HABERİN FOTOGALERİSİ İÇİN TIKLAYINIZ
16 Eylül günü öğle namazına müteakip kendi imar ettiği Ramazanoğlu Mahmut Sami Efendi Külliyesi?nde cenaze namazı kılındı. Başta Abdülhakim-i Arvâsî olmak üzere pek çok evliyânın medfun olduğu Bağlum Mezarlığı`na defnedildi.
Hacı Ağabeyin vefatının ardından Doç. Dr. Vahit Göktaş?ın kaleme aldığı kısa ve mütevazı bir yazıyı paylaşıyoruz:
"Ankara?nın Hacı ağabeysi, Hacı babası, Hacı amcası? Ankara?da adam gibi bir adam? Bir velî, bir dost, bir gönül insanı. Ömrünü insan yetiştirmeye adamış, fedakâr, vefakâr, cefakâr bir insan.
Evet, o bir dava adamı, proje insanı. Sert duruşlu, celalli, şeriat söz konusu olduğunda zerre kadar taviz vermeyen bir mü?min; askeri disiplini hayatının her anında uygulayan bir komutan.
Şartlar ne olursa olsun hiçbir zaman görev yerini terk etmeyen prensip sahibi bir asker.
Ankara, Kastamonu, Bolu arasında hizmetle geçen bir ömür. Hizmetin dışında, gezme, piknik yapma, tatil yapma gibi hiçbir zevki olmayan, vazifesini hiç aksatmadan yerine getiren bir görev adamı.
Vakit disiplinine ehemmiyet gösteren, dakik bir hayat?
Makam mevki, para, servet, rütbe, kariyer önünde şartlar ne olursa olsun hiçbir vakit eğilmeyen, sadece Rabbinin önünde eğilen; namazda âdeta eriyen bir âbid.
?Biz Görevimizi Yapamadık? Acısı Çeken Bir Gönül İnsanı
Her dâim ümmetin acısını yüreğinde hisseden rakik bir kalp. Afrika?daki aç ve yetim için, Filistin?deki mazlumlar için, Balkanlardaki din kardeşleri için, hülasa tüm dünyada ezilen mazlum mü?minler için ?Biz görevimizi yapamadık? haykırışıyla, gözyaşı dökerek ta yüreğinden sorumluluk duygusu içinde acı çeken bir gönül insanı.
Acısını, kederini, sıkıntısını yüreğine gömen; en sıkıntılı zamanlarında bile kardeşlerinin derdiyle dertlenebilen cefakâr bir umman.
Evet, o tam adam; dik duruşlu, şahsiyetli, emanet ve güven ehli güzel insan.
Yaklaşık otuz yıl hiç durmadan tebliğ ve irşad görevi yapmış; ahir zamanda imansızlık yangınındanTarikat-ı Aliye-i Nakşbediyye?nin o güzel gül bahçesine adam taşımış ve bu bahçenin güzelliğini hep diri tutmuş bir bahçıvan, bir mübelliğ.
Muhatabın ihtiyacına göre şekillenen sohbetlerde Peygamber Efendimizin -sallâllâhu aleyhi ve sellem- adı geçince dalgalanan gönüller, süzülen gözyaşları?
Sabah çorbaları ve sohbetlerle insanların gönüllerine feyz akıtan, ballı ekmeklerle cami inşasında çalışanlara adeta cennet taamı tadında bal sunan bir veli. Cami inşaatında çalışma sünnetini Ankaralılara yaşatan peygamber sevdalısı.
Kendisinden Yaşça Çok Küçük Olanlara Dahi ?Efendi?, ?Bey?, ?Hocam? Şeklinde Hitap Ederdi
Edebi hiçbir zaman terk etmeyen, hayatının her anında edebe dikkat ettiği gibi kılık kıyafet hususunda da son derece dikkat eden, ağustos sıcağında dahi ceketiyle vakûr duruşuyla güven veren, çevresine saygı edep hususunda numune-i imtisal olan bir derviş. Kendisinden yaşça çok küçük olanlara dahi ?efendi?, ?bey?, ?hocam? şeklinde hitap eden bir beyefendi.
Helal, haram, faiz gibi hususlarda son derece titiz, kılı kırk yaran. İslam şeriatının bireysel ve toplumsal olarak uygulanmamasının noksanlığını her daim hatırlatan İslâm adamı.
Umre ve haccı bir eğitim yeri olarak değerlendiren ve her fırsatta o mukaddes topraklara gitmek için can atan bir âşık.
Ömer Muhtar Duruşlu Bir Mücahit
Gözünü kırpmadan sahabe gibi canını davası uğruna seve seve verebilecek, gerekirse kendisini i?layı kelimetullah için tankın önüne atabilecek, canından malından ailesinden çok Rasül -sallâllâhu aleyhi ve sellem- sevdalısı, sahabe sevdalısı; belki onu ifade edebilecek en güzel ifadelerden birisi ?Ömer Muhtar duruşlu bir mücahit.?
Kiminin Hacı Ağabeyi, kiminin Hacı Amcası, kiminin Hacı Babası; ama çocukları hiçbir zaman geri çevirmeyip cebinden çıkardığı şekerlerle sevindiren çocukların Hacı Dedesi? Evet, o şekerleri artık kim dağıtır bilemiyorum. Ankara şekersiz kaldı, Ankara Hacı Ağabeysiz kaldı. Ankara Hacı Babasız kaldı. Çocuklar Pamuk Dedesiz kaldı.
Geride hoş seda bırakarak o şimdi sevdiğine kavuştu. Ankara?da koca bir dağ yerinden oynadı. Ankara sallandı, yürekler sızladı, gözler yaşlı, rahmet kapısı sonuna kadar açık.
Hacı babamızın ruhunu üç İhlas-ı Şerif bir Fatiha ikramı ile taltif etmenizi istirham ediyoruz.?