Cihannüma Karaman Şubesi tarafından düzenlenen Pazar Sabah
Namazı Buluşmaları devam ediyor. Bu haftaki sohbette vicdan konusu işlendi.
Aktekke Camisinde eda edilen namaz sonrası Hatuniye Medresesine geçildi.
Kur?an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program KMÜ İslami İlimler Fakültesi
öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nasseruddin Mazheri?nin sohbetiyle devam etti.
Nasseruddin Mazhari Konuşmasında;
Vicdanımızın Sesine
Kulak Verelim!
Değerli katılımcılar hepinize selam olsun. Sabah namazına
kalkıp buraya gelen gençlere ve diğer saygı değer katılımcılara selam olsun! Bu
günkü sohbetimiz ?vicdan? hakkında olacaktır. Vicdan konusu çok derin ve geniş
bir konu olduğundan biz zamanımızın kısıtlı olması nedeniyle birkaç söz ancak
söyleyebiliriz.
İnsan, akıl, tefekkür, konuşma vi diğer özelliklerin yanı
sıra vicdan özelliği ile de donatılmış bir varlıktır. Şeriat kuralları ve diğer
kanunlar sadece bir sınır çizer. Bu iyidir, bu kötüdür, bunu yaparsan böyle
cezası vardır, bunu yaparsan mesuliyetten kurtulursun. Bunun ötesi vicdanın
işidir. Özellikle de bir olay karşısında insan vicdanın sesine kulak verirse en
ahireti için en isabetli karar verebilir. Birçok konu ve mesele fıkıh ve kanuna
uygun olabilir ama vicdanını rahatsız eder.
Kur?an?ı kerimde ahlaki vicdana dair çok zarif ve derin
anlamlı işaretleri var. İnsanın içinde olan fıtri bu meleke hakkında defalarca
işarette bulunmuştur. Vicdan fıtridir. Şems süresinin 7. ve 8. ayetinde böyle
geçiyor: ?Nefse (bilince) ve onu düzenleyene sonra ona (bilince) fücurunu (yani
haktan ve sistemden sapmayı) ve hem de takvasını (korunmasını) ilham etti?.
Yine Kıyamet süresinde: ? ve andolsun kendini kınayıp duran nefse..?. şeklinde
geçmiştir.
Bu ayetlere teemmül ettiğimiz zaman anlıyoruz ki Allah (c.c)
insanın kalbinin ta derinliklerinde güzellik ve iyilik tohumu ekmiştir.
Dolayısıyla denilebilir ki insan potansiyel olarak birçok fıtri özellik ve
güzelliğe sahiptir, sadece sahip değil birçok ilahi ilhamın almasına ve onu
hayatında uygulamasına da muktedirdir.
Salim ve dürüst vicdana karşı da kötülüğe sevk eden nefis ve
şeytan zikredilmiştir Kur?an?da. Yusuf süresinin 53. ayetinde şöyle geçiyor:
?ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı
derecede kötülüğe emreder..?. Bu ayete göre takva sahibiyim diyen ve kendini
takva sahibi, temiz dört dörtlük gösteren insan aslında sapmış, kendini kayıp
etmiş insandır. Çünkü kimin takva sahibi olup olmadığını ancak Allah (c.c)
bilir; iddia ile olmaz. Sadi Şirazi?nin dediği gibi: ?güzel parfüm kokusu ile
kendini belli eder, Parfüm satan kişinin reklamı ile kötü parfüm güze olmaz?.
Vicdan sesini köreltmeye çalışan, insanın içinde olan bu ışığı söndürmeye
çalışan ikinci büyük düşman da Şeytandır.
Her zaman namazlarımızda okuduğumuz Nas süresindeki ayet
şöyledir: ?hannasın vesveselerinin şerrinden, o ki insanların göğüslerine
vesvese verir. İnsanlardan ve cinlerden?.
Vicdan konusu Hz. Peygamber (s.a)?in hadislerinde de açık
bir şekilde geçmiştir. ?Vabisete b. Ma?bed şöyle dedi. Resulüllah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem?e gittim. Resulüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem iyilikten
sormak için mi geldin? Buyurdu. Ben evet dedim. Buyurdular ki:"Kalbine
danış (kalbinden fetva iste). İyilik nefsi te`min, kalbi tatmin eden; günah da
nefiste iz bırakan ve başkaları fetva verseler, fetvalar verseler bile sînede
yine tereddüdden kurtulmayan (vicdânı teskin etmeyen) şeydir.".
Vicdan fıtridir her insanda bulunan melekedir. Onun sesine
kulak veren insan doğru ve fıtri çizgiden ayrılmaz. Her mesele karşısında insan
bir ikilemde kalır. Ne yapayım? Hangisini seçeyim? Diye. Vicdanın sesine kulak
vermeyen zaman ile onu köreltir ve artık onu ezip geçer. Halkın tabiriyle artık
vicdansızlaşır. Bu tabir birçok dile aynen kullanılır. İnsanın bu özelliği
fıtri olduğundan her millette ve her yerde bu tabiri görebilmek mümkündür.
İnancı olmayan birçok insan topluma veya bir kişiye karşı ihanette bulundukları
zaman vicdan azabı çekerek dayanamayıp intihar etmişlerdir. tam tersi de
vakidir. Yani kendini Müslüman addeden ve yüzbinlerce insanı bombalayıp
paramparça eden ve hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eden insanlar da var
çağımızda. Allah (c.c) insanı akıl ve fikir sahibi yarattığından her millete ve
her diyanete mensup ise vicdan meziyetine sahiptir. Demek ki vicdan fıtri olup
kişinin şahsiyetinde bulunan bir özelliktir.
Hem insanlarla olan ilişkide hem de ibadetlerde vicdan
devreye giriyor. İnsanın vicdanı körelirse helal haram demez. Kulların hakkına
girer ve her türlü kötülüğü insanlara reva görür. İbadetler de dini hükümler
insan için çizgi çizer, helal ve haramı gösterir, onun ötesinde insan
ibadetlerinde ve diğer dini hükümlerin yerine getirmesinde samimi olup olmadığını
kendisi her kesten daha iyi bilir. Birçok konuda fetva sormaya bile gerek
kalmadan doğruyu vicdanın sesiyle bilir.
Mevlana Müslümanın vicdanını farenin deliğinde bekleyen
kediye benzetir. Kedi farenin deliğinin önünde nasıl teyakkuz halinde bulunuyorsa
Müslümanın vicdanı da onun gibi her zaman vesveselere karşı, Şeytana karşı
teyakkuzda olur. Kalbinin kapılarını asla düşmana yani Şeytana ve vesveselere
açmaz. Onların girmesine asla izin vermez.
Şirket sahibi olup ta devletin teşvikini elde etmek için
kendini işçi olarak gösteren veya vergileri kaçıran, az ödemek için bin bir
vesika uyduran, zengin olup ta devlet tarafından evsizlere, garibanlara,
engellilere yapılan konutlarda daire sahibi olmak için uğraşan, yıkık dökük
evini evsizlere, mecbur insanlara pahalıya kiraya veren kimseler vicdanlarını
yeniden sorgulamaları lazım.
Program yapılan dua ile sona erdi.








