2017 yılı içerisinde yaklaşık 30 bin deprem meydana
gelmiştir. Günlük hayatımızın bir gerçeği olan depremle ilgili Nisan 2017?de NG
Araştırma şirketine ait benderimki.com kamuoyu araştırma platformunda bir
çalışma yapıldı. İstanbul, İzmir, Kocaeli gibi 1. ve 2. derece deprem
bölgelerini de kapsayan araştırmaya toplamda 1064 kişi katıldı ve ilginç
sonuçlar elde edildi.
Yaşadığımız binaların güvenliğinin değerlendirilmesi için
binanın depreme dayanıklılık testlerinin yapılıp yapılmadığı katılımcıların
3?te 1?i tarafından bilinmiyor. Katılımcıların 4?te 1?i ise bu testin hiç
yapılmadığını belirtiyor. Diğer taraftan, %38?lik oranla yapılan testlerde
binaların depreme dayanıklı, %3?lük oranla ise dayanıksız çıktığı belirtildi.
Depremin olumsuz etkilerini en aza indirmek için dayanıklı olmayan binaların
yerine yenileri yapılırken deprem sonrası toplanma alanlarının yeterliliği de
önemli konuların başında geliyor. Katılımcıların %30?u yaşadıkları ve
çalıştıkları yerde hiç toplanma alanı olmadığını, diğer %26?lık kısmı ise bu
konuda herhangi bir fikri olmadığını belirtiyor.
Araştırmanın sonuçlarına göre her 10 kişiden 6?sı deprem
yaşama olasılığını kader olarak görüyor. Her 10 kişiden 3?ü kaçıncı derece
deprem bölgesinde yer aldığını bilmediğini ve her 10 kişiden 3?ü ise depremle
ilgili hazırlık yapmadığını belirtiyor.
Deprem anında yapılması gerekenlerle ilgili verilen cevaplar
ise dikkate değer sonuçlar ortaya çıkardı. Katılımcıların 3?te 1?i deprem
olduğu anda binayı terketmek gerektiğini düşünüyor. Fakat uzmanlar deprem
anında bina içinde fazla hareket edilmemesi, depremin hemen ardından bina
dışına çıkılması gerektiğini belirtiyorlar. Bu nedenle deprem anında bulunulan
yerde güvenliği sağlamak ilk öncelik olmalı. Araştırmada elde edilen veriler
gösteriyor ki her 5 kişiden 4?ü deprem sırasında çömelerek korunmayı tercih
ediyor. Bu yöntem DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) tarafından güvenli duruş
pozisyonları arasında kabul ediliyor. Alternatif bir görüş olarak, Amerikan
Uluslararası Kurtarma Ekibi Şefi ve Afet Olayları Müdürü Doug Copp`a göre, bu
yöntem birçok insanın deprem sırasında çömeldiği için ezilme riski ile karşı
karşıya kalmasına neden oluyor. Diğer taraftan AFAD, DASK ve benzeri depremle
ilgili kurumlar tarafından onaylanan ??hayat üçgeni??, deprem sırasında en
güvenli pozisyon olarak kabul ediliyor. Sabit, dayanıklı ve büyük hacimli
eşyaların yanına sığınarak hayat üçgeni oluşturulabilir. Ayrıca elektrik kaçağı
olma riskine karşı deprem sırasında ışık açmak AFAD tarafından kesinlikle
yapılmaması gerekenler listesinde yer alıyor. Ancak araştırmada ortaya çıkan
sonuç gösteriyor ki her 4 kişiden 1?i ışıkları açmak istiyor.
Araştırmada katılımcılara deprem sigortası yaptırma nedenleri de soruldu. Katılanların %38`i devlet desteğinden yararlanabilmek için yaptırdığı ortaya çıktı. Katılımcıların %19`u ev kredisi alabilmek, %25`lik kısmı elektrik, su gibi hizmetleri kullanabilmek için deprem sigortasına ihtiyaç duyduğunu belirtti. Tapu işlemleri yapabilmek için sigorta yaptıranların oranının ise %17 olduğu görüldü. Ayrıca, katılımcıların %50?sinin şu an deprem sigortasına sahip olmadığı ve %30?unun ise hayatında hiç deprem sigortası yaptırmadığı görüldü.
Görsel 1 Referans: http://www.deprem.gov.tr/tr/
Görsel 2 Referans: http://www.deprem.gov.tr/tr/
Görsel 3 Referans: http://www.deprem.gov.tr/tr/











