Dün paylaştığımız. Uyuşturucuyla Mücadele eden bir Anne'nin röportajının isteğiniz üzerine ikinci yazısını yayınlıyoruz.
Biliyoruz ki uyuşturucu bataklığı insanı adeta karanlığa sürüklemektedir. Bu yazılarımı yazmamın sebebi; Ben o bataklıkta kurtuluş ışığı gördüm. O ışığa yürümek için yolum uzun bunuda biliyorum, fakat pes etmeyeceğim. Mücadelemden vazgeçmeyeceğim.
Değerli okurlar;
Ayrıldığım eşimin ölüm haberinden 8 ay sonra yurtdışından Türkiyeye geldim. Çocugum yıkılmıştı ama ben ona güçlü olmasını, bunların da geçiceğini söyledim. Çocuğum için ayakta durmaya çocuğu mu yetiştirmeye başladım. Akabinde bir evlilik yaptım bir oğlum daha oldu evlilik yürümedi ayrıldım. Evlilik bana göre değil ben bunu anladım. Evlilikte ilk yaşadığım deneyim bilinç altıma korku ve çaresizlik yerleştirmişti.
Acaba dedim, yine aynı şeyleri yaşarmıyım? Yaşama korkusu, hayatta kalma korkusu diyelim...
Beynimi birşeler yiyip bitiriyordu. Anladım ki artık asla evli olamazdım, tek başına güçlü bir ''Anne'' olacaktım, kendi kendime bu kararı verdim. Çalışmaya başladım çocuklarıma, aileme yetmekti mücadelem. Çocuklarımın ve benim en büyük destekçimiz babamdı.
En büyük destekçimizi Kaybettik!
Babamı ansızın kaybetmem bizim kaderimizi çizmişti. Bu arada babamın ve babası ölmüş herkesin Mekanlarının Cennet olması dileğiyle. Babamın ölümü bizde büyük bir eksikliğe yol açtı. Büyük oğlum blu çağına girmişti. Hayatta en sevdigi, en güvendiği adamı yani dedesini kaybetmek ona çok ağır geldi.
Bebekliğinde Dahi Yanında Olamadığım Çocuğuma Yakın Olmak Artık En Büyük Görevimdi.
Ona dedesi babalık anneanesi annelik yapmıştı, benim görevim onlara çalışıp bakmaktı. ''Düşünün bebekliğinde bile yanında olamadığın bir çocuğa ne kadar yakın olabilirsin ki?''
Karaman'a Temelli Dönüş Başladı.
Onun için herşey anneanesi ve dedesiydi. Artık yüküm daha fazla artımıştı. En son çare iki çocuğuma bakmak için tekrar yurt dışına çıktım. Annem sürekli Karaman'a dönmek istiyordu ; Burda kimsemiz yok, orada kardeşlerim var ben gidicem diye tutturmuştu. Oğlum orada güzel bir takımda oynuyordu anneme çok yalvardılar ama annem anlamıyordu. Hep gideceğim kelimesi yüzünden sürekli tartışıyorduk. ''Bak anne oraya gidersin ve orada benim çocuklarımın hayat biter'' dedim. Nitekim korktuğum başıma geldi, Karaman'a temelli dönüş yapıldı.
Değerli okurlar, sizleri daha fazla sıkmamak için bu makalemi kısa tuttum. Hikayenin en alıcı kısımları artık başlıyor, Bataklığa nasıl bulaştığımız 16.11.2020 yani Pazartesi günü sizlerle. Sağlıcakla kalın.
Son olarak bu şiiri'de sizlerle paylaşmak istiyorum;
Hangi cennetten geldim bu cehenneme?
Her yokluk bende,her acı benim..
Baltalar kıyasıya inmiş gövdeme..
Bak şu devrilen hayat ağacı benim..