HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük:
TÜRKLERİN VE
KÜRTLERİN BU COĞRAFYADAKİ BİRLİKTELİĞİ BİR TERCİH DEĞİL ALLAH?IN TAKDİRİDİR!
HÜDA PAR İstanbul İl Başkanı Erdal Elibüyük ile HÜDA PAR?ın
siyasi çizgisini, amacını, hedefini,
Suriye meselesini, dış politikayı ve İstanbul Sözleşmesini gibi birçok
konuyu konuştuk. Erdal Elibüyük, ?Biz Türkiye partisiyiz. Fakat Türkiye?yle
kendimizi sınırlamıyoruz. Türkiye?nin her bölgesinde teşkilatlarımız var ve
amaçlarımız doğrultusunda tabiri caizse harıl harıl çalışmaktayız? dedi.
Röportaj: Ziya Gündüz
Başkanım öncelikle şu sorudan başlayalım, HÜDA PAR?ın genel
siyasi çizgisini bize anlatır mısınız? HÜDA PAR?ın amacı nedir?
Öncelikle röportajınızdan ötürü şahsınıza teşekkür ediyorum.
Partimizin kuruluş misyonunda ve geleceğin inşasında merkeze
oturttuğumuz temel kaideinsan ve adalettir. Biz insanı yaradandan ötürü sever,
sayar; tüm alemin insan için varedildiği hakikatini es geçmeden kimlik üstü
siyaset yaparız. Adalet terazisiyle, hakkaniyet ölçüsüyle tüm insanlığı eşit
görür; ırk, soy, kabile, makam, mevki mefhumlarını gözardı ederiz. Dolayısıyla; ?önce insan, öncelik adalet?
ülküsüyle hareket ederiz.
Bizim amacımız; köhnemiş, yıpratılmış, suiistimal edilmiş,
hor görülmüş değerleri yeniden inşa edip, asırlar boyunca hem ülkemizde, hem de
dünyanın her yerinde yeniden ihya edilmesini sağlamaktır. Bu iki temel hususu
merkeze alıp diğer sorunlarımızı da bunun üzerinden onarmak amacı
içerisindeyiz.
AVRUPA?NIN ÇEŞİTLİ
ÜLKELERİNDE PARTİMİZİN ÇALIŞMALARI MEVCUT
HÜDA PAR Türkiye?nin partisi mi? Yoksa bir bölgenin partisi
mi?
Bir önceki soruda ifade ettiğimiz gibi amacımızın sınırları
bir bölgeyi kapsamamaktadır. Önceliklerimiz dahilinde sorun gördüğümüz her
yerde varlığımızı zaruri görüyoruz. Biz elbette Türkiye partisiyiz fakat
Türkiye?yle kendimizi sınırlamıyoruz. Türkiye?nin her bölgesinde
teşkilatlarımız var ve amaçlarımız doğrultusunda tabiri caizse harıl harıl
çalışmaktayız. Sadece Türkiye?de değil şu an Erbil?de resmi bir temsilciliğimiz
var. Yine Avrupa?nın çeşitli ülkelerinde partimizin çalışmaları mevcuttur.
KÜRTLER VE TÜRKLER
ARASINDA 10 ASIRLIK SÜREÇTE DE IRKÇILIK, KAVİMCİLİK GİBİ KAVRAMLAR YOKTU
HÜDA PAR ?Kürdistan?
kavramını çok kullanıyor. Türkiye?nin
her yerinde teşkilatlarınız var. ?Kürdistan? kavramını Karadenizli, Eğeli, İç
Anadolu seçmenlerinize nasıl izah ediyorsunuz. Veya nasıl ikna
ediyorsunuz? Bununla ilgili tepki alıyor
musunuz?
Meselenin hakikati; ?Kürdistan? kavramı 20. Yüzyılın
ortalarından sonra halkımızın arasında ayrıştırmayı körüklemek adına sorun
olarak görülmeye, gösterilmeye başlanmıştır. Bundan önce halkımızın böyle bir
sorunu yoktu. Önemli bir ayrıntı; Kürtler ve Türkler arasında 10 asırlık
süreçte de ırkçılık, kavimcilik gibi kavramlar yoktu. Yani Kürdistan kavramı
sorun olarak görülmeye başlandıktan sonra ayrışmalar arttı, nifak arttı, kaos
arttı. Sorun Kürdistan kavramını kullanmakta değil, kullanmamaktadır. Kürdistan
söylemi sorun olarak görüldükçe bir Türk olarak söylüyorum, Kürt kardeşlerimizi
küstürmeye devam edecek, emperyalist devletlerin fitne ateşini bizatihi biz
Türkler körükleyeceğiz. Kürt kardeşlerimiz ?öteki? olarak görüldükçe ülkemizde
bu mesele asla düzelmeyecek ve ne yazık ki artarak devam edecektir.
