7 Nokta

 

Karaman, yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Çok eski, köklü ve soylu bir şehir olmakla birlikte, bugün bu şehri idare eden bizler, yani Türkler, yaklaşık bin yıldır bu toprakları himayemizde tutuyoruz.

 

Bugünkü konumuz, yerel yönetimimizin logosundaki doğan figürünün üzerinde bulunan 7 nokta olacaktır. Bu 7 nokta sadece bir işaret değil, anlamlı bir sembolün temsilidir. Gelin hep birlikte bu 7 noktanın anlamını öğrenelim.


karamanoğulları

 

Karamanoğulları’nın Oğuzların Salur veya Avşar boyundan geldiği tahmin edilmektedir. Yöreye yaklaşık 50.000 oba (çadır) ile geldikleri rivayet edilmektedir. Karaman’a bir gelecek kazandırmış ve bu toprakları bizlere miras bırakmışlardır.

 

239 yıl hüküm süren bu devlet, ihtişamlı ve güçlü bir beylik olmasının yanı sıra Anadolu beylikleri arasında en uzun ömürlü ikinci beylik olarak kabul edilmektedir. Osmanlı Devleti ile girilen mücadelede yeterli başarı gösterememiş, Karaman toprakları büyük yıkımlara uğramış ve birçok tarihî eser ile figür zamanla ortadan kalkmıştır.

 

7 noktanın anlamı

 

İşte bu noktada Karamanoğulları’nın Salur veya Avşar boyundan geldiği kabul edildiğinde, kökenlerinin Oğuz Kağan’a dayandığı görülmektedir.

 

Oğuz Kağan’ın altı oğlu bulunmaktadır:

 

  • Gün Han
  • Ay Han
  • Yıldız Han
  • Gök Han
  • Dağ Han
  • Deniz Han

 

Bu altı oğul daha sonra iki kola ayrılmıştır:

 

Üçoklar

 

  • Gök Han
  • Dağ Han
  • Deniz Han

 

Bozoklar

 

  • Gün Han
  • Ay Han
  • Yıldız Han

 

Avşar boyu Yıldız Han’dan, Salur boyu ise Dağ Han’dan gelmektedir.

 

Belediye logomuzdaki 7 nokta da işte bu tarihî mirasa işaret etmektedir. Ortadaki tek nokta Oğuz Kağan’ı temsil ederken, etrafındaki altı nokta ise onun altı oğlunu ve onların soylarından gelen Türk boylarını temsil etmektedir.

 

Türk tarihi, köklü ve soylu bir geçmişin temsilcisidir. Karamanoğulları’nın ve diğer Türk beyliklerinin özü birdir. Bizler de birlik içerisinde kalmalı, ayrılıklara düşmeden geleceğimizi bu anlayış doğrultusunda şekillendirmeliyiz.

 

Ömer Göçer