Reklamı Geç
Mustafa Kutlu’nun Nur’u Karaman’da
Reklam
Reklam
Reklam

Mustafa Kutlu'nun Nur'u Karaman'da

Mustafa Kutlu'nun Nur'u Karaman'da

Reklam
12 Şubat 2014 - 10:17 - Güncelleme: 26 Temmuz 2016 - 20:00

“Şeyh Vefa Camii’nden çıktım, ayakkabılarımı bağlıyorum. Birden üstüme bir gölge düştü. Bağcık işi bitti, başımı kaldırıp doğruldum.


Aman Allah’ım!

Yahu arkadaş bu dünyada bu kadar güzel bir göz, güzel bir yüz olabilir mi?

İri hareli, uzun kirpikli ela gözler, hilal kaşlar; kaş dedikse hiçbir yanı alınmamış hilkatten böyle. Minik kalkık bir burun, zarif ağız ve çene. Koyu kestane gür saçlar parıl parıl o kuğu boyun üzerine dökülmüş.

Ne desem boş, bu güzelliği tarife dil yetmez. Bir de beyaz dişlerini, gamzelerini göstererek gülümsemez mi? 

Toprak ayağımın altından kaydı, bayağı bir sallandım.

Gel de düşme .” diye başlıyor Mustafa Kutlu’nun yeni eseri NUR.

“Nurun kalbi üzerinden bir top ışık çıktı. Işık kelimesi buna yetmez. Dünya dillerinde bunu tarif edecek bir kelime yoktur.
 
Işık bütün vücuda yayıldı. Ardından yine kalp hizasında toplandı, bir küre oldu. Küre vücuttan koptu, tavana yükseldi.  Tavanı deldi. Kaç kat varsa hepsini deldi. Binanın çatısını da delip göğe yükseldi. Açılan delikten Sinan yıldızları gördü. O sırada Nur’un eli elinden kayıp yana düştü. Yüzüne baktı. O güzel gözleri bir daha açılmamak üzere kapandı. 
 
Nur Nur olmuştu.” 
Böyle sona eriyor Mustafa Kutlu’nun son kitabı NUR.
Hikâye iki kahraman üzerine kurgulanmış. İki mimar. Biri Sinan diğeri ise kitaba adını veren Nur’dur.  
Sinan orta halli, bol çocuklu, babasız bir ailenin çocuğudur. Kadırga’da izbe bir yerde oturuyorlar. Baba erken yaşta göçüp gitmiş ahirete... Sinan, küçük bir mimarlık ofisinde çalışıyor.

Nur ise tabi ki tam tersi, varlıklı bir ailenin tek evladı. En kaliteli okullarda eğitim görmüş, mimar olmuş, her şeyi yerli yerinde. Ancak anne ve babası  küçükken ayrılmışlar, ninesi göz kulak olmuş, büyütmüş. Nur “Aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardır” diyerek düşmüş hakîkatı arama yollarına. Daha doğrusu mürşid-i kâmil arayışına.
Şeyh Vefa Camiinde başlayan en sonunda Karaman’da Virane Tekkesinde son bulan bir yolculuk. Karaman’daki Virane Medresesi onunla Nur hücresine dönüşüyor. Bu yolculukta bir çok duraklara şahit oluyoruz.
Mürşid-i Kâmili İstanbul’da arar. Sonra yolu Bursa’ya düşer. Ver elini Tire, Bandırma, Kütahya, Seydişehir, Konya.
Nur’a yolculuğunda İbn Arabi, Mevlana, Yunus Emre, Mimar Sinan, Şeyh Galib, Mehmet Akif, Nurettin Topçu, A.Hamdi Tanpınar ve birçok sufi yoldaşlık ediyor.
Ve Konya’da kendine yapılan telkinle yolu Karaman’a düşüyor.  Aradığı mürşid-i kamili Karaman’da buluyor. Hikayenin bir kısmı Karaman’da geçiyor.
Nur, Karamanda Virane Şeyhi Hacı Beşir Efendinin peşine düşüyor.
Nur, Karaman’a gelince Virane Medresesini sorar. Şehir dışına arabayla bir yarım saatlik yolculuk sonrasında Virane Medresesinde Virane Şeyhi Hacı Beşir Efendiyi bulur. 
Hacı Beşir Efendi iri yarı, beyaz sakallı, pembe yanaklı başında takkesi olan güler yüzlü birisidir.
Nur, meramını anlattır medreseye kabulünü diler.
“Medrese bir dikdörtgen. Bir kısa ucunda, sırtını yola dayamış, bodur minareli mescit. Aynı zamanda kütüphane, dersane ve mevhidhane olarak kullanılıyor… Sonra derviş hücreleri dörderden sekiz adet. Dikdörtgenin öteki kısa ucunda bir hamam, bir fırın, bir kiler-ambar, bir büyük mutfak…Bahçede bir ulu çınar. Onunla yarışan bir ıhlamur. Bir nar bir de mürdüm eriği.”
  
Nur’a bir oda verirler.    İçinin eşyasını getirir dayar döşer ve Karaman’da bir hayli zaman kalır. 
Günün birinde ayrılacağını şeyhine söyler. Kendisinde müritlik yapacak istidat olmadığını söyler. Çünkü Nur her gece kendisini cehennemde görmektedir. Bunu anlatır şeyhine.
Şeyhi bunun üzerine gülümsemeyle cevap verir. “Seninki de bir şey mi Nur Hanım. Ben o rüyayı otuz senedir görüyorum.”
Nur şeyhiyle helalleşir ve ayrılır.
“Zaman geçer onların etrafında bir menakıp halkası oluşur.
Viranede oldu bu.
Artık oraya her gelen Nur hücresini ziyaret ediyordu.
Nur’un yıllar sonra Evliya Kız adını aldığından hiçbir zaman haberi olmayacaktır.
Halkımız böyledir. İyilere verdiği makam evliyalıktır.”
Her yıl bir kitap yayınlama adetinde olan Mustafa Kutlu’nun NUR’u kısaca böyle. Mustafa KUTLU okurlarına bir solukta okunacak bir kitap sundu ve olayların bir bölümü de Karaman’da geçiyor.
Daha doğrusu yazarımız Nur’unu Karaman’a gönderiyor. Aldık kabul ettik. Ancak yazarın Karaman’a gönderme isteği nerden kaynaklanmaktadır onu bilemiyoruz. Ama yazarın Karaman’a ilgisinin olduğunu biliyorum. Yazarın Karaman’a ilgisinin en önemli sebebi İMARET Dergisidir. Ve bu dergide yazan üç isimdir. Üç değerli edebiyat öğretmeni arkadaştır ilgi odağı. Yakup Özkaraalp, Burhan Yemiş ve Şeref Acar. Karaman’ın böylesi edebi metinlerde yer alması bir hayli önemlidir.
Bu noktadan sonra bize düşen ise Nurun izini aradığı Hacı Beşir Efendinin Virane Medresesini bulmaktır. Bir Bu hikayesi için Mustafa Kutlu’ya hem ferdi hem de resmi olarak teşekkür etmektir
Gündemdeki tartışmalardan bıkanlar, hakikatın arayışına tanık olmak isteyenler Karamanda Nur’u bulmak isteyenler Mustafa Kutlu ustayı okusunlar.
Bizden söylemesi.



 

Bu haber 31937 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
KARAMAN’DA VEFAT EDEN HEMŞERİLERİMİZ
KARAMAN’DA VEFAT EDEN HEMŞERİLERİMİZ
SEMAİ TURİZM'DEN DEV KAMPANYA
SEMAİ TURİZM'DEN DEV KAMPANYA