dikilir uygulamalı olarak bunun eğitimini de almış oluyor.?
dedi
Röportaj: Ziya Gündüz
Hocam öncelikle sizi
tanıyabilir miyiz?
1980 Uşak
doğumluyum. Afyon Kocatepe Uşak Eğitim
Fakültesi mezunuyum. 2003 yılında Erzurum?a sınıf öğretmeni olarak
atandım. Daha sonra 2007 yılında Uşak merkeze tayinim çıktı. 2010
yılında idareci sınavını kazanarak okul müdürü oldum. 2014 yılından beri Aybey İlkokulu?nda Okul Müdürü olarak
çalışmaktayım. Evliyim iki çocuk babasıyım.
OKULDA VELİ ÇOCUĞUNUN
GÜVENDE OLDUĞUNU BİLİYOR
Aybey İlkokulu?na
atandıktan sonra neler yaptınız?
Aybey İlkokulu?na atandığımızda fiziki olarak okul çok kötü
durumdaydı. Okulumuz merkezi bir yerde olmasına rağmen fiziki yönü kötüydü.
Okul binamız Uşak?ın en eski binalarından. Okulumuz Uşak?ın tarihi en eski
okullarındadır.
Kuruluşu 1909 olan
Cumhuriyet öncesinden günümüze gelen bir eğitim kurumudur. Binamız iki bloktan oluşuyor birinci blok
1940?larda yapılmış 1970?lerde ek binası yapılmıştır. Az öncede belirttiğim gibi bina yapı olarak
çok eskiydi. Dört yıl önce başladığımızda sadece öğretim yapmaya müsaitti. İkili eğitim yapıyoruz. Burada sadece
öğretime dönük çalışmalar yapılabiliyordu.
Bu süreçte beşinci yılım bu okulda. Ekip
arkadaşlarımla birlikte eğitime nasıl öncelik verebiliriz, çocukları nasıl daha
sosyalleştirebiliriz, aktivitelerini nasıl daha artırabiliriz bununla ilgili
çalışmalara başladık. Bir plan doğrultusunda tüm öğretmenlerimizle fikir
birliği yaparak, herkesi işin içine katarak çalışmalara başladık.
Sınıflarımızı güzelleştiriyoruz, modernleştiriyoruz. Bütün okul sıralarımızı yeniledik. Sınıfların donatım malzemelerinin komple yeniledik. Yedi yirmi dört canlı bir okul olmaya
çalışıyoruz. Okulda güvenliğimiz yoktu, çocukların güvenliği için güvenlik
tuttuk. Veli çocuğunu kapıdan içeri
bıraktığı an artık çocuğunun güvende olduğunu biliyor.
MUTLAKA BİR ÇOCUĞUN
SAHNEYE ÇIKMASINI KENDİSİNİ İFADE ETMESİNİ ÖNEMSİYORUZ
Okulun daha iyi
olması için nasıl bir plan yaptınız?
İlk önce fiziksel şartlarımızı geliştirdik. Okulun kapısından başlayarak, okul bahçesi,
tuvaletler, öğretmenler odası, sınıflar, koridorlar,
okul binasını komple elden geçirdik. Malum sizinde bildiğiniz gibi
öğretim bir şekilde her yerde yapılıyor.
Çocukların üç yukarı beş aşağı zekâ seviyeleri aynı. Öğretim konusunda öğretmenlerimiz oldukça
iyi. Ama eğitim konusuna geldiğimizde ilk etapta konferans salonundan başladık.
Aşağıda okulumuzun bir deposu vardı,
okulun kullanılmayan sıraları bilgisayarları dolapları oraya atılmış
ağzına kadar doluydu. Burayı boşalttık. Çocuklara konferans 180 metrekare 3D
sinema sistemine sahip konferans salonu yaptık.
Mutlaka bir çocuğun sahneye
çıkmasını kendisini ifade etmesini önemsiyoruz.
Bütün velilere de bunu söylüyoruz gerçekleşen bir topluluğun önüne çıkıp
kendini ifade etmek çok önemli bir şey.
