Yıllardır geleneksel olarak oynanan kültürümüz geleneğimiz haline gelen tekecik oyununu Bardas köylüleri her yıl düzenli olarak düzenlemektedir.
Tekecik: Koç Katımı Oyunu Kasım ayı girerken oynanır.
Oynanan Şehirler Burdur, Çanakkale, Denizli, İzmir, Karaman, Mersin, Sivas, Tokat, Yozgat
Hayvancılıkla uğraşan toplulukların üretimlerini bereketli kılmak, hayatlarını garanti altına almak için hayvancılığın belirli tarihlerinde uyguladıkları pratiklerin tamamı ?çoban bayramları? başlığı altında toplanmaktadır. Bunların belli başlıları Tekecik,koç katımı, saya gezme, döl dökümü, yünüm gibi adlar almaktadır. Koç Katımı: Koçların koyunlarla bir araya getirildiği gündür.
Ağustos ayı sonu eylül ayı başında koçlar koyunlardan ayrılır, ekim ayı sonuna kadar iyice beslenir. Koç katımı günü geldiğinde koçlar özel kök boyayla ya da kınayla boyanır. Boyunlarına veya boynuzlarına elma, nar veya ayva takılarak süslenir. Koçlar ağıldan çıkarılırken sırtına küçük çocuk bindirilir, ardından sürüye katılır. Koç katımı günü tam bir bayram havası içinde geçirilir. Saya Gezme: Kuzunun anasının karnında tüylendiği/canlandığı gün olarak kabul edilen bu gün koç katımından yüz gün sonraya denk gelir. Bu nedenle ?koyun yüzü? yahut ?davar yüzü? de denir.
Tekecik Gezme Gecesi Oyunu ( Derleme )
Tekecik gezmesi, Toroslar?ın kuzey eteğinde yer alan Bozkır ve Hadim gibi çok dar bir bölgede bilinen, çobanlarla köyün delikanlılarının bir araya gelerek yaptıkları eğlencedir. Anadolu?nun bir çok yöresinde delikanlıların yaptığı bazı eğlencelerle ortak yönleri varsa da ağırlığını bu bölgeye özgü şekiller belirler.
Tarım ve hayvancılıkla geçinen bu bölgelerde kasım ayı gelmeden elli gün önce tekeler (erkek keçi) sürüden ayrılır, sadece tekelerin ya da oğlakların olduğu bir başka sürüye katılarak, iki ay keçilerden uzak tutulur. Bundan maksat, keçilerden uzak kalan tekelerin iyice kızışmasıdır. Kasım?dan on gün önce ya da on gün sonra da çiftleşmek üzere tekeler sürüye bırakılır. Bu arada köyün delikanlıları kendi odalarında toplanıp ?Tekecik Gezme Gecesi? ni kararlaştırılır ve çobana haber gönderilir. Buna da ?Çobana salık gönderme? denir. Çoban duruma göre bir veya iki besili tekeyi çanlar ve çıngıraklarla donatır. Bu tekelerle birlikte elinde çanları sallayarak delikanlı odasına gider ve şu tekerlemeyi söylerler.
(Sakaoğlu, 1985c: 127-129):
?Teke kattık duydunuz mu?
Selâm verdik aldınız mı?
Tek tekecik tekecik,
Ballı yağlı tekecik,
Bal olmazsa yağ olsun,
Verenin evine buğday yağsın,
Vermeyenin evine taş yağsın.?
Odada bulunan delikanlılar da hep birlikte şu tekerleme ile cevap verirler:
?Ekiz ekiz guzulasın,
Dördü sekiz guzulasın,
Verenin bir oğlu olsun,
Vermeyenin yağır başlı bir gızı olsun,
Verenin ambarı buğdayla dolsun.?
Bu tekerlemenin ardından delikanlılar ellerinde kap kacak ve heybelerle ?Tek tekecik tekecik? diye bağrışarak köydeki evleri dolaşmak üzere yola çıkarlar. O gece delikanlılar bütün köyü bir tek ev bırakmadan dolaşırlar. Kapılar sıra ile çalınır. Eğer açılmakta geç kalınırsa hışmına uğrarlar. Kapıyı açanlar hiçbir şey vermezse de tavuğu çalınır ya da kapısı taşlanır. Kapıyı açanlar evlerinde ne
varsa, ekseriyetle arpa, buğday, bulgur ?vb. zahirenin yanı sıra pekmez verirler. Evleri dolaşırken toplanan pekmezlerin helkelerden su gibi içilmesi de dolaşmanın ilgi çekici yanlarından birisidir.
Eğlencenin yapılacağı gecenin mehtaplı olması tercih nedenidir. Sokaktaki eğlenceli saatler sona erince odaya dönülür ve toplananlar köylü gençler tarafından pay edilir.Yeme içme faslının ardından ?Konyalı?, ?Çiftetelli?, ?Sepetçioğlu? oyunları oynanır, hikâyeler ve masallar anlatılır. Vaktiyle kız kaçıranlar, askerliğini yapmış olanlar, ava gidenler de bu konularda hatıralarını anlatırlar. Eğlencenin müzik kısmında ise; cura, saz, zilli def, keman, kaval gibi çalgılar çalınır. Geç vakitlere kadar süren eğlencede bilhassa çobandan kaval çalması istenir (Sakaoğlu,











