HABERİN GALERİSİ İÇİN TIKLAYINIZ
Hayatını kaybeden kadının yakınları olayla ilgili ihmalin olduğunu ileri sürdü.
12 yıldır diyalize bağlı yaşayan Rukiye Arpagünü (82), 20 Haziran Cuma günü diyalize girmek üzere evinden özel diyaliz merkezine bağlı araçla alınarak diyalize getirildi.
Diyaliz makinesine bağlanarak tedavisi tamamlanan Arpagünü, akşam saatlerinde evine götürülmek üzere diyaliz merkezine ait nakil için kullanılan araca bindirildi.
Aracın hareket etmesi sonucu Rukiye Arpagünü, aracın arka kapaklarının açılması sonucu düşerek yaralandı. Karaman Devlet Hastanesine kaldırılan Arpagünü, hayatını kaybetti.
Rukiye Arpagünü`nün torunu Murat Arpagünü, yaptığı açıklamada,olayla ilgili diyaliz merkezinin ihmali olduğunu iddia etti.
Olayla ilgili konuşan Arpagünü, "Olay 20 Haziran 2014 Cuma günü saat 14.00 civarlarında diyaliz merkezinin babamgile gelip babaannemi alıp diyaliz merkezine götürmesiyle başladı. Diyaliz merkezinde diyaliz tedavisini gördükten sonra 10 yıldır yaklaşık diyaliz hastası 10 yıldır diyaliz merkezinde tedavi görüyordu tedavisi bitiyor saat yaklaşık 17-18 civarlarında babaannemi diyaliz aracına bindirmek için tekerlekli sandalyeyle diyaliz merkezinin arkasından aracın en arkasına aracın bavullarının felan koyulduğu yere tekerlekli sandalyeyle koyuyorlar. Araç hareket etmesiyle birlikte ebe cumartesi pazarının olduğu kavşakta yola savruluyor. Hemen diyaliz merkezi çalışanları tarafından araca bindiriliyor hastaneye kaldırılıyor.
Tabi bize olay böyle anlatılmıyor. Bizim evimize çıkıp geliyor diyaliz çalışanları şoförü sağlıkçısı diyorlar babaannenin şekeri tansiyonu çıktı kimliğini alamaya geldik bizde durumunda birşey varmı diyoruz yok bir şey sadece tedavi ettireceğiz diyaliz merkezinin hocası tedavi ettirin sonra evine bırakın dedi diye söylüyor. Bizde çok fazla telaşlanmıyoruz. Akabinde biz kimliği veriyoruz diyaliz çalışanları gidiyor. Yaklaşık bir iki saat sonra diyaliz çalışanları babama telefon açıyor. Diyorlar Mustafa abi sizde gelmelisiniz bir sıkıntı var. Diyaliz merkezi geliyor beni babamı alıyor diyaliz aracına bindiriyor. Gidiyoruz hastaneye dahiliye yoğun bakımına yaklaşık bir yarım saat bekledikten sonra dahiliye yoğun bakım doktoru çıkıyor ebenin vakti saati dolmuş diyor bize. Bizde sebep ne hocam diyoruz ebe diyor tansiyon hastası, ebe şeker hastası, ebe kalp hastası diyor. Bizde diyalize girerken kan sıvılaştırıcı bir iğne vuruluyor diyor o iğnenin etkisiyle beyin kanaması geçirmiş diyor. Bizde mukadderat diyoruz yapacak bir şey yok" dedi.
Olaya savcının müdahale ettiğini ifade eden Arpagünü, "Biz hazırlıklara başlıyoruz cenaze hazırlıklarına nitekim ebe bitkisel hayata girmiş. Ebemiz 3 gün sonra vefat ediyor. Biz diyaliz merkezine gidiyoruz olay nasıl oldu nasıl çarpma oldu bir araştıralım gibisinden diyaliz merkezinde bize hala diyalizin o doktorları oranın sahipleri bindirirken kafasını hafif çarptık cevabını veriyor. Lakin işlerinden bir tanesi ben Allah`tan korkarım bu olay böyle olmadı diye bizi aydınlatıyor. Bizi aydınlattığı gibi adaleti de aydınlatıyor sağolsun. Bizi aydınlandıktan sonra ebe vefat ediyor. Cenazeyi teslim alaya gidiyoruz arıyorlar bizi dahiliye yoğun bakımından orada doktorlar rapor tutmuş işte şeker ve tansiyona bağlı beyin kanaması, kusma, bilinç kaybı ben diyorum bu cenazeyi teslim almam. Ebenin ölümü şekli bu yüzden değil diyorum. Adli soruşturma başlıyor. Sağolsun sayın savcımız olayla bizzat ilgilenerek olay tatbikatı yapıyor diyalizdeki arkadaşımızın verdiği dürüstlükten dolayı verdiği ifadeden sonra babaannemiz otopsi yapılıyor. Otopside zaten kafatası kırık çıkıyor kafatası çatlamış, omuriliği kırılmış kemikleri kırılmış bu nasıl çarpma bu nasıl bir vicdan insanlar bu kadar vicdansız olamaz" şeklinde konuştu.
İlgililerden yardım isteyen Arpagünü, "Babaannem ve babaannem gibi milyonlarca diyaliz hastası var. Bu milyonlarca diyaliz hastası sayesinde insanlar devletten ekmek yiyor para alıyor. Bizim bahanemizin başına gelen kimsenin başına gelsin istemiyoruz. O yüzden bu konuyla ilgili sağlık bakanlığımızı, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Lütfi Elvan`dan Karaman Belediye Başkanımızdan bu konuda yetkili güçlü kim varsa bu konuyla ilgili el atmalarını istiyorum bu konuya. Çünkü bizim ebemizin başına gelen kimsenin gelmesin" dedi.
Hayatta dürüst insanların olduğunu aktaran Arpagünü, şöyle konuştu:
"Şimdi o dürüst davranan çocuk yiğit olan çocuk o diyaliz çalışanı onun gibi insanlar değil Karaman`a Türkiye`ye lazım. Çünkü o çocuk aydınlattı bu cinayeti. çünkü ortada bir cinayet var ihmalliğin sonucunda bir cinayet var. Lakin o çocuk işsizlikle karşı karşıya. tehdit ediliyor diyaliz sahipleri tarafından müdürleri tarafından buradan Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan`a, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanımız Lütfi Elvan`a, Belediye Başkanımız Ertuğrul Çalışkan`a, Milletvekilimiz Mevlüt Akgün`e hepsine büyük iş düşüyor. Bu çocuğun elinden tutalım bu çocuğu işsiz güçsüz bırakmayalım. Çünkü bu çocuk Karaman`a değil Türkiye`ye lazım böyle dürüst bir insan cinayeti aydınlattı. O konuda da büyüklerimden yardım bekliyorum. Ben Adliye`ye suç duyurusunda bulundum. Şuan adaletin kestiği ceza acımazz derler. Biz gerekli suç duyurusunda bulunduk. Artık bundan sonrası cenabı Allah`a bağlı."
Olaydan sonra yazılı açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Ali Rıza Altunsoy, iddialarla ilgili İl Sağlık Müdürlüğünce söz konusu diyaliz merkezi hakkında gerekli incelemenin başlatıldığını bildirdi.