G-NL5SXDG3FM

Prof. Dr. Veysel Ayhan: Körfez’de İran-BAE gerilimi

GÜNCEL - 27-03-2026 00:00

<p><strong>ANKARA - BHA&nbsp;</strong></p> <p>SESA Enstit&uuml;s&uuml; Direkt&ouml;r&uuml; ve TİMBİR Y&uuml;ksek İstişare Kurulu &Uuml;yesi Prof. Dr. Veysel Ayhan,&quot;K&ouml;rfez&#39;de İran - BAE savaşı mı: Hedef H&uuml;rm&uuml;z Boğazı&rsquo;nın g&uuml;venliği mi, enerji merkezi mi ?&quot; başlıklı yazısında şu ifadelre yer verdi:&nbsp;</p> <p>&quot;28 Şubat&rsquo;ta ABD ve İsrail&rsquo;in İran&rsquo;a y&ouml;nelik eş zamanlı saldırıları sonrasında Tahran y&ouml;netimi, &ccedil;atışmayı yalnızca İsrail cephesiyle sınırlı tutmamış; Basra K&ouml;rfezi&rsquo;nde doğrudan K&ouml;rfez &uuml;lkelerini hedef alan geniş &ouml;l&ccedil;ekli bir askeri stratejiye y&ouml;nelmiştir. 28 Şubat&ndash;26 Mart tarihleri arasında K&ouml;rfez &uuml;lkelerine y&ouml;nelik ger&ccedil;ekleştirilen saldırıların toplam sayısı 5.000&rsquo;i aşarken, bu saldırıların &ouml;nemli bir kısmının Birleşik Arap Emirlikleri&rsquo;ne (BAE) y&ouml;neldiği dikka &ccedil;ekmektedir. Savaşın başlangıcından 26 Mart&rsquo;a kadar İran, BAE&rsquo;ye karşı 372 balistik f&uuml;ze, 1.826 insansız hava aracı (İHA) ve 15 seyir f&uuml;zesi kullanmıştır.</p> <p>S&ouml;z konusu saldırılar yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmamış; enerji altyapıları, limanlar, havalimanları ve kritik lojistik merkezler de hedef alınmıştır. Bu durum, BAE&rsquo;nin resmi s&ouml;yleminde zamanla daha sert ve g&uuml;venlik odaklı bir &ccedil;izgiye kaymasına yol a&ccedil;mıştır. İran ise başlangı&ccedil;ta saldırılarını K&ouml;rfez&rsquo;deki Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan &uuml;lkeleri cezalandırma ve caydırma stratejisinin bir par&ccedil;ası olarak gerek&ccedil;elendirirken, son d&ouml;nemde s&ouml;ylemini daha da ileri taşıyarak BAE&rsquo;yi ABD ile birlikte İran&rsquo;a y&ouml;nelik olası bir kara harekatını desteklemekle su&ccedil;lamaya başlamıştır.<br /> Gelinen noktada, İran ile BAE arasındaki gerilimin doğrudan bir &ccedil;atışmaya evrilme riski belirgin şekilde artmıştır. Bu &ccedil;er&ccedil;evede mevcut gelişmeler, Basra K&ouml;rfezi&rsquo;nde İran&ndash;BAE cephesinde daha geniş &ouml;l&ccedil;ekli ve doğrudan bir savaşın zeminini hazırlayan dinamiklerin hızla derinleştiğini g&ouml;stermektedir.</p> <p>Yukarıdaki tartışmalar, &ouml;zellikle BAE yetkilileri ve danışmanların yaptığı a&ccedil;ıklamalar dikkate alındığında H&uuml;rm&uuml;z Boğazı &uuml;zerindeki İran tehdidine y&ouml;nelik sert eleştiriler ve askeri m&uuml;dahale &ccedil;ağrıları olduğu dikkat &ccedil;ekmektedir. Bu bağlamda mevcut tartışmalar ışığında ortaya &ccedil;ıkan temel soru şudur: Olası bir kara operasyonu senaryosunda &ouml;ncelikli hedef İran&rsquo;ın petrol ihracatının merkezi konumundaki Kharg Adası mı olacaktır, yoksa H&uuml;rm&uuml;z Boğazı&rsquo;nda g&uuml;venli ge&ccedil;işi doğrudan etkileyen ve Birleşik Arap Emirlikleri&rsquo;nin (BAE) 1970&rsquo;lerden itibaren egemenlik iddiasında bulunduğu stratejik adalar mı hedef alınacaktır?</p> <p>Bu bağlamda uluslararası toplum İran&rsquo;ın enerji gelirlerini doğrudan hedef alan Kharg Adası&rsquo;na y&ouml;nelik bir işgali g&uuml;ndeme taşımaktadır. T&uuml;rkiye&rsquo;deki g&ouml;rsel medya tartışmalarında ağırlıklı olarak Kharg adasına y&ouml;nelik a&ccedil;ıklamalar dikkat &ccedil;ekmektedir. Trump&rsquo;da zamanında bu adanın &ouml;nemine atıfta bulunmuştu. Ada, İran&rsquo;ın ham petrol ihracatının yaklaşık %85&ndash;90&rsquo;ının ger&ccedil;ekleştiği, geniş depolama tankları ve tanker y&uuml;kleme terminalleriyle donatılmış bir enerji merkezidir. İran&rsquo;ın enerji gelirlerinin ana &ccedil;ıkış kapısını oluşturmaktadır. Bu nedenle Kharg, rafinajdan ziyade ihracat ve depolama terminali olarak işlev g&ouml;rmekte ve hedef alınması durumunda İran&rsquo;ın petrol gelirlerini doğrudan kesintiye uğratabilecek kritik bir ekonomik zafiyet noktası olarak &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır.<br /> Buna karşılık ikinci olasılık ise H&uuml;rm&uuml;z Boğazı&rsquo;nın askeri kontrol&uuml; ve deniz trafiğinin g&uuml;venliği &uuml;zerinden şekillenmektedir. Bu &ccedil;er&ccedil;evede Qeshm Adası (1.500 km&sup2;) ve Larak Adası (49 km&sup2;), boğazın kuzey hattında yer alarak İran&rsquo;a geniş lojistik ve askeri konuşlanma imkanı sunmaktadır. Qeshm&rsquo;de limanlar ve havaalanlarıyla desteklenen askeri altyapı bulunurken, Larak daha &ccedil;ok radar ve f&uuml;ze sistemleriyle boğazın dar kesimini g&ouml;zetleyen ileri karakol işlevi g&ouml;rmektedir. Bu adalar &uuml;zerinde BAE&rsquo;nin bir hak iddiası bulunmamaktadır.</p> <p>Ancak BAE&rsquo;nin &uuml;zerinde hak iddia ettiği Abu Musa Adası (20 km&sup2;), B&uuml;y&uuml;k Tunb (10 km&sup2;) ve K&uuml;&ccedil;&uuml;k Tunb (2 km&sup2;) adaları, H&uuml;rm&uuml;z girişine ve BAE kıyılarına yakınlıkları nedeniyle İran&rsquo;ın f&uuml;ze, radar ve deniz unsurlarını konuşlandırdığı ileri askeri yığınak noktaları olarak değerlendirilmektedir. Bu adalar, yalnızca askeri kontrol değil aynı zamanda &ldquo;deniz ink&acirc;rı&rdquo; (sea denial) kapasitesinin de temel unsurlarını oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu hat &uuml;zerinde bir kontrol değişimi, doğrudan H&uuml;rm&uuml;z Boğazı&rsquo;ndaki enerji akışının g&uuml;venliğini etkileme potansiyeline sahiptir.</p> <p>Bu noktada s&ouml;z konusu adaların hukuki stat&uuml;s&uuml; de tartışmanın merkezinde yer almaktadır. Basra K&ouml;rfezi&rsquo;nde yer alan Abu Musa, B&uuml;y&uuml;k Tunb ve K&uuml;&ccedil;&uuml;k Tunb adaları, İran ile BAE arasında &ccedil;&ouml;z&uuml;lememiş egemenlik ihtilafının odağındadır. Bu adalar, 30 Kasım 1971&rsquo;de İngiltere&rsquo;nin b&ouml;lgeden &ccedil;ekilmesi sonrasında İran tarafından askeri olarak kontrol altına alınmış ve o tarihten bu yana fiilen İran y&ouml;netiminde kalmıştır. Ancak BAE, tarihsel haklarına dayanarak bu adalar &uuml;zerinde egemenlik iddiasını s&uuml;rd&uuml;rmekte ve konunun uluslararası hukuk &ccedil;er&ccedil;evesinde &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesini talep etmektedir. İran ise adaların kendi toprağı olduğunu savunmakta ve &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; taraf arabuluculuğunu reddetmektedir. Bu nedenle s&ouml;z konusu &uuml;&ccedil; ada, yarım y&uuml;zyılı aşkın s&uuml;redir &ccedil;&ouml;z&uuml;lemeyen bir egemenlik ihtilafı olarak varlığını s&uuml;rd&uuml;rmektedir.</p> <p>Bu &ccedil;er&ccedil;evede değerlendirildiğinde, Kharg Adası ekonomik a&ccedil;ıdan İran&rsquo;ın &ldquo;enerji kalbi&rdquo;ni temsil ederken; H&uuml;rm&uuml;z hattındaki adalar askeri ve jeostratejik kontrol&uuml;n merkezini oluşturmaktadır. Dolayısıyla olası bir askeri m&uuml;dahalede hedef, operasyonun amacına bağlı olarak farklılaşacaktır: İran ekonomisini zayıflatmayı ama&ccedil;layan bir strateji Kharg&rsquo;ı &ouml;nceliklendirebilirken, H&uuml;rm&uuml;z Boğazı&rsquo;nda deniz trafiğini g&uuml;vence altına almayı hedefleyen bir yaklaşımın, BAE&rsquo;nin de egemenlik iddiasında bulunduğu bu tartışmalı adalara y&ouml;nelmesi daha olası g&ouml;r&uuml;nmektedir. Bu durum, s&ouml;z konusu adaların yalnızca bir egemenlik meselesi değil, aynı zamanda gelecekteki olası bir askeri m&uuml;dahalenin potansiyel hedefleri arasında yer aldığını g&ouml;stermektedir.&quot;</p>
Günün Diğer Haberleri
G-NL5SXDG3FM G-VXJRKS55FP G-FZKYZX0T7W G-FSDKGZVN2L