Malumunuz 21 Eylül 2017 Perşembe gününden itibaren Hicri 1438. Yıl tamamlanacak ve 1439. yıla gireceğiz. Bu vesile ile Hicri Yılımızı tebrik eder, Alem-i İslam`ın kurtuluşuna vesile olmasını Allah (c. c.)`dan niyaz ederim.
Peygamberimizin Hz. Muhammed (s.a.s) ,Mekke-i Mükerremeden
Medîne-i Münevvere ye hicret ettiği 622
Mîlâdi yılı Hicretten 17 yıl sonra Hz.
Ömer(r.a.)`ın halifeliği döneminde, Hz. Ali (r.a.)`ın teklifiyle bu yolculuk,
Hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul
edilmiş ve isim olarak "Hicrî Yıl? denilmiştir. Mîlâdî takvimde
Güneşin hareketleri esas alınmış, Hicri Takvimde ise Kamer (ay)`ın hareketi
esâs alındığı için , "Hicrî Yıl olarak isimlendirilmiştir.
Hicrî Yıl da, Mîlâdî, Yıl gibi 12 ay esâsına dayanır. Kameri
aylar: Muharrem, Safer, Rebîul-evvel, Rebîül-âhir, Cemâzil-evvel, Cemâzil-âhir,
Receb, Şâbân, Ramazân, Şevvâl, Zil-kâde, Zil-hicce`dir.
Hz. Muhammed (s.a.s.)
Efendimizin Peygamber olarak gönderilmesi sonucu, karanlık yerini aydınlığa,
zulüm yerini adalete, kararan gönüller, vicdanlar, merhamete, İman nuruyla
kavuşmuşlardır. Ancak bu nurdan rahatsız olan Müşrikler, Efendimizi öldürmek
istiyorlardı ve her geçen gün Müslümanlara eza ve cefalarını artırmaktaydılar.
Yaklaşık olarak Mekke de on üç yıllık bir mücadeleden sonra hicret emri
gelmiştir. Âyet-i Kerîmede: " Onlar ağızlarıyla Allah`ın nûrunu söndürmek
istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nûrunu tamamlayacaktır.?
(Saff Sûresi âyet:8)
Müşriklerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları eza ve
cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların,
Mekke`den Medine`ye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından Peygamberimiz Hz.
Muhammed(s.a.s.)`e verilmiştir. Öncelikle Müslümanlar Medine ye gönderilirler.
Son olarak da en yakın sadık arkadaşı Hz. Ebu Bekir (r.a.) ile beraber
Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) Mekke`den Medine`ye hicret etmişlerdir. Hicrete
karar veren Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), öncelikle üzerinde bulunan
Müşriklerin emanetlerini sahiplerine teslim etmesi için Hz. Ali (r.a.)`a
bırakmıştır. Bu husus gerçekten çok anlamlıdır. Üzerinde önemle durmamız
gerekir. Peygamberimiz kendisini öldürmek isteyen Müşriklere karşı onların
mallarını yine kendilerine teslim etme noktasında gerekeni yapmıştır.
Peygamberimiz, müşrikler tarafından bile Muhammedül Emin olarak tanınmıştır.
Peygamberler güvenilir kimselerdir. Bu özelliğini Hicrette, Peygamberimiz
uygulamaları ile müşriklere bir kez daha net şekilde göstermiştir. Hicret`ten
çıkaracağımız çok önemli dersler vardır: Hicrete Yol arkadaşı Hz
Ebubekir(r.a.)`la beraber çıkan Peygamberimiz, Medine`ye gidecek olmasına
rağmen, tam tersine öncelikli yolculuk yapmıştır. Örümcek ağı çok
dayanıksızdır. Koruyan ve kollayan Allah (c.c.), sevdiklerini en zayıf örümcek
ağıyla da korur. Müşriklerin gözleri önünde Yasin Suresini okuyup çıkıp
gitmelerine rağmen görünmemişlerdir. Yolculuğun her aşamasında zahmet çekerek
Medine`ye ulaşmışlardır. Allah(c.c.)`ın gücü her şeye yeter. Bir şeye ol dedi
mi o hemen oluverir. Yeter ki kul Allah`a samimi olarak teslim olsun.
Medine`nin o dönem nüfusu yaklaşık olarak on bin,
Müslümanların sayısı da toplam nüfusun üçte biri civarındadır. Büyük çoğunluğu
Yahudilerden oluşmaktadır. Beni nadir, beni kaynuka, kureyza Yahudileri ile
antlaşmalar yapılmıştır. Medine de yaşayan nüfusun sadece üç kişiden birinin
Müslüman olduğu bir yapıda Müslümanların Devletlerini kurma başarısını
gösterdiklerini öğrenmekteyiz. Sayıların çokluğundan ziyade, İmanlı, nitelikli,
donanımlı insanların olduğu yerlerde, niceliklerin, sayıların çokluğunun hiç de
önemli olmadığını anlamamız bakımından hakikaten önemli bilgileri öğrenme
imkânına sahip olmaktayız. Hicret, maddi ve manevi her türlü fedakârlığın
yapıldığı, gerekirse anne-baba, eş, evlâtların ve mülklerin, terkedilebildiğini
açıkça gösteren kutlu bir yolculuktur. Hicret, hakkın batıla, iyinin kötüye
galip gelmesidir. Hicret, Tevhid inancının kalplerde kökleşmesinin
göstergesidir.Allah (c.c.) Rızası için hicret edip, yine O`nun Rızası için
hicret edenlere yardım edenler Kur`an-ı Kerimde övülmektedirler. "İman
edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, (muhacirleri) barındıran ve
yardım edenler var ya, işte gerçek Mü`minler onlardır. Onlar için mağfiret ve
bol rızık vardır.? (Enfal Sûresi âyet:74) "Bunun üzerine Rableri, onların
dualarını kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep
birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım.
Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete
uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülüklerini
örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağım. Bu mükâfat,
Allah tarafındandır ve karşılığın en güzeli O`nun katındadır.? (Ali İmran
Sûresi âyet:195)
Rabbimiz, her birimize nefsimizle, batılla gereği gibi
mücadele etmeyi, Ensar ve Muhacir kardeşliği ekseninde şuurlu hareket etmeyi
nasip etsin. Sıhhat ve âfiyetler dilerim.





