Mustafa Kutlu?nun Menekşeli Mektup adlı hikâyesinden senaryolaştırılan oyun, izleyicilerden tam not aldı. Kimi zaman güldüren, kimi zaman düşündüren, kimi zamanda duygusal anlara sahne olan oyun başkahraman postacının şu repliğiyle son buldu:
?Belki de kızanlarınız var bana? Belki de acıyanlarınız? Ne acıyın ne de kızın bana? Ben zor olsa, acı da olsa razıyım alınyazıma? Sevmek, kimi zaman katlanmaktır, katlanabilmektir? Sevmek kimi zaman Mecnun gibi bakmaktır, kimi zaman Yakup gibi ağlamaktır? Kimi zaman Yusuf gibi bir rüyaya razı olmaktır? Kimi zaman İncila Hanım gibi beklemektir?Hikayemin bundan sonrasını sana emanet ediyorum sevgili seyirci?Başınızı gökyüzüne kaldırmadan önce kalbinize bakın? Siz kimi bekliyorsunuz, kimi beklediniz? Haberiniz var mı etrafınızdaki Eliflerden, İncilalardan? Konuşmak kolaydır acıları? Yaşamak zor? İnsanı yaşamadığı acılar teselli edermiş, belki de bu teselli ile lafını ediyoruz Eliflerin? Belki kızanlarınız var bana? Belki de acıyanlarınız? Ne acıyın ne de kızın bana? Ben razıyım alınyazıma? Ve ben ne acıyorum ne de kızıyorum? Biz alışmışız gülmeye, güldürmeye? Oysa gülünmesini istemiyoruz kendimize? Ben Elif?in gözlerinde Elifi görürüm? Siz benim onun gözlerinde gördüklerimi görseydiniz, siz benim yaşadıklarımı yaşasaydınız az güler çok ağlardınız? Elif?in dudaklarından akan kan hepimizin yarası?Bu yara biz merhem olmaya çalışmadıkça hep kanayacak...Bu vefasızlık, bu ihanet devam ettikçe İncilalar kayıp gidecek aramızdan??