Kim bağışlarsa Allah da onu bağışlar,

Kim affederse Allah da onu affeder,

Kim öfkesini yutarsa Allah onu mükâfatlandırır.

Hadis-i Şerif

Bugün mutsuzluklar varsa, evimizin içinde tartışmalar varsa ve kendimizi yalnız hissediyorsak, mutlaka bazı davranışlarımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. İste bunlardan biride affedici olup olmadığımızdır. İnsanları affetmek onlara karşı yapacağımız en büyük erdemdir. Çünkü affetmek insan olmanın bir güzelliğidir. Yüce Mevla?mız cennette yasak olan meyveden yiyen Hz. Havva annemizi ve Hz. Adem babamızı affederek merhametinin büyüklüğünü göstermiştir. Yusuf Peygamber; kendisini kuyuya atan kardeşlerini affetmiş ve onlara olan merhametini göstermiştir. Yine Peygamberimizin hayatı boyunca kendisine zulmeden insanları affetmiştir.  En önemlisi amcası Hz. Hamza?yı en acı bir şekilde şehit eden Vahşiyi ve amcasının kanını emen Hindi affetmiştir.  Peygamberimiz hem kendisine yapılan zulümleri ve kötülükleri, hem de ashabına yapılan kötülükleri affederek, böylece onların gönüllerine girmeyi başarmıştır. Mekke?nin fethinde yine peygamberimiz büyüklüğünü göstermiş ve bir çok insanı affetmiştir.

Hayatının merkezine affetmeyi ve merhameti alan peygamberimiz bunun sonucunda binlerce insanın gönlüne girmeyi ve de iyilik tohumları ekmeyi başarmıştır. Bizlere ne oluyor da küçük bir haksızlığa uğradığımızda insanları affetmiyoruz. Çocuğumuz ve sevdiklerimiz bir hata yapınca neden onları affedemiyoruz. Aslında affettiğimiz insan kadar bizde huzurlu ve mutlu  oluruz. Affetmenin bizi de rahatlattığının farkında olmalıyız. Çocuklarımız bir hata yaptığı zaman, karşımızda başını eğiyorsa ve bizim gözümüze bakamıyorsa; bizim yapmamız gereken tek şey var onu affetmektir. Çünkü çocuğun bu davranışı onun erdemli bir insan olduğundandır. Affetmek insan olmanın en önemli bir değeriyken aynı zamanda da en büyük bir zenginliktir. 

Hz. Mevlana:

?Dargınlar barışmalıdır. Önce davranan, önce Cennete girer.? demektedir.  Cennete girmek bu kadar kolay iken neden küçük hesaplar yüzünden insanları affetmiyoruz ve bu güzel nimetten yararlanmıyoruz

YİĞİTLİK İNTİKAMDA DEĞİL AFFETMEKTE

Hayatın içinde yaşarken birçok sorunlarla karşılaşırız. Karşılaştığımız sorunlardan dolayı bazen haksızlığa uğrar bazen de kendimiz haksızlık yaparız. Bunun sonucunda da hoş olmayan durumlarla karşılaşırız.  İşte böyle bir durumda bir Müslümanın nasıl tavır takınması gerektiğini, aldığımız eğitim ve terbiye ortaya koyacaktır. İyi bir şekilde dinini öğrenmiş dinin gerektirdiği şekilde yaşamaya çalışan ve bu yolda mücadele eden bir Müslüman, elbette ki Müslümanca bir tavır takınmalıdır. Ailemizin içinde ve dışında ve de hayatın içinde karşılaştığımız hoş olmayan durumlar karşısında insanları affetmezsek hayatta yaşamak insana zindan olur. Aile içinde hoşgörülü olmaz ve yapılan hataları affetmez isek. İşte bu davranışımızla ailenin dağılmasına ve akraba bağlarının koparılmasına vesile olacağından dolayı, hem dünyada ki vicdan azabından hem de hem de ahirette ki cezadan kurtulamayız. Bu durumda insanlara karşı affedici olacağız. Böylece hem kendimiz rahatlamış olur, hem de onlara bir şans daha vermiş oluruz.

Hayatın içinde öyle insanlar var ki, küçük bir yanlışı affetmeyerek aylarca hatta yıllarca affetmeyerek küsebiliyor ve o insanla ilişkilerini koparıp konuşmuyor. Böyle bir tavır bir Müslümana yakışır mı? Elbette ki yakışmaz. Bu davranış Müslümanca bir davranış değildir.

Böyle davranan insanlar ne yazık ki çok fazladır.

Küçük meseleler yüzünden aylarca hatta yıllarca; anne ve babasıyla, kardeşleriyle, akrabalarıyla, komşularıyla ve arkadaşlarıyla küs kalmakta ve onları affetmemektedir. İşte bu Müslümanca bir tavır değildir. Çünkü Müslüman inandığı dinin ne kadar şefkatli ve merhametli bir din olduğunu bilmelidir. Allah?ın ve onun temsilcisi olan peygamberimizin ne kadar şefkatli ve merhametli olduğunun bilincinde ve şuurunda olmalıdır Müslüman.

Biz insanları affetmeyerek aslında kendimize zulüm ve işkence ve de sağlığımızı tehlikeye sokmaktayız.

Bu konuda Prof. Dr. Hayati Hökelekli diyor ki:

?Affetmek, bizde hem fiziksel hem de ruhsal bir temizlik sağlıyor. Araştırmalarda bunu gösteriyor. Bağışlamamak, stres yapıyor, vücuda zararlı maddeler salgılanmasına sebep oluyor. Tansiyon yükselmesi, hormonal dengesizliklerin oluşması, kalp hastalıkları, nörolojik bozukluklara yol açıyor. Ancak affedince bunlar en aza iniyor. Ayrıca affederek hem kendi içimizdeki iyiyi ortaya çıkarıyor, hem de karşımızdakine dair umudumuzu kaybetmiyoruz.?

Affetmek aynı zamanda dünyada sağlıklı bir ömür sürmemize ve mutlu ve huzurlu yaşama kavuşmamızı sağlamaktadır. Bununla birlikte örnek bir Müslüman olarak da yaşamamıza sebep olmaktadır.

Bizler affeden ve hoşgörülü bir Müslüman olduğumuz zaman ahirette Cenab-ı Hakkın da müjdesine mazhar olmaktayız. 

Yüce Kitabımız Kur?an-ı Kerim de bize şu müjdeyi vermektedir:

?Kötülüğün cezası ona denk bir kötülüktür (cezadır). Fakat kim affeder de barışmaktan yana olursa, onun mükâfatı Allah?a aittir. Çünkü Allah elbette zalimleri sevmez.? (Şûrâ Sûresi,40) 

AFFETMEK KENDİMİZE İYİLİKTİR

Affetmekle ilgili ibretli bir öykü vardır:

Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:

-Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?

Öğrenciler çok sevdiklerini hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler.

- O zaman der öğretmen, Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin.

Öğrenciler söz verince öğretmen:

-Şimdi, yarın ki ödeminize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz! der.

Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarında patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:

- Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın ve o kişinin adını  o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.

Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine, ?Peki şimdi ne olacak? ?der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar.

-Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, he yanınızda olacaklar.

Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar:

-Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.

-Hocam patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk!

Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:

-Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz. Halbuki affetmek, en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.