Karaman`da 57 yaşındaki ayakkabı tamircisi Ramazan
Coşkun, müşterilerine 30 yıldır üç metrekarelik dükkanında hizmet veriyor
Ramazan Coşkun:
"Bu dükkanda gece 12`ye kadar da dursam iş olur.
Mekan ufak ama gönlümde çok büyük"
"Bu 3 metrekarelik iş yerinden kazandığımla 4
evladımı yetiştirdim. Onları helal rızıkla büyüttüm. Evimi yaptım,
şükrettim"
"Burada başka biri olsa çalışamaz. Benim dikiş
dikerken, ayakkabı tabanı dikerken, yapıştırırken belli bir duruşum var.
Başkası olsa yapamaz. Neyin nerede olduğunu ben bilirim"
Karaman`da 57 yaşındaki ayakkabı tamircisi Ramazan
Coşkun, müşterilerine 30 yıldır üç metrekarelik dükkanında hizmet veriyor.
Küçük yaşlarda
babasının "Bir mesleğin olsun" öğüdü ile ayakkabı imalathanesinde
çırak olarak çalışmaya başlayan Coşkun, daha sonra kendi iş yerini açarak
ayakkabı tamirciliği yapmak istedi.
Külhan Mahallesi
2. İstasyon Caddesi`nde üç metrekarelik dükkan kiralayan Ramazan usta,
mesleğini 30 yıldır burada sürdürüyor.
Coşkun, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, merkeze bağlı Seyithasan köyünde dünyaya
geldiğini söyledi.
Toros Dağları`nın ortasında, yaşam şartlarının zor olduğu
köyde çobanlıktan başka bir işin olmadığını belirten Coşkun, "Köyde
yapacak bir şey yoktu. Tarım alanı az. Sabanla ekecek, orakla biçeceksin. 3-5
tane keçin olursa onu güdeceksin. Bu yüzden babam köyde kalmamı istemedi.
İlkokulu bitirdikten sonra `ele karış, bir meslek öğren` diye 12 yaşında
Karaman`da bir ayakkabı imalathanesine beni çırak olarak verdi. O zamanlar
okuldan çıkan çocuklar çırak olarak işe başlarlardı." diye konuştu.
"Babam beni çoban yapmayı düşünmedi, sanata
gönderdi"
Ayakkabı imalathanesinde 1988 yılına kadar çalıştığını,
sonra kendi iş yerini açtığını anlatan Coşkun, şöyle devam etti:
"Bu mesleği 45 senedir yapıyorum. 30 yıldır bu
dükkandayım. 5 sene önce emekli oldum ama çalışmaya devam ediyorum. Bugünkü
şartlarda bile işlerim çok iyi, tek başıma yetişemiyorum. Babam beni çoban
yapmayı düşünmedi, sanata gönderdi. Babam vefat edeli 15 sene oldu. Her zaman
için geçimimi, sağlığımı babama borçluyum. Köyde kalsaydım yapacak işim yoktu.
Ben bu sektörde hiç zorluk çekmedim. Dükkanım biraz küçük ama ben alıştım.
Evlendiğimde tek odalı bir ev kiralamıştım. Bu 3 metrekarelik iş yerinden
kazandığımla 4 evladımı yetiştirdim. Onları helal rızıkla büyüttüm. Evimi
yaptım, şükrettim."
- "Neyin
nerede olduğunu ben bilirim"
Ramazan Coşkun, küçük de olsa iş yerini değiştirmeyi hiç
istemediğini, burada kendine göre bir düzen kurduğunu dile getirerek, şunları
kaydetti:
"Burası ana cadde üzeri. Metrekaresine göre kirası
biraz pahalı gelebilir ama benim bundan şikayetim yok. Şimdi burada başka biri
olsa çalışamaz. Benim dikiş dikerken, ayakkabı tabanı dikerken, yapıştırırken
belli bir duruşum var. Başkası olsa yapamaz. Neyin nerede olduğunu ben bilirim.
Bu dükkan çarşının tam merkezinde. Daha ucuz bir dükkan bulsam ara sokak olsa
bu kez de akşama kadar iş yapamam, belki de kirayı bile ödeyemem. Bu dükkanda
ise gece 12`ye kadar da dursam iş olur. Mekan ufak ama gönlümde çok
büyük."
- "Bana
gelenlerin çoğu pahalı ayakkabılar"
Mesleğin artık ilgi görmediğini, piyasada çok ucuza
ayakkabı alınabildiğini vurgulayan Coşkun, "Ayakkabı tamirine çoğunlukla
pahalı ayakkabılar geliyor. İnsanlar 20 liraya, 40 liraya ayakkabı alıyor.
Tamir edilmesi gereken bir yeri olduğu zaman ayakkabıyı tamir ettirmek yerine atıp
yenisini alıyorlar. Bana gelenlerin çoğu pahalı ayakkabılar. O yüzden
müşteriler ayakkabısını tamir ettirerek kullanmaya devam ediyorlar."
ifadelerini kullandı.
Coşkun, gençlerin artık sanata yönelmediğini, çırak
bulunamadığını, gücü yettiğince bu mesleği sürdüreceğini de sözlerine ekledi.