EĞİTİM MEDENİYETİN
TEMEL DİNAMİĞİDİR
HÜDA PAR ?ın eğitime bakışı hakkında bize bilgi verir
misiniz? Türkiye?ye nasıl bir eğitim öneriniz var?
Parti programımızda bu hususu, ?Eğitim, insanı?n doğuştan gelen
yeteneklerini geliştirme ve ?şekillendirme; onu, din ve dünya ile ilgili
vazifelerini hakkıyla yapabilecek duruma getirme faaliyetidir.? diye ifade
ediyoruz. Eğitim medeniyetin temel dinamiğidir. Toplumların gelişmesinde,
insani ilişkilerde ve sosyal hayatın ilgili alanlarında insanı hak ettiği
seviyeye çıkaracak, onu diğer varlıklardan ayıracak mühim bir öğretidir.
Eğitim, temel değerler haricinde her toplumda farklılıklar
gösterebilir fakat üzülerek söylemek gerekirse toplumumuz eğitim konusunda batı
kültürünün etkisinde bırakılmıştır. Bizim ananelerimiz nesilden nesile
süregelen bu erozyondan ciddi anlamda etkilenmiş, bugün bizden olmayan bir
kültür karmaşası içinde boğulmuştur. Artık kendi neslimizi tanımakta ne yazık
ki zorluk çekiyoruz.
Biz eğitimde iki husus üzerinde özellikle duruyoruz.
Bunlardan birincisi, karma eğitimin sonlandırılması, ikincisi ise İslam
endeksli kültürel derslerin yazınsal, görsel ve işitsel olarak olarak
çocuklarımıza aşılanmasını elzem olarak görüyoruz.
Karma eğitimin çocukların öğrenim ve idrakinde önemli oranda
düşüşler yaşattığı bilimsel bulgularla tespit edilmiştir. Dünyanın birçok
ülkesi artık bu durumun idrakine varmış ve karma eğitimi ciddi anlamda
azaltmıştır. Ülkemiz ise sol cenahın etkisinde kalarak tepki almamak adına bu
konuda adım bile atamıyor.
HÜDA PAR?ın Ak Parti ile birlikte yürüttüğü bir proje var
mı, yâda ileriye dönük Ak Parti ile çalışacağı bir alan var mı?
Ortak yaptığımız herhangi bir çalışmamız yoktur. İleriye
dönük böyle bir çalışma olur mu bunu zaman gösterir, bugün net olarak bu soruya
bir cevap veremeyiz. Aynı çizgide buluşursak, yani ülkemizin, halkımızın,
mazlum coğrafyamızın faydasına olacak bir ortak nokta oluşursa neden
olmasın.
AK PARTİ?NİN İKTİDARI
DÖNEMİNDE ELBETTE CİDDİ ANLAMDA FAYDALI VE GÜZEL ÇALIŞMALAR YAPILDI
HÜDA PAR olarak, Ak Parti Hükümeti?nin İç ve Dış
politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ak Parti?nin iktidarı döneminde elbette ciddi anlamda
faydalı ve güzel çalışmalar yapıldı. Fakat biz Ak Parti?ye kusursuz gözüyle ya
da her yaptığını pozitif bir çizgide değerlendirecek bir perspektifte
bakmıyoruz. Ak Parti döneminde birçok yanlış çalışma içerisine de girildi.
Tabi biz toplumu, ülkemizi ilgilendiren meselelerde gerek
bizatihi Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan?a, gerek haftalık gündem
değerlendirmelerimizde hükumete önerilerimizi, uyarılarımızı sunduk, sunuyoruz.
Yine sakıncalı, problemli olarak gördüğümüz hususları dile getiriyoruz.
Bunların bir kısmının dikkate alınıp düzeltildiğini de görüyoruz. Fakat bazı
yanlışlar üzerinde kat?i olarak durulduğunu da ne yazık ki müşahede ediyoruz.
