Bir saatin çalışması için pek çok parçaya ihtiyaç vardır.
Bunların büyüklüğü küçüklüğü hiç de önemli değildir. Bir parçanın olmaması
eksikliktir. O saattin çalışmasına engeldir. Parça olmazsa saat ölüdür.
Parçanın bozuk olması da saatin ayarsız çalışmasına sebep olur.
İnsan toplum olarak yaşar. İlkel kabilelerde bile saatin
düzenine benzer bir yapılanma vardır ve o toplumda işlerin daha iyi görülmesine
yöneliktir.
Saat örneğinden hareket edecek olursak bu kadim şehir
Karamanımızda toplumu oluşturan parçaların bir kısmı yok, bir kısmı da bozuk,
kırık ve üzgün çalışmayı engelleyen pek çok arızaya sebep oluyor.
Güçlü olmak, kulakların sağır olması, gözlerin kör olması,
izan kabiliyetinin yok olması, hele ki adaletin ortadan kalkması demek
değildir. Ne yazık ki Ak Partide bunu gözlemlemek bizleri üzüyor.
Neden üzülüyoruz ki. Geçmiş seçimlerde olduğu gibi bu
seçimlerde de insanlar oylarını vermeyiverir olay biter... Mİ Acaba?
Bitmiyor. Onun için üzülüyoruz. 1968 lerden başlayan bir
?Büyük Türkiye? davamız var. Bu dava için kadrolar oluştu. Seviyeli, liyakatli
ve başarılı. Yıllar süren bu olgunlaşma döneminden sonra da gümbür gümbür bir
gelişle iktidar olundu.
Çok güzel ve başarılı
işlere de imza atıldı.
Genel siyaset bizim işimiz değil. Bizim için varsa yoksa
Karaman. Ekmeğimiz suyumuz, soluduğuımuz hava ve çok daha önemlisi gelecek
nesillere devredeceğimiz emanet.
Ak Partinin Karaman teşkilatlarındaki her değişim bizi
umutlandırdı. Seçilen Başkanları tanıdığımız kadarı ile hep güvenilir ve
liyakatli görerek ?bu sefer tamam? deme gafletinde bulunduk. Ama büyük bir
üzüntü ile her kadronun birkaç ay gibi kısa bir zamanda değil çizgiden çıkmak,
tanınmayacak bir hale gelmesi bizleri adeta kahretti.
Her başkan da devam edemeyecek bir duruma gelerek yarım
bıraktığı ve daha da güçlenmiş işlerinin başına döndüler. Acıdır ki hiçbir
hizmet ve faaliyet olmadığı için de unutuldular.
Ankara?da bir dönem güçlü temsil edilerek genel hizmetlerden
biraz nasibimizi alsak da Karaman bu güçlü iktidardan hak ettiğini hiçbir zaman
alamadı.
Bunda Karamandaki sistemlerin eksik parçalarının ve hatalı
parçalarının da rolü çok büyük.
Bu eksik parçaların başında akil, aydın ve fikri adamlarının
yokluğu veya baskılara direnemeyip kabuklarına çekilmeleri. Öyle ya adalet
sistemi onlara hep öcü gösterildi ve ne küçük eleştirilerde soluğu orada
aldılar.
Memursa ?topla
bavulları, haritadan yer seç? denildi. İşçi ise gözünün üstünde kaşın var
denilerek kapı önüne konuldu.
STK lar karar
mercilerine fikir sunmak, yol göstermek ve yanlışlarda ikaz yöntemi yerine
onlara yamanmayı tercih ederek bozuk parça oluverdiler. Ya da susmak belayı def
eder mantığını benimsediler.
Temelde ?önce ahlak
ve maneviyat? kavramını düstur alarak yola çıkanlar dünya adaletini
lehlerine kullanırken ilahi adaleti unutmak gafletine düşüverdiler.
Son yerel seçimlerde tüm toplumun feryadına rağmen, yanlış
aday, yanlış propaganda ve faşizme varan bir despotizmle girdikleri seçimlerde
Karaman Halkı çok nazikçe cevabını verdi. Şimdi de o kaybı büyük bir zafer
edası ile meclis üstünlüğü baskısı ile kullanmaları ise Karaman için adeta bir
vahamet.
Meclis toplantılarında sırf belediye teşkilatı ve Başkanını
engellemek adına yapılan pek çok şeye şahit olduk. Ama bu Aktekke konusu tam bir facia.
Kâmil Uğurlu
döneminde düğmeye basılma seviyesine gelen ve müthiş güzellikteki bir projeyi,
Kamil Uğurlu?yu harcayarak unuttular. Daha sonra aynı yolda yürüme gayreti
içindeki Ertuğrul Çalışkanı da oyun
ve uğraş ile sıkboğaz edip bir beş yılı daha heba ettiler.
