Cihannüma Tarafından Düzenlenen Pazar Sabah Namazı
Buluşmalarında Dua konusu işlendi.
Değerli katılımcılar! Selam ve saygılar sunarım hepinize.
Dün sabah Fadi Betş adıyla Filistinli bir makine mühendisi İsrail istihbaratı
tarafından Malezya?da şehit edildi. 35 yaşında olan bu başarılı ilim adamı
Filistin?deki yardım kampanyalara katıldığı için terör devleti tarafından şehit
düştü. Konumuz dua olduğundan dolayı bütün şehitlerin ruhuna Fatiha göndererek
sohbete başlarsak daha bereketli olacaktır.
Bu sabahki
sohbetimizde ferdi (kısıtlı) ve kapsamlı dua üzerinde duracağız. Bildiğiniz
üzere insanın nefsi cimriliğe daha yatkındır. Nefis, terbiyeden geçmediği
sürece potansiyel olarak cimriliğe meyyaldir. Nitekim Hz. Mevla (cc) der ki:
?Nefisler ise kıskançlığa ve bencil tutkulara hazır (elverişli) kılınmıştır?.
Dolayısıyla nefsin bu meziyetini ortadan kaldırmak ancak onu iyi huylara
alıştırma ile mümkün olacaktır.
İnsan, Allah (cc)?tan bir nebze bile müstağni olamaz. Her
şeyden her kesten müstağni olabilir ama yaratanından göz açıp kapayıncaya kadar
bile olsa müstağni olamaz. ?????? ??????
???? ??? ?????? ???..... ?göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa bizi bize
bırakma? şeklinde Fahri kâinatın duası vardır. Hem dini konularda hem dünyevi
konularda insan Allah?ın yardımına muhtaçtır.
İnsan maddi şeylerde cimri davrandığı gibi manevi
şeylerde de cimri davranabiliyor. Bunun en belirgin örneği duadır. Ne kadar
açıyı geniş tutarsanız o kadar feyiz ve bereket de genişler üzerinize. Bu
konuda bize en güzel örnek Peygamberlerin ve büyük zatların duasıdır. Neyi ve nasıl
istemeliyiz? Bu iki soru çok önemlidir. Peygamberlerin duasına baktığımız zaman
onlar asla kendileri için mahsus bir şey istememişlerdir. Her zaman bütün
Müslümanları, insanlığı, ümmeti dualarında katmışlardır. Dualarında dini
konuları her zaman öncelik vermişlerdir. Dünyevi konuları da dini ve uhrevi
meselelerden dolayı ehemmiyet vermişlerdir. Çünkü dünya fani ve ahiret bakidir.
Ahireti mamur etmeyen dünyalığın asla bir kıymeti yoktur.
Yeryüzünde ilk dua kimin duasıdır? Tabi ki Hz. dem?in duası? Yasak ağaçtan yedikleri zaman
Allah?ın itabına maruz kalmışlardı. Kendi günahlarının farkında oldukları zaman
tekil zamir kullanmadılar. Bakın çok önemlidir burası; şöyle dua ettiler: ?
Dediler ki: ?Rabbimiz! Biz kendimize zulüm ettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize
acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz?. Bakın, hemen sonrasında icabet
geliyor. Kapılar açılıyor onlara? Demek ki dua da kendini başka Müslümanlara
katmak icabeti hızlandıran unsurlardan sayılır. Asıl
hata Adem (as)?in hatası idi, Havva?nın değil.
Hristiyanlar bütün hatayı Havva?ya yüklerler ve onun yüzünden dem?in yeryüzüne sürgün edildiğini söylerler.
Bu düşünce yanlıştır. Çünkü Kur?an?ın birçok yerinde dem (as) esas alınmıştır Havva değil. Net
olarak Taha süresinde şöyle geçer: ?Bunun üzerine onlar ( dem ve eşi Havva) o
ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve
cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. dem, Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı?.
Hristiyanlar bununla da kalmaz bu günahın sonsuza kadar irsi olarak insanoğluna
geçtiğinden bahsederler ki bu da çok yanlış bir tasavvurdur. Bu zihniyete göre
her insan doğduğu andan itibaren günahkâr sayılır. İslam düşüncesinde bunun
yeri yoktur. Çünkü Kur?an?ı kerim de net bir şekilde onların mağfiretinden
bağışlanmasından bahsedilmektedir. O günah tövbeden sonra orada bitmiştir.
Kimsenin günahından dolayı başkası asla sorumlu tutulamaz. Her yeni doğan çocuk
fıtrat üzerine doğar ve ter temiz olarak dünyaya gelir.