HER ÖĞRENCİMİZ
KONFERANS SALONUNDA MUTLAKA BİR ŞİİR OKUYOR
Siz öğrencilik
yıllarınızda bu tür aktivitelere katıldınız mı?
Ben şahsen kendi öğrencilik dönemlerinde bunları hiç
yapmadım. Tabi mesleğe başlıyorsunuz
idarecisiniz öğretmenlerle konuşmaya başlıyorsunuz, bu eksikliği hissediyorsunuz,
terliyorsun. Dilin kuruyor söyleyecek
sözcücükleri unutuyorsun. Bunların
temelinde de bizim kendimizi ifade edemememiz var. Biz bunu aşmak için önce konferans salonunu
inşa etmekten başladık. Şimdi ilkokul
birinci sınıftan ilkokul dördüncü sınıfa kadar her öğrencimiz konferans
salonunda mutlaka bir etkinlik yapıyor topluluk önünde gösteri yapıp topluluk
önünde konuşuyor.
ÇOCUKLARIMIZA
YETENEKLERİMİ GELİŞTİRME KURSALARI VERİYORUZ
Duyduğum kadarıyla
halk oyunları konusunda da çalışmalarınız var. Biraz bizde bundan da söz eder
misiniz?
Çocuklarımıza; halk oyunları, sportif kurslar,
yeteneklerini geliştirme kursları veriyoruz.
Bütün sınıflarımız haftada iki üç saat bu eğitimleri alıyor. Uşak?ın
yöresel oyunlarını Türkiye?nin yöresel oyunlarını öğrenerek, türkülerimizi öğrenerek çocuklarımızı mezun ediyoruz. Yine kendimden örnek vereyim; ben
Uşak?ın yöresel oyununu oynayamıyorum.
Çünkü okulda bunu bana öğretmediler.
Tabi bir aktiviteye de katılamadık zamanında, böyle bir eksikliğimiz var. İşte çocuklarımız
böyle bir şey yaşamasın diye,
öğretiyoruz. Sonra oyun alanları düzenledik.
HAYATINDA PARKA
GİTMEMİŞ ÇOCUKLAR VAR
Genelde okullarda
erkek öğrenciler için uygun oyun alanları var. Ama maalesef kız çocukları için
çok bir şey yok gibi görünüyor. Siz bunu nasıl aştınız?
Çok güzel bir soru. Müdür odasının camından baktığımda, en çok dikkatimi çeken erkeklere göre kız
çocuklarının yapacağı hiç bir şey yok.
Yani kız çocuklarının yaptığı tek şey el ele tutuşup bahçede
koşmak. Genelde her okulda bir kale ve
basketbol potası var. Erkek çocuklar
bunları kullanıyor. Hani kız çocukları basketbol, futbol oynayamıyorsa yapabileceği bir
etkinlik yok. Dediğim gibi erkek
öğrenciler zaten ikisini de kullanıyor.
Buna nasıl bir çözüm buluruz derken bir olay yaşadık. Okulumuz
Uşak merkezde bir okul, ama gelir düzeyi düşük. Biz aile ziyaretleri yapıyoruz
öğrencilerimizi tanımak için. Bir eve gittik çocuk hayatında parka
gitmemiş. Bu bize çok garip gelebilir bir çocuğun hiç parka gitmemesi. Ama
bizde parçalanmış aile çok. Anne
bırakmış, baba bırakmış. Bu öğrencimizin
annesi de çocuk doğduğunda babaanneye çocuğu bırakıp başka birisiyle evleniyor.
Baba ceza evinde 15- 20 yıl cezası var.
70 yaşında babaanne tek başına dede yok.
Şimdi bu çocuğun tek büyüdüğü yer sokak. Tabii sokakta park olmayınca, nereye gidecek. 70 yaşında ki bir ebeveynin bunu kapının
önünde oynatmaktan başka şansı yok.
