Olay sonrası tamamen yatalak kalan ve günlük yaşamını hasta yatağında sürdürmek zorunda olan Yörük’ün ev hapsine mahkûm edildiği ve bileğine elektronik kelepçe takılmasına hükmedildiği öğrenildi.
Aile Karara Tepkili
Mustafa Yörük’ün yakınları karara sert tepki gösterdi. Aile adına konuşan anne, şu ifadeleri kullandı:
“Bu nasıl bir karardır? Zaten hasta ve yatalak olan bir kişiye nasıl elektronik kelepçe takılır? Oğlum hiçbir şekilde hareket edemiyor. Bir yere götürmek istediğimizde çevreden yardım alarak indirebiliyoruz. Hareketsiz yaşayan bir insan nasıl ev hapsine mahkûm edilir? Zaten evde hapis hayatı yaşıyor.”
Anne, sağlık sürecinde ciddi zorluklar yaşadıklarını belirterek şunları söyledi:
“Ani bir durum olsa hastaneye götürmemiz gerekiyor ama bu uygulama bize engel oluyor. Hastanede yatması gereken zamanlar oluyor, onu bile yaptıramıyoruz. Günde 1 saat hava alma izni vermişler. Aşağı indirmemiz yarım saat sürüyor, yukarı çıkarmamız yarım saat sürüyor. Sonra Ankara’daki infaz biriminden arayıp ‘Mustafa nerede?’ diye sert bir üslupla konuşuyorlar.”

“Çocuğumun Psikolojisi Daha da Bozuldu”
Aile, verilen kararın Mustafa Yörük’ün psikolojisini olumsuz etkilediğini ifade etti:
“Biz zaten çocuğumuzun bu hale gelmesiyle yıkıldık. Bir de koluna elektronik kelepçe takılması psikolojisini daha da bozdu. Kaçabilecek ya da bir şey yapabilecek durumda değil. Yatalak ve bakıma muhtaç bir birey. Neye dayanarak bu karar verildi?”
Yetkililere çağrıda bulunan anne, elektronik kelepçenin bir an önce çıkarılmasını istedi:
“Bir anne olarak rica ediyorum. Sayın Valimizden, Milletvekillerimizden ve siyasilerimizden,Oğlum kaçacak durumda değil. Bu kelepçenin bir an önce sökülmesini istiyorum.”








⸻
0 yatağa bağımlı bir gence elektronik kelepçe takılması, toplum olarak hepimizin vicdanını sorgulaması gereken bir durumdur. Yürüyemeyen, hayatını başkasının desteğiyle sürdüren bir bireyin hangi kaçma riski ya da hangi fiziksel tehdidi oluşturduğu düşünülerek bu karar verilmiştir?
Hukuk güvenlik için vardır, evet. Ancak hukuk aynı zamanda insan onurunu korumak için vardır. Tedbirler ölçülü olmak zorundadır. Ölçüsüz her uygulama, adalet duygusunu zedeler.
Devletin gücü, en zayıfına nasıl davrandığıyla ölçülür. Yatağa bağlı bir gence elektronik kelepçe takmak, güvenlikten çok vicdan meselesidir. Bu tür kararlar toplumda “adalet” algısını güçlendirmek yerine yaralar.
Kimse ayrıcalık istemiyor. Kimse hukukun dışında kalmayı savunmuyor. Ancak insani durumlar göz ardı edilmemeli. Engel durumu, sağlık koşulları ve fiili kapasite değerlendirilmeden alınan kararlar, hukuki olabilir ama adil olmayabilir.
Beklentimiz; sürecin yeniden, insan onuru ve ölçülülük ilkesi gözetilerek değerlendirilmesidir. Çünkü adalet, yalnızca kanun maddeleriyle değil; vicdanla tamamlanır.