Sevgili okurlarım, bu güzel
satırlar güzel bir yürekten, genç bir eğitimcinin kaleminden çıkarak benim
köşeme misafir oldu. Bu güzel yazısı için Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Bölümü 2. sınıf öğrencisi olan sevgili Tuğba YALABIK?a teşekkür ediyor, size
iyi okumalar diliyorum.
Matematik, problem, işlem, sayı, soru, çözüm ? Bazı insanlar bu kelimeleri duyar duymaz
hemen kendini toplar çok zor bir iş yapacakmış gibi kasılır. Avuçları terler kalp atışı hızlanır, boğazı
kurur. Basit bir toplama, çıkarma yapabilmek bile çok zordur bu insanlar için.
Korku sarar bir anda kendilerini. Kimi insanlar için ise matematik zevkli
eğlenceli, insanı meraka sürükleyen bir uğraştır. Tabi bu kesim bir hayli az.
Hangimiz matematikten kısa bir süre bile olsa korkmadık ki? Peki, bunun neden
kaynaklandığını, nasıl kurtulabileceğimizi hiç düşündük mü? Biz bütün suçu matematiğe yükleyip zor
olduğunu kabul ettirdik kendimize. Peki, nereye kadar böyle gidecek? Buna bir dur demek gerekmiyor mu? Etrafımızda
matematikten soğuyan, korkan insanlar daha da çoğalmaya başlamadan buna bir
çözüm bulmak gerekiyor. İlk önce bu korkunun neden kaynaklandığını bilmeliyiz
ki ne yapmamız gerektiğini daha kolay bulalım.
Matematik korkusunun ilk ve ana nedeni
biz de yarattığı stres ve gerilim. Matematiğin diğer bilim dalları kadar yoruma
açık olmaması ve kesinlik istemesi insanlarda başarısız olma korkusunu
artırabiliyor. Diğer bir neden ise velilerin bu konudaki kaygılarını çocuklara
yansıtmasıdır. Bu çocuklar üzerinde inanılmaz bir baskı yaratmaktadır. Veliler
bu konuda o kadar kaygılıdırlar ki küçücük çocuklara yoğun bir tempoyla
matematik öğretmeye çalışırlar. Oysa matematik için çok ileri bir zekâ ve
çalışma gerekmez. Yoğunlaşabilme, anladıklarını pekiştirme gereklidir. Bu
yüzden velilerin çocukların yoğunlaşabilme kapasitelerini ve pekiştirme işlemlerini
artırmaları gerekir. En önemli yapılması gereken şey ise matematiğin estetik
güzelliğini hissettirip, bu güzellikten alacağı hazzın farkına vardırılmalıdır.
Sayıların birbiriyle olan dansını, işlem yapmanın heyecanını ve tutkusunu,
doğru sonucu bulduğundaki o mutluluğu kavrayan bir insan matematikten nasıl
zevk almaz ki? ?Bir matematik problemine
dalıp gitmekten daha büyük bir mutluluk yoktur.? Okuduğum bir kitapta görmüştüm
bu sözü. Bende matematiğin estetik hazzına varmış biri olarak bir matematik
problemine dalıp gittiğimdeki zevki, heyecanı başka hiçbir yerde alamıyorum.
Sanki karşımda uçsuz bucaksız mavi bir deniz varmış gibi dalıp gidiyorum
soruya. Tabi ki bu eşsiz hazzı fark ettirmek için en önemli görev biz
öğretmenlere düşmektedir. Öğretmenlerin kendi kaygılarını çocuklara aktarmaması
gerekiyor. Çocuklar bu kaygıları hissettiği anda kendilerine olan güvenlerinin
düşmesi beklendik bir sonuç. Güvenlerinin düşmesi ile bu korku tohumu gün
geçtikçe büyümeye başlar. Bir insan ne kadar endişeli ise performansı da o
kadar düşecektir. Bu yüzden öğretmenlerimizin matematik öğretiminde kaygı
duymak yerine matematiği nasıl en iyi şekilde öğretip, matematiği daha da
sevdirmenin yollarını aramalıdır.
Peki, şimdi ülkemizde okullar da
verilen matematik eğitimi nasıl? Çocukların ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Ülkemiz de yapılan bir ankette eğitimi bir
ülke sorunu olarak görenler 2015?2016 da yüzde beş bandında görürken 2017
yılında lise, üniversiteye geçiş sınavlarının değişimi ile bir anda yüzde 12 ye
yükseldi. Buda gösteriyor ki halk da eğitim sisteminin düzene oturamamasından şikâyetçi.
Ülkemizin en büyük sorunu tüm öğrencilere tek bir sistem uygulanmasıdır. Oysa
çeşit çeşit öğrenci, öğretmen var. Her öğrencinin almak istediği farklı
farklıdır. Bunun için çocukların aktif olacağı bir eğitim sistemi uygulansa,
her çocuk ihtiyacı olan bilgiyi daha rahat alır diye düşünüyorum. Çocuklara yol
gösterici olmalı, yanlışları fark ettirilmeli, doğruyu onlar kendileri
bulmalıdır. Doğruyu bulamasalar bile uğraşıp çabaladıkları, aktif oldukları
için konuya hâkim olmaları daha da kolaylaşabilir. Böylece matematiği sevme ve
öğrenme oranı daha da artabilir. Matematiğin çok iyi öğrenilip kavranması, sevilmesi önemlidir. Sınav başarısı üzerinde
en büyük etkiye sahip olduğu herkesçe bilinmektedir. Belki de toplum olarak
yarattığımız bu matematik korkusunun temeli buna dayanmaktadır. Onun içindir ki
her şeyden önce matematik korkumuzu aşmak istiyorsak kendimize güvenmeli, pes
etmemeli, matematikle uğraşmaktan zevk almaya çalışmalıyız. Bu uğraş sonucunda
bir sınava gireceğimizi sürekli düşünmemeliyiz. Göreceksiniz matematik
sandığınız kadar zor değil.