OKULDA ÇOCUK PARKI
YAPTIK
Gerçekten bu üzücü
bir durum. Siz bu durumda ne yaptınız?
İşte bu olay bizi
okulda çocuklar için oyun parkı yapmaya sürükledi. Bizde okulda oyun parkı
yaptık. Voleybol sahaları yaptık, basketbol potlarını çoğalttık. Oyun alanları çizdik bahçemize. Elde ettiğimiz araştırmalara göre bahçemize
çizdiğimiz oyun alanları Türkiye?nin en büyük oyun alanı 700-800 metrekareye
tekabül eden içinde; santranç, köşe kapmaca, seksek, ritmik saymalar, koşu
parkurları, vs. komple bir oyun
alanı. Çocuklar bahçeye çıktığında bu oyunları oynuyor.
OKULUMUZDA ÜÇ BOYUTLU SİNEMA SİSTEMİ VAR
Her okulda çocuklar
ücretli üç boyutlu sinema ve tiyatroya gidiyor bu sizin okulda da var mı?
Okullara üç boyutlu film ve tiyatro geliyor. Genelde okul idareleri belirli bir miktar
para alıyor üç boyutlu film ve tiyatrolardan. Maddi imkânı kötü olan çocuklar
sinema ve tiyatroyu izleyemiyor. Biz
dedik ki para toplayacağımıza üç boyutlu sinema sistemini kendimiz kuralım.
Şimdi okulumuzda üç boyutlu sinema sistemi var. İstediğimiz zaman çocuklarımızı
konferans salonuna alıp, filmleri izletebiliyoruz. Herkesin evinde üç boyutlu televizyonlar var.
Çocuğunu sinemaya götürebiliyorsun. Ama bir de imkânı olmayan aileleri var. Biz
bunları düşünerek yola çıktık. Hiç
televizyon olmayan aileler var. Yabancı
uyruklu öğrencilerimiz var. Bırakın
televizyonu evin içinde halı seremeyen aileler oluyor okulumuzda. Çocuklar için
sinema ve tiyatronun önemli olduğunu düşünüyoruz.
ROBOTİK KODLAMA
EĞİTİMİ VERİYORUZ
Röportaj için
gelmeden önce okulla ilgili kısa bir araştırma yaptım. Okulun tasarım atölyesi olduğunu öğrendim
bize biraz bu konu hakkında bilgi verir misiniz?
2023 vizyonu
kapsamında tasarım atölyeleri revaçta.
Tabi biz zaten bunları düşünüyorduk.
Zaten bunlar olması gereken şeyler Milli
Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk?un bize gösterdiği yol doğrultusunda,
Uşak?ta ki ilk tasarım atölyesini kendi imkânlarımızla kurduk. İkili eğitim olmamamıza rağmen boş bir odayı
bir sınıfa çevirdik. Şimdi orada pasta, düğme dikmeyi, çivi çakmayı, halı
dokuma, ütü, kahve, çorba, makarna
yapmayı öğreniyor çocuklarımız. Hepimizin başına gelen şeyler, çocuklarımız
liseye gidiyor, halen anne gelsin, baba gelsin,
işte kombiyi yaksın, çorba, makarna,
yapsın yemeği hazırlasın evde tek başına kalamayan yetişkin çocuklar bunlar. Burada ki çocuklar mezun olduğunda en azından
eve gittiğinde bir çorba yapmayı bir yumurta pişirmeyi, başı sıkıştığında ütü yapmayı, öğrenmiş
olacaktır. Uygulamalı olarak bunları
yapıyoruz, çocukları bu şekilde hayata da hazır hale getiriyoruz. Erkek öğrencilerimize bunların hepsini
öğretiyoruz. Yarın evlendiklerinde eşlerine bu konuda yardımcı olsunlar, bu
işlerin sadece kızlara ait olmadığını bilsinler. Ayrıca Robotik
Kodlama eğitimi veriyoruz.
TÜRK KAHVESİ YAPAN
ÖĞRENCİLERİMİZ VAR
Yaptığınız bu
çalışmalarla ilgili velilerden ne gibi dönüşler alıyorsunuz?