Dolayısıyla duada
insan asla cimri davranmamalı. Kendini Müslümanlara katmalı. Enaniyet sahibi
insanlar maddi şeylerde insanları mahrum ettikleri gibi manevi olan dualarını
da insanlardan esirgiyorlar. Ama kalbi geniş olan insanlar asla diğer insanları
dualarında mahrum bırakmazlar. Özellikle Kur?an?da geçen Peygamberlerin duasına
baktığımız zaman görüyoruz ki onlar hep ümmeti, Müslümanları dualarında
düşünmüşlerdir. Böyle olunca da bazı dualar kıyamet gününe kadar etkisi devam
edecektir. Mesela Hz. İbrahim (as)?in duasına bakalım: ?Rabbimiz! Ben
çocuklarımdan bazısını, senin kutsal evinin (Kâbe?nin) yanında ekin bitmez bir
vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! Namazı dosdoğru kılmaları için (böyle yaptım).
Sen de insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara meylettir, onları ürünlerden
rızıklandır, umulur ki şükrederler.?
Amelden daha ziyade amelin kabulü önemlidir. Belki Allah
sana amel kapıları açmış olabilir ama kabulü değil? Görürsünüz bazı insanlar
toplum baskısından ibadet ederler, başlarını örterler; amel var ama böyle amel
ihlastan yosun olunca kabulden de yoksundur.
Fatiha süresi bilirsiniz, hepsi duadır. Dua içeren
ayetlerin hepsi çoğuldur. Sonuna kadar öyledir. Bizim için en güzel örnektir
Fatiha süresindeki dualar. Aynı şekilde Bakara süresinin son ayetleri de
öyledir. Allah?ın bize öğrettiği duaların hemen hemen hepsi çoğuldur. Aslında
bu metot ile Allah (cc) bizim nefsimizi manevi cimrilikten kurtarmaya
çalışıyor. Bir manevi terbiye içerir bu dualar.
Bir başkasının duası niye icabete daha çok çabuk mazhar
oluyor? Çünkü onda bencillik sıfıra düşüyor. Asla bir maddi menfaat ummadan
birisine duadan bulunursanız o zaman göklerin kapısı açılır ardına kadar.
Müslim?de böyle sahih hadis geçiyor:
? ????? : ? ???????
?? ? ?? ? ? ????? ? ???????? ?? ??????? ? ? ?? ??? ? ?? ????? ? ??????? ? ?????
? ??? ? ? ?? ])? ??? ????? 2732 (???? ????? ????: [ »??????? ? « :?? ?? ?? ??? ???????
????? ( (???? ???? »?????? ? ????? ? ?? ?? ? : ?? ??? ? ?????????? ?? ??????? ??
? ?? ? ? ???????? ?? ??????? ? ? ?? ??? ? ?? ??? ? ????
İnsan sadece duasında değil, başka meziyetlerde kendini
yeryüzündeki tek insan zan etmesin. Sabır, şükür veya diğer meziyetleri
zikrederken kendisini o vasıfe sahip olan diğer insanların zümresinde
saysın. ?? ????????? ?? ????????? ?? ?????????
?müminlerden, şükredenlerden, zikredenlerden? tabirleri de bizi manevi olarak
terbiye ediyor. Yani konuşurken veya dua ederken: ?ben şakirim, ben zakirim,
ben sabirim, beni şakir yap, zakir yap? ? demektense: ben şükredenlerdenim,
zikredenlerdenim, Allah?ım beni zikredenlerden eyle, zikredenlerden eyle, sabır
edenlerden eyle? demek daha iyidir.
Allame Alusi Ruhu?l-Meani tefsirinde şöyle der: ?Hz. Musa
(as) Hızır imtihanında: beni sabırlı olarak bulursun? dedi ve sınavdan geçemedi
der. Ama İsmail (as) babasına şöyle dedi: ?Allah?ın izni ile beni sabır
edenlerden bulacaksın? dedi ve böylece sabır ile imtihanı geçebildi.
Allah?ın bize öğrettiği dualardan birisi de şöyledir: ?
Bizi inkâr edenlerin zulmüne uğratma? ?zalimler için bizi deneme aracı yapma,
ezdirtme? bir başka anlamı da var o da şu: ?Allah?ım! Bizi kâfirlere zalimlere
fitne sebebi yapma?. Yani: bizim davranışlarımız onların hidayetine engel
olmasın, bizim taksiratımız onları iyice saptırmasın?. Şu an maalesef ikisi de
gerçekleşiyor. Hem kâfirler ve zalimler tarafından eziliyoruz, hem birçok
insanın sapkınlığına sebep oluyoruz. Sadece kâfirler için de değil imanı zayıf
olan kimselerin kafasının karışmasına da sebebiyet vermişiz.
Demek ki bir Müslümanın acizliği, güçsüzlüğü, kötü
olması, İslam?ı iyi temsil etmemesi sadece kendisini bağlamıyor, bütün insanlar
üzerinde doğrudan etki yapıyor. Desek ki İslam güçtür, derler ki niye o zaman
siz güçsüzsünüz, temizlik dinidir, niye o zaman temiz değilsiniz, İslam
kardeşliktir desek niye birbirinizi öldürüyorsunuz? Derler.
Program yapılan dua ile sona erdi.