SURİYE MESELESİNİN EN
BAŞINDAN BERİ YANLIŞ YÜRÜTÜLDÜĞÜNÜ SÖYLÜYORUZ
Suriye meselesine nasıl bakıyorsunuz. Suriyeliler konusunda
önerileriniz nelerdir?
Suriye meselesi yaklaşık on yıllık bir süreçtir. Kısa bir
röportaja sığmayacak kadar geniş bir konudur. Bu meseleyle alakalı partimizin
gündem değerlendirmeleri, basın açıklamaları sitemizde mevcuttur. Biz Suriye
meselesinin en başından beri yanlış yürütüldüğünü söylüyoruz. Biz henüz Arap
Baharı eylemleri başladığında bu işin savaşsız, ölümsüz bir şekilde
yürütülebileceğini öngörüyorduk. Mesele sadece İslam ülkeleri arasında
görüşülüp yönetilseydi emin olun Suriye bu duruma gelmeyecekti. Fakat
emperyalist ülkelerin dosyaları bizim kardeşlik hukukumuzdan dahi ağır bastı.
İlk olayların başlamasından 6-7 yıl geçtikten sonra, yani Suriye emperyalist
ülkelerin eğitim alanı, iyi niyetlilerin yanı sıra kurtarıcı edasıyla birbirini
katleden silahlı grupların gaflet yuvası ve bir türlü sonuç alınamayan türlü
planların kurbanı olduktan sonra bizim ilk zamanlar söylediğimiz sürece
evrildi. Fakat bunca süre zarfında ocağı yıkılan Müslümanlar oldu, ölen
Müslümanlar oldu, kaybedenler ise tüm Müslümanlar oldu. Çünkü ABD, Rusya ve
diğer kana susamış ülkelerin ipiyle kuyuya inmenin ne tür bir kayba neden
olduğu yeni yeni farkedilmeye başlandı. Bugün artık masada hem ABD, hem de
Rusya var. Onların olmadığı bir masa kurulamıyor. Suriye artık talan edilmiş
bir ülke, her an İslam ülkeleri için tehdit oluşturabilecek ne olduğu belirsiz
silahlı bir çok grubun barınağı olmuş durumda. Umarız akıl merkeze İslam?ı
oturtur ve çözümleri bu pencereden yönetir. Aksi durumda her an her şey
beklenebilir bir tuzak olarak durmaktadır.
Suriyelileri muhacir olarak görüyoruz. Rabbim kimseyi
yurtsuz bırakmasın, empati kurmamız gerekiyor. Emin olun Suriyelilerin bu
toprağa sığınmaları keyfi değildir. Bütün İslam aleminin kurtuluş reçetesi,
emin topraklar ve sığınılabilecek ülke olarak bizi görmelerinin sebebi,
geçmişimizden gelen kucaklayıcı, koruyucu ve güvenilir memleket olarak
görülmesindendir. Bu memleketin halkı tüm İslam aleminde el üstünde tutulur,
hürmet görür ve sevilir. Bunları gözardı etmemek gerekiyor. Bu pencereden
bakılırsa rahmet melekelerimizin daha baskın olacağını göreceğiz.
TÜRKİYE BELKİ ŞU ANA
KADAR EN YOĞUN SEÇİM SÜRECİNİ YAŞADI
Yakın zamanlarda HÜDA PAR seçime girmedi bunun sebepleri
nelerdir?
Seçime girmeme sebeplerimizi Seçimlerden Sorumlu Genel
Başkan Yardımcımız Mahmut Şahin Bey genel olarak ifade etti. Kurulduğumuz
günden beri yoğun bir seçim dönemi yaşadık. Türkiye belki şu ana kadar en yoğun
seçim sürecini yaşadı. Bu seçim hariç tüm seçimlere gerek parti olarak girdik
gerek bağımsız adayları destekledik. Fakat bu süreç içerisinde henüz
kurmadığımız il ve ilçe teşkilatlarımız mevcut olması hasebiyle seçim
yoğunluğuyla geçireceğimiz zamanı teşkilatlarımızı kurmak ve mevcut
teşkilatlarımızı da önümüzdeki seçimlere hazır hale getirmek için kullanmak
istedik. Şu ana kadar bu süreci çok verimli olarak kullandık diyebiliriz.