Bu konuda çok güzel dönüşümler alıyoruz. Bakın okulumuzda
çok güzel etkinlikler oluyor. Şuanda
sigara böreği açan öğrencimiz var. Velilerimiz bunları video çekip bize
atıyorlar bizler okulun sosyal medya hesabından da bunları paylaşıyoruz. Tarhana çorbasını akşam öğrencilerimiz evde
hazırlayıp sofraya koyuyorlar. Yemekten
sonra kız ve erkek öğrencilerimiz Türk kahvesi yapıp anne ve babalarına ikram
ediyorlar. Birlikte sohbet eşliğinde
kahvelerini içiyorlar.
Okulun fiziki
yapısıyla ilgili bir çalışmanız var mı halen?
Bunun dışında okulumuzun bahçesinde yağışlı havalarda
çocukların dışarı çıkma imkânı yok. 180 metrekare kapalı alan yapacağız. Çalışmalarına başladık inşallah ikinci
dönemde bunları bitirmiş oluruz.
HER YIL MUTLAKA BİR
YAZAR OKULUMUZDA SEMİNER VERİR
Okulda ne gibi sosyal
aktiviteler oluyor?
Okulumuza yazarlar getirip velilerimize seminerler
verdiriyoruz. Her yıl mutlaka bir yazar
okulumuzda seminer verir. Üniversite de ki hocalarımızla diyalog
halindeyiz. Onlardan seminer
alıyoruz. Öğretmenlerimize de seminerler
veriyoruz. Aile eğitimlerine önem veriyoruz.
Sadece çocukları değil anne babaları da eğitmek gerekiyor. Anne ve
babaların desteği olmadan bu işler olmuyor. Ara tatilleri boş geçirmiyoruz.
OKUL BAHÇEMİZE SERA
YAPTIK ÇOCUKLARIMIZ FİDAN DİKMEYİ ÖĞRENİYOR
Hocam, okulda sera
çalışmalarınızda var. Bu konuda da bize bilgi verir misiniz?
Okul bahçemize sera yaptık.
Çocuklarımız fidan dikmeyi öğreniyor.
Roka, ıspanak, marul yetiştiriyorlar.
İlerleyen zamanlarda çilek yetiştirmeyi öğrenecekler. Bunlar düşünülünce
basit gibi görünebilir. Yeri gelmişken
bir hikâye anlatayım. Kardeşimin eşi doğma büyüme İzmirli. İlk evlendikleri yıl köye gelmişler kahvaltı
yapacaklar. Annem diyor ki; bahçeden maydanoz al gel. O tamam gidip alayım diyor. Bahçedeki fesleneği koparıp geliyor. Çünkü şehirde büyümüş fesleneği, rokayı,
maydanozu bahçede ayırt edemiyor. Bizde böyleyiz. Eskiden evlerimizin önünde küçük bahçelerimiz
olurdu. Bunlar yetişirdi. Şimdi hepimiz tüketim toplumu olduk. Oysa üretim
toplumu olmalıyız. Biz kendi bahçemizde
domatesimizi yetiştirmeliyiz. Bu nesil bunları unuttuğu an bu neslin
çocuklarına aktarılacak bir şey kalmayacaktır. Sürekli gidip her şeyi marketten almak doğru
bir alışkanlık değil. Çocuklar bugün okulumuzda; marul nasıl
dikilir, roka nasıl dikilir, domates nasıl dikilir uygulamalı olarak bunun
eğitimini de almış oluyor.
KİTAP OKUMA KONUSUNDA
ÖNCE ROL MODEL OLMAK LAZIM
Okul olarak kitap
okumaya dair bir projeniz çalışmanız var mı?
