Bu yazıyı kaleme almama sebep, Müslümanlığından asla şüphe etmediğim ama gördüğüm manzaradan dolayı büyük bir üzüntü duyduğum üst düzey bir yöneticimizin tercihi oldu. Üzerinde “Lacoste” yazan bir marka giymişti.
Belki çoğu bilmez, ama bu marka, Siyonizmi ve Gazze’deki soykırımı destekleyen firmaların başında geliyor.
Mesele sadece bir marka değil, bir duruş meselesi.
Gazze’de çocuklar açlıktan, susuzluktan ölürken; anneler evlatlarını toprağa verirken; her gün bombalar altında bir halk yaşam mücadelesi verirken, Müslümanım diyenlerin rahatlıkla bu ürünleri kullanması kabul edilemez.
Ben Gazze haberlerine bile bakamıyorum. Yüreğim kaldırmıyor. Elimden gelen sadece maddi yardım, dualar ve boykottur. Ama görüyorum ki, bazıları için bunlar bile fazla geliyor.
İslami dernek yemeklerinde, dini içerikli toplantılarda, cemaat sofralarında, hatta bazı resmi kurumların masalarında boykot edilmesi gereken markalar yer alıyor:
Coca-Cola, Nestlé, Starbucks ve benzerleri…
Bu nasıl bir çelişkidir?
Bu nasıl bir vicdandır?
Bir yanda “Gazze için dua ediyoruz” diyen dudaklar, diğer yanda o sofralarda boykot ürünleri…
Yazık!
Gerçekten yazık…
Unutmayalım ki;
“Bu dünyada yaptığımız, hatta düşündüğümüz her şeyin hesabını vereceğiz.”
Eğer Allah’tan korkmuyorsak, bari kuldan utanmayı bilelim.
Gazze’de çocuklar toprağa düşerken, biz hâlâ markaların peşindeysek, Allah’ın gazabını üzerimizde aramayalım.
Karınca misali, elimizden geleni yapalım.
Boykot etmek küçücük bir adımdır belki, ama bir vicdanın dirilişidir.
Unutmayın ki; elimizden çok şey gelir.
MEASSELÂM.
Zihni ERTUĞRUL