Belediyeden kamyon dolusu para yatırılmış bu proje, sadece
belediye gücü ile yapılamayacak bir büyüklükte. Bu şehrin bu projeye çok ama
çok acil ihtiyacı var.
Şimdi birileri çıkıp belediyeye bu projenin yapımı konusunda
yardımcı olmak destek vermek yerine engel olmak adına bir ?Millet Bahçeleri? meselesini ortaya atıp, meclis üstünlüğünü de
silah gibi kullanıp bu projeyi mahvetmeye kalkıyor.
Sokaktaki vatandaştan, şehircilik uzmanlarına, en yetkin
mimar/mühendislere varıncaya kadar herkesin çok şiddetle eleştirdiği bir
uygulamayı yapmaya kalkıyorlar. Üstelik Millet Bahçeleri için uygun olan birkaç
güzel yer de var iken.
Sebep?
Yerel seçimleri kaybettik bunun bir intikamını alalım ise
vah ki vah?
Orada yapılacak uygulamada yandaş birkaç kişi nemalansın ise
vah vah ki vah vah. Öldüğünüzde tepe üstü duracağınızı unuttu iseniz
hatırlatalım.
Ne pahasına olursa olsun bu Belediye teşkilatını ve
başkanını çalıştırmayacağız ise? Bu vahtan öte ayıp, günah ve hatta ihanettir.
Belediye nedir? Bu
şehre hizmet eden bir kurum. Başkanı kimdir? O kurumu yöneten bir kişi.
Daha dün sıradan bir vatandaş. Ama insanlar ona demişler ki ?biz seni vekil, kefil ve hizmetçi seçtik,
git bize ve geleceğe hizmet et?
Yapılacak olan Kent Meydanı sizin de yaşadığınız şehre
yapılacak. Gelecekte evlatlarınız torunlarınızın yaşayacağı şehre.
Sizler Gedik Ahmet?ten talimat almadınız elbette. Peki,
yaşadığınız şehrin hizmet kurumunu engellemek için kinden emir aldınız. (Dilimiz varmıyor. Suret olarak saygın bir
Müslüman olduğunuz için ürperiyor ama ifade edemiyoruz)
Daha önce bir kez daha denediniz. Hem de tarihimizin odun
pazarı meydanına ve bu gün şehrin en önemli kavşaklarından birisini yok edip
kavşağın bulunduğu yere gökdelen dikmeyi, eski hastane yerine de rezidanslar
(gavurun dilinde ne demekse) dikmeyi hedefleyip meclisi yine zorlamıştınız.
Rabbimiz kısmet etmedi.
Bu sefer de kısmet etmeyecek. Çünkü şu an etrafınızdaki
yalakalar ve kendi ekibinizin dışında konuyu duyan herkes bu konuda size engel
olacak duaları etmekte.
Kazancınız ne olacak?
Güneşi görmüş kartopu gibi eriyen Karaman Ak Parti oyları bir yüzde elli daha azalacak. Hem de öyle
acı ki eriyen kartopundan su oluşur. Ama sizin eriyen oylarınız zehir olup bu
ülkenin geleceğini zehirliyor. Güç kaybettiriyor.
İnatla murada varılmaz. Kaldı ki muradınız bu kararda ve
başka kararlarda da hayır değil, ne kadar inat ederseniz o kadar kaybedersiniz.
Güç zehirlenmesi ve sarhoşluğunu Yaradan?a sığınıp kör
kuyulara bir atın. O makamlara seçilmeden önce kendimizden fazla saygı
duyduğumuz, güvendiğimiz insanlardınız. Ama bu uygulamalarınızdan sonra sizleri
tanıyamaz olduk.
Dost acı söyler. Bizimki isot biberi kadar acı olsa da
gerçekleri sizin seçilmeden önceki saygın yapınızı korumak adına söylemek
boynumuzun, Karamanlı oluşumuzun, insanlığımızın bir gereğidir.
Lütfen bu kararların fikir babası ve dikte ettiricisi 2-3
kişi olduğunu bildiğimiz kardeşlerimiz: Siyaset insanlığınızın, inancınızın,
Karaman kimliğinizin ve vebal duygularınızın yolunu kapatmış durumda.
Açın o yolları?
2-3 kişi tarafından size dikte ettirilerek kol kaldırtanların
fikirlerini Allah?ın verdiği akıl ile izan ile ve vicdan ile bir süzgeçten
geçirmeden oylamalarda kol kaldıran ?grup kararı? uygulayıcıları: kararı onlar
verse de ona destekten dolayı, yanlışa engel olmamaktan dolayı iki kat
suçlusunuz.
Aklınızı başınıza
alın, siyaset kölelik değil, akıl ve mantıkla doğru kararı verme işidir.