Biz öncelikle öğretmenler ve veliler olarak okumaya
çalışıyoruz. Yani eğer çocuk sizin elinizde kitap görmezse onlara kitap okumayı
aşılayamazsınız. Okumayan insanlar kitap
okuma ile ilgili söyleyecek bir sözleri olmaz, olsa da etki yapmaz. Rol model
olmak lazım. Bu kapsamda okuma yarışmaları yapıyoruz. Okulun koridorlarına kitaplar koyduk. Toplum olarak maalesef, ?okumayan insanlar, gençlere nasıl kitap okunması gerektiğini
anlatıyor.?
OKULUMUZDA HER
ÖĞRENCİNİN ÖZEL OLDUĞUNU HİS ETTİRİYORUZ
Veli ziyaretleri
yapıyor musunuz?
Öğretmenlerimiz düzenli bir şekilde veli ziyaretlerine
gidiyor. Velinle aran iyi olmadığı sürece, velinin hangi koşullarda yaşadığını,
sorunlarını görmediğin müddetçe, çözüm
bulma şansın ve onları anlama şansın yok. Veli öğrenciyi getiriyor okula
bırakıyor, öğrenci okumuyor, dersini yapmıyor, arkadaşlarıyla ilişkilerinde
sorun yaşıyor, tabii öğretmen olarak bu konuda uyarırsın ikaz edersin. Ama
neden çocuk ödev yapamıyor? Belki
bir odada amcasıyla kalıyor, dayısıyla kalıyor,
belki ailevi sorunları var. Bu çocuğu
gidip evde görmediğin sürece sorunu çözemezsin. Bunun da yolu veli
ziyaretlerinden geçer. Okulumuzda her çocuğun özel olduğunu hissettirmeye
çalışıyoruz. Doğum günlerini mutlaka kutluyoruz. Bir
panomuz var o ay doğan her çocuğun fotoğrafını oraya asıyoruz. Toplu fotoğraf çekiyoruz. Zaten biz emeğimizin karşılığını 08:00- 17:00 arasında alıyoruz. Önemli olan bu saatlerin dışında eğitim
adına neler yaptığımızdır. Akşamları
velileri ziyaret etmek. Velileri toplayıp onlarla bir çay içmek istişare etmek. Bunlar küçük görünse de hayat çok büyük
dokunuşlardır. Para kazanmadığın vakitlerde yapılan
fedakârlık çok önemlidir. Benim için
eğitim demek, hayat boyu fedakârlık
demektir.
ÖĞRETMEN ÇOCUĞA
SEVGİSİNİ HİS ETTİRMEZSE ÇOCUĞUN BAŞARILI OLMA ŞANSI YOK
Öğretmen öğrenci
ilişkisi ne durumda?
Öncelikle
öğretmenlik; yarı anne, yarı baba olmaktır.
Bazen çocuk için anne ve babadan daha önemlisin. Benim iki çocuğum var. Birisi halen bizim
okulda okuyor, diğeri de okuldan mezun oldu.
Öğretmen çocuğa sevgisini hissettirmezse çocuğun başarılı olma şansı
yok.
Bugün Aybey İlkokulu,
bizim atandığımızda dönemde hiç kimsenin gelmek istemediği bir okuldu. İkili eğitim olması bu nedenlerden
birisi. Ben buraya ilk atandığımda ders
7: 15?te başlıyordu. Üç ve dört sınıfların
okula gelmesi için 6?da uyanması gerekiyor. İkincisi okulun fiziki şartları
kötüydü. Biz okulun fiziki şartlarını
elimizdeki imkânlarla en iyi şekle getirdik.
Türkiye?de 4 ilkokuldan Uşak ilinde tek OHSAS18001 İŞ GÜVENLİĞİ
belgesine sahip okuluyuz. Şuanda bu bölgede en çok rağbet edilen
okuluz. Bunun fiziki yapısıyla çok
ilgilisi yok. Çünkü bizden çok daha fiziki yapısı iyi olan okullar var.
Biz okulda çocuklara
aile ortamı kazandırmaya çalışıyoruz.
