Şimdi karşımıza “Altın Elma” adıyla süslenmiş yeni bir fikir çıkarılıyor. İlk bakışta kulağa hoş geliyor. Ama Karaman artık hoş isimlere değil, hesap verebilirliğe bakıyor.
Akçaşehir Belediye Başkanı Soner Yeşildaş’a açıkça soruyoruz:
Bu fikir kime ait?
Size mi?
Yoksa “maaşını cebimden ödüyorum” dediğiniz, belediyenin her ihalesinde, her organizasyonunda, her afişinde izi olan danışmanlara mı?
Çünkü eğer bu fikir Başkan’ın fikri değilse, mesele basit bir tanıtım projesi değildir.
Bu, marka adı altında kurulmak istenen yeni bir rant düzenidir.
Karaman’da artık kimse saf değil.
“Altın” kelimesi bu şehirde yıllardır bütçe, organizasyon, ihale, danışmanlık ve yakın çevre demektir.
“Altın Elma” güçlü bir isimdir, evet.
Ama Altın Portakal’ı, Altın Koza’yı güçlü yapan şey isimleri değil; kurumsal hafızalarıdır.
Onlar tek kişinin fikriyle, tek danışmanın ajandasıyla, tek belediyenin keyfiyle ortaya çıkmadı.
Peki Karaman’da ne var?
Şeffaflık var mı? Yok.
Ortak akıl var mı? Yok.
Üreticiyle, akademiyle, sektörle hazırlanmış bir yol haritası var mı? Yok.
Ama ne var?
Danışman var.
Afiş var.
Fotoğraf var.
Cümle var.
İrade yok.
Markalaşma; belediye binasında çizilen logoyla olmaz.
Markalaşma; “biz yaptık oldu” mantığıyla hiç olmaz.
Eğer “Altın Elma” gerçekten Karaman için düşünülüyorsa, önce şu soruların cevabı verilmelidir:
-
Bu işin bütçesi nedir?
-
Kimler görev alacaktır?
-
Kim kazanacak?
-
Kim denetleyecek?
-
Kim hesap verecek?
Bu sorular cevapsız kaldıkça “Altın Elma”, Karaman elmasını değil;
bir avuç insanın iştahını parlatan bir süs olmaktan öteye geçemez.
Karaman artık proje değil, samimiyet istiyor.
Artık slogan değil, hesap istiyor.
Altın Elma değil, temiz niyet istiyor.
Ve son söz:
Eğer bu iş gerçekten Karaman içinse, korkulacak hiçbir şey yoktur.
Ama eğer bu iş birilerinin cebine girecekse, Karaman susmaz.