KÜRT HALKI BU
COĞRAFYADA ÇOK ACILAR ÇEKTİ
HÜDA PAR Diyarbakır annelerinin oturma eylemine destek
veriyor mu?
Elbette. Kürt halkı bu coğrafyada çok acılar çekti. Devlet
ve PKK arasında sıkışan halk kendi iradesi dışında kararlar vermek durumunda
kaldı. Tehditler, şantajlar sonucu halk evlatlarının PKK?nın kolları arasına
girmesine biçare tepkisiz kaldı. Halkkolluk kuvvetlerinden çok PKK?nın nefesini
ensesinde hissetti. Dolayısıyla bu bölgede can, mal güvenliğinden ötürü Kürt
halkı istem dışı PKK?ya destek verdi. Hangi anne evladının kendi iradesi
dışında ölüme gitmesine, kardeşkanı dökmesine rıza gösterebilir? Bu sebeple
annelerin eylemi haklı bir eylemdir.
Şunu da özellikle ifade ediyoruz. Devlet ve hükumet erkanı
bu işi muhalefet partisi gibi dillendirmeye, gündeme taşımaya çalışmamalıdır,
istismar etmemelidir. Hükumet o annelere evlatlarını getirme pozisyonundadır.
Zira yetki mercii devleti yönetenlerdir. Ortada bir iddia ve mağduriyet varsa
bunu çözecek olan devletin ilgili makamlarıdır.
Türkiye terör örgülerinden çok çeken bir ülke konumunda.
HÜDA PAR olarak terör örgütlerini nasıl değerlendiriyorsunuz. Bu konuda ne gibi öneri ve projeleriniz var?
Halkın malına, canına kasteden, iradesi dışına çıkana yaşam
hakkı tanımayanları biz de terör ile vasıflandırıyoruz. Bizim devletin terör
tanımından farklı bir terör tanımımız var. Biz İlahi kudreti ve hikmetli
Kur?an?ı tüm alanlarda olduğu gibi bu alanda da merkezde tutarız. Devletin
terör tanımı hükumetlere göre değişiklik gösterebiliyor. Bu ülkede camilerde
Kur?an dersi verdiği için, İslami çalışmalarda bulunduğu için terör kapsamında
cezaevine atılan binlerce insan tanıyoruz. Ki bir kısmı hala cezaevlerinde
bulunmaktadır. Biz de böyle bakarsak zulmedenlerden oluruz. Biz esasında
devletin bu meselede yanlış ilerlediğini, devletin yanlışlarından terörün
türediğini ifade edebiliriz. Bu konuda Kur?an perspektifinde bir yasal
düzenleme yapılmasını ve bu düzenlemenin de her hükumet değiştiğinde
değiştirilmemesi için güvence altına alınmasını öneriyoruz.
HÜDA PAR?ın kadına yönelik şiddet ile ilgili ne gibi
çalışmaları var. Türkiye kadın şiddetlerinin önüne nasıl geçebilir?
Kadına annelik vasfını veren Yüce Allah?ın buyruklarına ram
olan kullarıyız. Kadının ayaklarının altına cennetin anahtarını koyan bir dinin
mensuplarıyız. Dolayısıyla kadına şiddeti reva gören, kadını aşağılayan, kadını
bir meta gibi gören, kullanan zihniyetlerden uzağız, beriyiz ve kınıyoruz. Biz
kadını eve hapseden, onu bilgiden, yetenekten mahrum eden, yaşam alanını sadece
ev ihtiyaçlarını gideren bir profile bürümekten de beriyiz. İslam?ı ve
Müslümanları bu anlayışta gören ve tartanlara tek kelimeyle acıyoruz.
Peygamberimiz (s.a.v) kendi hükumeti zamanında Hz. Aişe annemize de bir misyon
vermiştir.
Biz kadının şiddet görmesinin, kadın istismarının artmasının
sebeplerini ahlak dini olan İslamiyet?in temel değerlerinden yüz çevrilmesinden
kaynaklandığını ifade ediyoruz. Batı kültürüyle yürütülen politikalar, özgürlük
kavramının yanlış tanımlanmasından vücut bulan anlayışlar yine kadını mağdur
etmekte, kadınların haklarıyla ilgili sorunları meydana getirmektedir. Dediğimiz gibi kendi özümüze dönersek,
meseleyi kanunlardan ziyade ahlaki olgularla yürütürsek ne kadının beyanının
esas alınmasına gerek kalır ne de türlü türlü setler çekmeye gerek kalır.
