Yıllar önce gariban bir köyün, gariban bir köylüsü,
küçücük bağının bir köşesine arı kovanı yerleştirir. Bin bir güçlükle elde
ettiği bu kovana gözü gibi bakar ve elde ettiği balı ailesine yedirmeye gayret
edermiş.
Günlerden bir gün, o bölgeden birisi, bağın kenarından
geçerken kovanı görür. Etraf ıssızdır. Bağa dalar ve kovanı açıp içindeki
baldan birkaç parça yer. Sonra bir köşede duran küpü görür ve kalan balı içine
doldurmaya başlar.
O sırada bağa birilerinin yaklaştığını fark edince, en
yakın ağaca tırmanıp, sık dallar arasına gizlenir.
Gelen, güzel giyimli mevki makam sahibi olduğu
anlaşılan, beyefendiden bir adamdır. Beyefendi kovanı görür ve baldan yemeye
koyulur. Yerken de ?Ham hum şaralop şifffaaa niyetine? diyerek kovanı sıvazlar.
İşi bitince ağzını silmek için mendilini çıkarır ve cebine koyarken de mendili
bağa düşürür.
Beyefendi işini bitirince adam ağaçtan iner ve kalan
kırıntıları toplarken bağ sahibine ve arkadaşlarına yakalanır. Karga tulumba
edilir ve Kadı Efendinin huzuruna çıkartılır.
Ama o da ne? Kadı bağdaki beyefendidir. Ağzının
kenarında da hala bal bulaşıkları durmaktadır.
Bağ sahibi durumu anlatır. Kadı dinler dinler ve
kararını verir: ?Kamu vicdanına güvenilerek bir mekâna bırakılan bir mala zarar
vermek, o malı çalmak suçları cürm-ü meşut sabit görüldüğünden kırk değnek
vurula.?
Sonra da suçluya döner ve sorar: ?Var mı son bir
diyeceğin?
Suçlu şöyle bir düşünür ve cebindeki mendili çıkarıp
Kadı Efendiye uzatır ve der ki: ?Kadı hazretleri ben o balı yerken ?Ham hum
şaralop şifffaaa niyetine? diyerek yedim. Kovanı da severek okşadım. Sonra da
bu mendille ağzımı sildim? Tam bu noktada, bir inanç sömürüsü yapmaktan da geri
durmaz ve ?Üstelik tüm bunları gören yukarda biri var Kadı Efendi. Gayrı takdir
sizin??
Sonuç ne olmuştur dersiniz? Suçlu ?Ham hum şaralop
şifffaaa niyetine? dediği için beraat etmiş ve hatta kadı efendiye yardımcı
olmuştur.
Günümüzde gerçek ya da iftira bir sürü dedikodu ile
itham edilen bir zatı, kendisini savunmak yerine elindeki güç ve imkânlarla
herkese savaş ilan etmesine rağmen, yargılamadan affettiniz. Bunu bir
alicenaplık olarak değerlendirenler olacaktır. İyi de olmuştur, Ailesi çoluk
çocuğu çevresi vardır onların bu konudan etkilenip zarar görmesinin önüne
geçilmiş oldu belki.
Peki; şimdi kalkıp da bu zatı, hikâyedeki gibi, kadı
yardımcısı yaparsanız, siyaseten kirlettiği geçmişne rağmen siyaseten
ödüllendirirseniz ve daha büyük suçlar işlemesine ortam hazırlarsanız, bu
insanlar ne düşünecektir. Bu insanların yargısı ne olacaktır. Sizin de aynı
suça iştirak edip birlikte bir çete olduğunuz intibaı doğmayacak mıdır?
İnsanı öldürmek onun hayatını yok etmektir. Ama insanların
umutlarını öldürürseniz sadece umutları değil, güvenleri, sevgileri, saygıları,
muhabbetleri, nezaketleri, anıları, sağduyuları, maneviyatları, dostlukları,
sadakatleri ve hayalleri de ölecektir.
Bir makama layık çok mükemmel yapıda tertemiz insanlar
varken şaibeleri ile toplumu rahatsız etmiş, mahalli sicili bozuk, üstelik
gücünü topluma karşı bir silah olarak kullanma eğilimi olan birisini aklama
çabası Karaman?a yapılabilecek en büyük kötülüktür.
İnsanlar geçmişin güzellikleri ile geleceğe umut
bağlamış, bu güzelliklerin artarak devam etmesini beklemektedirler.
Karaman kendisine hizmet etmek isteyen liyakatli ve
temiz evlatlarına görevin teslim edilmesini beklemektedir. Güzelliklere,
gelişmelere ve iyi gidişata alışmış bir memleket için, bu çizgiyi bozup bal
küpü taşırken parmağını yalamakla iktifa etmeyip, bal küpünü götürürken suçüstü
olanların hizmet kervanında yerleri olmamalıdır.
Elbette tarihin en başarılı dönemlerini bu memlekete
yaşatacak kadar beceri, kabiliyet ve liyakatte olanlar böylesi basit bir
meselede yanlış karar vermezler, vermemelidirler.






