Kağıt üzerinde “zam” olarak sunulan rakam, artan hayat pahalılığı karşısında milyonlarca çalışan için hiçbir anlam ifade etmezken, geçim krizi artık inkâr edilemez bir noktaya ulaştı.
Gıda fiyatları durdurulamıyor, kiralar fırlamış durumda, elektrikten doğalgaza her kalemde zam yağmuru sürüyor. Dört kişilik bir ailenin sadece mutfak masrafı asgari ücreti aşarken, barınma ve faturalar artık lüks haline geldi. Asgari ücretli, maaşını almadan borçlanıyor, ay sonunu değil ayın ortasını bile göremiyor.
Ekonomi yönetiminin “denge” ve “istikrar” söylemleri sokakta karşılık bulmazken, yapılan ücret artışlarının enflasyon karşısında eriyip gitmesi çalışanları her geçen gün daha da yoksullaştırıyor. Sendikalar, asgari ücretin açlık sınırının altında kalmasının sosyal bir çöküşün habercisi olduğunu vurguluyor.
Vatandaşın sofrası küçülüyor, umudu tükeniyor. Zamlarla büyüyen rakamlar ekranlarda parlatılırken, pazarda filesi boş dönen milyonlar görmezden geliniyor. Asgari ücret artık geçim değil, hayatta kalma ücreti haline gelmiş durumda.





