Reklam
Reklam
Zalimlere Verilen Muhlet Konusu İşlendi
Reklam

Zalimlere Verilen Muhlet Konusu İşlendi

Cihannüma Tarafından Düzenlenen Pazar Sabah Namazı Buluşmalarında Zalimlere verilen muhlet konusu işlendi.

30 Ekim 2017 - 10:15
Reklam

Cihannüma Karaman Şubesi tarafından düzenlenen Pazar Sabah Namazı Buluşmaları devam ediyor. Bu haftaki Hadis Sohbetinde Zalimlere verilen muhlet konusu işlendi. Aktekke Camisinde eda edilen namaz sonrası Hatuniye Medresesine geçildi. Külahçılar Camii İmam Hatibi Şükrü Özdemir Hocanın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program KMÜ İslami İlimler Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nasseruddin Mazheri’nin sohbetiyle devam etti. Nasseruddin Mazhari Konuşmasında;

Niye Zalimleri Allah (c.c) Cezalandırmıyor?

Değerli dinleyiciler! Hepiniz hoş geldiniz. Bu sabahki sohbetimiz yaygın olan bir soru hakkında olacaktır. O soru da şudur: Niye Allah (c.c) zalim insanları cezalandırmıyor? Niye onlar hala yeryüzünde zevk-u sefa içinde yaşıyorlar? Bu nasıl olabilir? Böyle olmamalı.. onları Allah (c.c) hemen cezalandırmalı ve hepimize bunu açık ve net olarak göstermeli. Hatta bu abuk sabuk sorulardan dolayı zayıf imana sahip olan bazı insanlar dinden de çıkabiliyor. Bu çok hassas bir mesele olup üzerinde derin derin düşünülmesi gereken konudur. 

Bu soruyu soran kimseler iki çeşittir. Birincisi: Gerçekten Allah’a inanmayanlar bu gibi soruları sorar, açık bir şekilde İslami toplumda Allah’ı inkar edemediklerinden dolayı bu tür sorularla insanların kafalarını karıştırmak isterler. İnsanların içine şüphe düşürmek için böyle sorular hep onların dilinin ucunda olur. Kendisi refah içinde bile yaşarsa İslami ülkelerde cereyan eden olaylardan hareketle İslam ve Müslümanları sorgulamaya kalkarlar. Bu gibi sorularla bir taraftan şüphe tohumları saçarlar bir taraftan ise kendilerini İslam ve Müslümanların derdiyle dertlenen, bu konular hakkında kafa yoran kişiler olarak tanıtırlar.  İslami toplum içinde bunlar virüs gibi şer unsurlardır. Dolayısıyla da onarın böyle soruları kulak vermeye bile değmez. Çünkü bir kere bu kesim Allah’ın farzlarını terk edenlerdir. Namaz, oruç ve diğer önemli konulara önem vermezler. Hayatlarında İslam’a, ahlaka yer vermeyen kişilerin böyle sorular sorması kötü niyetlerinden kaynaklandığı aşikârdır. 

Bu gibi soruları soran ikinci kesim ise Allah’a inançları tamdır. Yaşayışları İslam’a göredir. İnançlarında sebat sahibidirler. Hatta onların böyle soruların sorulması da Allah’a tam güvenmelerinden kaynaklanıyor. Bunlar aceleci olduklarından Allah’ın yardımını her konuda hemen gözleriyle görmek isterler. Kâinattaki hikmet ve nizamı kavrayamadan hep mucize beklerler. Hemen Allah’ın yardımını hissetmeden, görmeden edemezler.

Genelde bu sorular en zor günler ve hallerde soruluyor. Rus, Afgan savaşında bu soruları soran kesim az değildi mesela. Bu zor günler nasıl geçer? Dişten tırnağa kadar en gelişmiş silah ile mücehhez olan Rus ordusu yenilir mi? Afganistan’dan çekilir mi? Asla, bu mümkün değil. Niye Allah (c.c) bize yardım etmiyor? Biz niye zayıfız? Diyen kesim az değildir. Ama gördük ki o kara günler geride kaldı ve Rus yenildi.

Nitekim Bilal (r.a) çetin bir işkenceye uğradıktan sonra Hz. Peygamber (s.a)’in yanına geliyor ve diyor ki? “Allah’ın sana vadettiği zafer ne zaman gelir, biz perişan olduk, her gün işkence görüyoruz”.Hz. Peygamber (s.a) bu soru ve taleplere karşı onların acele etmemelerini ister ve dua eder. Hatta en büyük sahabeler bile bazı hassas zamanlarda hislerine yenik düşmüşler ve bu gibi soruları sert bir üslup ile Hz. Peygamber (s.a)’e sormuşlardır. Mesela Hz. Peygamber (s.a) Hudeybiye anlaşmasında Medine’ye geri dönme planı alınca Hz. Ömer (r.a) anlaşmayı yenilgi sanıp celallenmiş ve Hz. Peygamber’e bu gibi sorular yöneltmişti. Sonunda bu anlaşma en büyük zafere sonuçlandı ve Fetih süresi indi.

Peki, niye bizim istediğimiz gibi olaylar cereyan etmiyor? Niye zalimler yok olmuyor?

Bu sorunun cevabını aşağıdaki maddelerde toplamaya çalıştık.

