Merkezi Washington`da bulunan Ortadoğu Enstitüsü`nden (Middle East Institute) İran uzmanı Alex Vatanka, AA muhabirine yaptığı açıklamada İran`ın, halihazırda birkaç yıl öncesine oranla jeopolitik olarak çok daha güçlü hale geldiğini söyledi.
"İran`ın bölgedeki gücünün ne kadarı siyasi modelinin çekiciliğine, ne kadarı bölgedeki boşluğa dayanıyor? Önemli olan soru bu" diye konuşan Vatanka, "İran, Suriye, Irak ve Yemen`deki yerel ortaklarının dönecek başka bir adresinin olmamasını başarılı şekilde kullandı. Evet İran bölgede artık daha etkili, ama bu etki ne kadar derin? Ben, İran`ın etkisinin çok derin olduğunu düşünmüyorum. Bu, Tahran için bir sorun" dedi.
"Yemen, büyük stratejinin bir parçası"
Washington Enstitüsü`nden Michael Knights da İran`ın Yemen`i daha büyük bir stratejik mücadelenin parçası olarak gördüğünü söyledi.
İran`ın Yemen`i hem nükleer müzakereler konusunda hem de deniz gücü kapasitesini artırma amacıyla kullandığını belirten Knights, "Eğer Husiler Yemen`de başarılı olursa İran, Hürmüz Boğazı`nın ardından Kızıl Deniz`de de etkin olabilir" dedi.
İran`ın dış politikasını "dini" değil "ideolojik" olarak gerçekleştirmek istediğini anlatan Khalail, bu durumun İran`ın Şiileri, ABD ve müttefiklerinin çıkarlarına karşı "yumuşak güç" aracı olarak kullanmasını engellemeyeceğini söyledi.
"Irak`taki İran etkisi, karşı örgütleri tetikledi"
Merkezi Washington`da bulunan Küresel Politika Enstitüsü (Global Policy Institute) Ortadoğu Uzmanı Dr. Walid Phares de İran`ın, stratejik olarak Ortadoğu`da etkisini artırma çabasında olduğunu söyledi.
İran`ın etkisinin özellikle Irak`ta karşı örgütleri tetiklediğini dile getiren Phares, "Bağdat hükümetinin tutumu, Sünni toplulukların tepkisini çekti. DAEŞ, bu tepkiyi suistimal ederek ülkenin bir kısmını ele geçirdi. DAEŞ`e karşı mücadelede bir fikir birliği var, ancak bu mücadelenin sonunda gücü kim devralacak? Gücü İran yanlıları devralırsa Sünni Araplar, devre dışı kalacak. Bu durum, fikir birliğine zarar verebilir" dedi.