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
FESHEDİLMELİDİR
HÜDA PAR olarak, ?İstanbul Sözleşmesi?ni nasıl
değerlendiriyorsunuz?
İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun ve nafaka mağdurları
olarak üç koldan aile mefhumu yıkılmaya, yok edilmeye çalışılmaktadır.
Röportajın başından beri tüm sorularda özellikle vurgu yaptığımız mesele ahlaki
dezenformasyon. Belki toplu, tüfekli bir saldırı altında değiliz fakat manevi
bir saldırı altında olduğumuz bir hakikattir. Şu üç sorunlu mesele
gençlerimizde evliliğe, aile kurmaya bakışı değiştirmiş durumdadır. Eşler
arasında güven duygusu kırılmış durumdadır. Genç evlilik yaptığı için eşleri
cezaevinde olan binlerce aile var. İstanbul Sözleşmesi?nden dolayı evlerinden,
işlerinden, ailelerinden uzaklaştırma cezası almış binlerce aile var. Bir
günlük evliliğe dahi ömür boyu nafaka cezası alan insanlar var. Biz bu mesele
üzerinde ciddi anlamda duruyoruz, Bu konuda basın açıklamaları yaptık,
seminerler düzenledik, gerekli mercilere defaatle uyarı ve hatırlatmalarımızı
yaptık. İstanbul Sözleşmesi feshedilmelidir, genç evlilikle alakalı yasa
düzenlenmelidir, nafaka meselesi düzenlenmelidir. Bu üç sorun İslami bir
zeminde yeniden yapılandırılmalıdır.
VATANDAŞLARIMIZ İÇİN
TÜM TEŞKİLATLARIMIZDA MUHABBET ÇAYIMIZ VARDIR, BEKLERİZ
Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?
Kıymetli okurlarımıza bizi sabırla okudukları için teşekkür
ediyorum. Özellikle şunu vurgulamak istiyorum; HÜDA PAR halkın yaşadığı
sıkıntıların anahtarı, ifade edemediği sözcüklerin sesidir. Genel Başkanımızdan
en alt birimimize kadar her kademede bizatihi mevcut sorunların mağduru olmuş,
halkımızın derdinden gayet iyi anlayan bir yapıya sahibiz, bu konuda
vatandaşlarımız müsterih olsun. Bizi daha yakından tanımak isteyen, kafasındaki
soru işaretlerini gidermek isteyen, bizimle aynı fikri paylaşan veya paylaşmayan
vatandaşlarımız için tüm teşkilatlarımızda muhabbet çayımız vardır, bekleriz.
Başkanım yoğun çalışmalarınızın arasında bize zaman
ayırdığınız için size çok teşekkür ediyorum. Ben HÜDA PAR?ı büyük bir dikkatle
takip etmeye devam edeceğim.
Bende nitelikli çalışmalarınızdan dolayı size başarılar
diliyorum.
Erdal Elibüyük
kimdir?
11 Kasım 1978 yılında Tokat merkeze bağlı Madas köyünde
dünyaya geldi. İlkokulu köyde, ortaokulu ise 1990 ile 1993 yılları arasında
Tokat, Artova ilçesinde olan Artova Yatılı ilköğretim bölge okulu (YİBO) da
tamamladı. Liseyi Tokat Turhal Ticaret Meslek Lisesinde 1. Sınıfı okuduktan
sonra lise 2. 3. Sınıfları Tokat merkezde tamamladı. 1996 yılında ailesi ile
beraber İstanbul`a taşındı. Elibüyük, halen Bakırköy`de aile şirketinde
yöneticilik yapıyor.
1996 yılından bu zamana kadar çeşitli yardım kuruluşlarında
ve STKlarda gönüllü üye ve yöneticilik yaptı. Halen İstanbul`da faaliyet
yürüten İstokdef ( İstanbul Tokat Dernekler Federasyonu) İcra Kurulu TOKKON (
Tokat Konfederasyonunda) üye olarak faaliyet yürütmekte. Elibüyük, HÜDA PAR`ın
kuruluşunda da yer aldı. Elibüyük, 3 çocuk babasıdır.