Öğretmenlerin çocuklarıyla olan diyalogları onları anlamaları,
terlediklerinde sırtlarına havlu koymaları, atletlerini değiştirmesi, hasta olduklarında ateşleri çıktığında
dolaptan ateş düşürücü alıp onlara sunmaları,
hastaneye gitmesi gerekiyorsa onlarla birlikte hastaneye gitmeleri, bu
çocukların kendilerine değer verilmesidir.
Bir idarecinin, bu çocukların sorunlarının, dertlerinin üzerine düşünmesi ve çözüm üretmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu olumlu hava haliyle dalga dalga mahalleye
yayılıyor. Okulumuzun öğretmen kalitesi
iyi. Öğrenci için öğretmen çok önemli. Ben kendimden örnek vereyim, benim kızım akşam evde benden çok öğretmenin
söylediklerini yapmaya çalışıyor. Biz
çocukların kalbine ve zihnine girersek istediğimiz şekli verebiliriz.
Çocukların yüreklerine dokunan öğretmenlerle çalışıyoruz.
ŞUNU UNUTMAMAK
GEREKİYOR EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÖNCELİKLE EVDE BAŞLIYOR
Velilere öğrencilere
ne gibi tavsiyeleriniz var?
Şimdi ben şunu söylemek istiyorum, okul çok güzel olabilir.
Fiziki şartları iyi olabilir. Öğretmenler çok iyi olabilir. Ama eğitim ve öğretim
öncelikle evde başlıyor. Biz
elimizde ki bütün olumlu şartları çocuklara sunsak bile evde anne babanın iyi bir rol model olmaması, okulda yapılan bütün her şeyi sıfırlar. Yani sen okulda sigara içmemeyi
öğretirsin, baba okulun bahçesinden
çocuğunu alıp sigara yakıyorsa, biz burada trafik kurallarını uyulması
gerektiğini öğretiyorsak, baba araba kullanırken kemer takmıyor, kırmızı ışıkta
geçiyorsa, biz burada kitap okumanın
önemini anlatıyorsak, evde anne ve baba çokça dizi izliyorsa eline hiç kitap
almıyorsa, bu sürekli eğitimi
aksatacaktır. Çocuklarının iyi eğitim almasını istiyorsa bir veli çocuklarına
hayatın bütün alanlarında örnek olması gerekiyor. Bu anlamda anne ve babaların çocuklarına
gerekli ilgiyi göstermelerini umuyorum.
MUTLU ÖĞRETMEN, MUTLU
ÖĞRENCİ YETİŞTİRİR
Okul müdürü olarak,
öğretmenlerinizle diyalogunuz ne durumda?
Bir idarecinin dünya görüşü olmaması lazım. Çünkü hepimizin
tutuğu takım var, oy verdiği parti
var, kendi ahlak kuralları var. Birisi
bunları merkeze alacaksan idareci olmayacaksın.
Çünkü sen idareci olduğun an,
artık belli bir kitleye hitap ediyorsun.
Bugün alkol kullananla da diyalog kurmak zorundasın, beş vakit namaz kılanla da diyalog kurmak
zorundasın, Allah?a inanmayanla da
diyalog kurmak zorundasın. Bir idareci işini hakkıyla yapıyor mu ona bakmak
lazım.
Öğretmenlerin gönlünü almasını bilmek lazım. Öğretmenin
derdini anlamalıyız. Okulda öğretmenin mutlu ve huzurlu olmasını
sağlamalıyız. Öğretmenin çocuğu
hasta olabilir ona kolaylık sağlarsın.
Öğretmende takdir edilmek ister. Mutlu
öğretmen, mutlu öğrenci yetiştirir.
Biz öğretmenlerimizle birlikte okulun fiziki yapısını değiştirdik. Okulu birlikte boyadık. Birlikte taşınması gerekenleri taşıdık. Ben şahsen zorlaştıran değil, kolaylaştıran
olmaya çalışıyorum. Öğretmenler,
öğrenciler, velililerle biz bir aileyiz.
Hocam, bize zaman ayırdığınız için size çok teşekkür
ediyorum.
Bende size çok teşekkür ediyorum. Çalışmalarınızda başarılar
diliyorum.



