OZAN ARİF KARAMAN?DA GÖNÜLDAŞLARI İLE BULUŞTU
Karaman?da Celal Arslan?ın evinde konuk olan Ozan Arif, MHP?li eski Karaman Milletvekillerinden Seyit Osman Sevimli başta olmak üzere, Celal Arslan, Yunus Turan, Esat Şen, Mehmet Ali Demir, Gökhan Şancı, Hikmet Elitaş, Mestan Karabacak, Mustafa Diler ve Kasım Paylan gibi davaya gönül vermiş Karaman sevdalılarını ziyaret etti.
BAŞBUĞLA ANILARINI PAYLAŞTI
Geçirdiği hastalığa karşı savaşan ve hayata tutunan Ozan Arif, Karaman?da ağırlanmaktan dolayı mutluluk duydu. Celal Arslan?ın evinde doyumsuz bir sohbete tanık olan Ozan Arif, Başbuğ Alpaslan Türkeş ile olan anılarını bir kez daha gönüldaşları ile paylaştı. Zaman zaman efsane olmuş türkü ve şiirlerinden de okuyan Ozan Arif, Karaman?da ülküdaşları ile hasret gidermenin de ayrıcalığını yaşadı.
Avrupa Ülkücü Denekleri Federasyonunda görev yapan gurbetteki arkadaşları Celal Arslan?ın evinde konuk olmaktan gurur duyan Ozan Arif, Karaman?lı gönüldaşlarını da, ziyareti ile onurlandırdı. Ozan Arif, doyumsuz sohbet ve akşamın ardından Seyit Osman Sevimli?nin rehberliğinde çeşitli ziyaretlerin ardından Karaman?dan ayrıldı.
OZAN ARİF KİMDİR ?
Ozan Arif Giresun`un Alucra ilçesine bağlı şimdiki ismi ile Yükselen eski adı ile Hapu köyünde 10 Haziran 1949`da doğdu. Babası yörenin sevilen simalarından rahmetli Muharrem Çavuşun (Muharrem Şirin) oğlu Mehmet Bey, annesi Fatma hanım da, yine komşu köy Demirözü`nden aynı şekilde sevilen rahmetli Gençağa Eşkünoğlu`nun kızıdır. Babasının memuriyeti dolayısıyla, ilk ve ortaokulu Samsun`da bitirdikten sonra, hayli kalabalık olan ailesine kısa zamanda maddi yardım yapabilmek düşüncesiyle öğretmen okuluna başladı.
Derken, 12 Eylül 1980 olaylarıyla birlikte, inanan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, memleketin, milletin bekasını düşünen birçok vatansever insan gibi yanlış değerlendirilmekten çok büyük bir üzüntü duyan Ozan Arif, ailesini, çocuğunu ve hepsinden önemlisi, öz vatanı Türkiye`yi geride bırakarak, 24 Eylül 1980 tarihinde Almanya`ya gitti. Onbir yıllık acı bir ayrılıktan sonra, 5 Kasım 1991`de nihayet memleketine ve vatanına geri dönmesi nasip oldu. Bu süre zarfında, dünyada nerede bir müslüman Türk insanı varsa onu gidip bularak, milli heyecanın filizlenmesine yardımcı olmuş ve önemli görevler almıştır. Daha çocuk yaşlarda iken Kerem ile Aslı`yı, Leyla`ile Mecnun`u, Karacaoğlan`ı, Köroğlu`nu, Dadaloğlunu, Yunus`u ve daha nicelerini okuyarak aşk cönklerini ezberleyen Ozan Arif, Karadeniz`de, yaşadığı yörede hayli yaygın olan irticalen Türkü söyleme sanatı sayesinde çok meşhur oldu. Hatta eskiden destan satıcılarının Ozan Arif`e destanlar yazdırıp, daha sonra bunları bastırarak dağıtmaları sebebiyle, yörede ismi çok duyulan bir aşık olmuştur.
İlk olarak ortaokul ikinci sınıfta sesine aşık olduğu bağlama ile tanışan ve hayli dar olan aile bütçesinden biriktirdiği harçlıklarla, 1964`te İstanbul`da bulunan Şemsi Yasıtman saz evinden 15 liraya aldığı bir bağlama ile ses ve saz dünyasının içine giren Ozan Arif, uzunca zamandır gönül dostlarına seslenmektedir.