Bir: Allah (c.c), zülüm ve felaketlerle gerçek inanç ve akideye sahip olanlaolmayanları birbirinden ayırmak ister. Mucizelerde imtihan olduğu gibi zorluklarda da birçok imtihan ve hikmetler vardır.

İki: Bu kainat ve halkın sahibi biz değil Allah’tır. O dilediğini yapar ve bu konuda hiç kimse itiraz hakkına sahip değildir. Allah (c.c) sorguya çekilme, kullara sorguya çekilir.Mülk Allah’ındır. Kainattaki ahenk ve nizamı istediği gibi çekip çevirir. Biz aciz kullarız. Kendi akli melekelerimize göre. Kainattaki nizam bizim düşündüğümüz ve istediğimiz gibi cereyan etmez. Ancak ve ancak Allah’ın kanunları ve kuralları geçerlidir. Biz birçok meselenin künhüne vakıf olamayız. 

Üç: Zalim insanlar hep ölecek ortadan kalkacak diye bir şey yoktur. Bu dünya sadece iyi insanlar için yaratılmıştır. Kötü insanlar yaşamayı bile hak etmezler desek yanlış olur. Yok olmak veya sefil yaşamanın iyilik ve kötülük ile alakası yoktur. Eğer böyle olsaydı yeryüzünde hep iyi insan kalırdı. Yeryüzü hep iyilerle dolar taşardı. Afrika’daki insanlar kötü olduklarından dolayı mı ölüyorlar? Amerika ve diğer müreffeh devletlerde yaşayan insanların hepsi çok mu iyi? Kesinlikle hayır.Düşünün! Eğer her kes işlediği günahtan dolayı hemen Allah’ın gazabına uğrasaydı ne olurdu? O zaman imtihan ve sınavın anlamı kalmazdı. Bir de bu sonucu gören her kes Müslüman olurdu. Neticesinde de sınavın anlamı kalmazdı.

Dört: biz hem Müslüman hem de stratejik ve zengin konumda olduklarımız için hep sıkıntı içerisindeyiz. Orta doğu niye karışıktır her zaman? Çünkü zengindir. Petrol yatakları var orada. Hırsız her zaman dolu evi seçer. Fakirlerin evine asla uğramaz değil mi? Çünkü fakirin evinde zaten bir şey yok. Şeytan gâvur ile uğraşır mı? Hayır. Zaten imanı yok, imanı olan bireylerle uğraşır. Ne kadar imanı kuvvetli ise o kadar Şeytanı da güçlü olur. Nerede petrol varsa kâfirlerin de oraya doğru seferber olduğunu görüyoruz. Fare her zaman dolu olan çuvalları hedef alır. Şeytan da imanlı olanlarla uğraşır. Ama kâfirler sadece petrol ile uğraşmazlar aynı zamanda Müslümanların her şeyi ile uğraşırlar.

İslam dünyasındaki son olaylar bunu açık bir şekilde gösterdi ki küfür milleti asla Müslümanlara gerçek anlamda yardım etmezler. Mısır, Suriye, Afganistan, Türkiye ve diğer devletlerde geçen son olaylar bunu açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Beş: Allah (c.c) isteseydi mucize göstermeden de insanların kalbini hakka meyil ettirirdi. Ama hüccet kaim olsun diye, iman etmemek için gerekçe kalmasın diye mucize bile bazen göstermiştir. Ama çok sık değil. Her zaman mucize göstermek zorunda değildir. Bizim de öyle beklenti içerisinde olmamız yanlıştır.Eğer sen dünyanın sıkıntısız, kedersiz dört dörtlük istediğin gibi olmasını istersen yanılmışsın. Sen Allah (c.c)’ten dünya değil cennet istiyorsun. Bu da bu dünyada mümkün değildir.

Altı:Her Müslüman bunu çok iyi bilmeli ki bu dünya hayatı cezalandırma veya son hesap kitap yeri değil imtihan yeridir. Eğer her kes işlediği günahtan dolayı Allah (c.c) tarafından bu dünyada cezalandırılmış olsaydı inanın ki biz de şu anda belki burada olmazdık. Yani hepimiz çoktan helake müstahak olurduk. Öyle değil mi? Helake müstahak olmaya işler ve günahlar hiç mi işlemedik? Kim garanti veriyor? Allah (c.c) buyurur ki: “eğer Allah insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı yeryüzünde hiç canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler”.

Hz. İsa (a.s)’ya bir kadını sürükleye sürükleye yanına götürürler ve zina ettiğini söylerler. Derhal recim cezasına çarptırılmasını isterler. Kadın bir taraftan utanç bir taraftan da ölüm korkusuyla titriyormuş. Hz. İsa (a.s) kendi amellerinde gafil olmuş bu insanlara der ki: tamam bunu hemen taşlayacağız, ama ilk taşı içinizde hiç günah işlememiş birisi atsın. Her kes günahını hatırlayıp sakinleşiyor ve o kadın da o şekilde onların elinden kurtuluyor.

Yedi:

Müslüman çok iyi bilmeli ki Allah (c.c) küçük büyük her şeyden haberdardır. Mühlet verir ama kesinlikle ihmal etmez. Esasın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor”.

Sekiz: Allah halimdir. Zalimleri belki tövbe etsinler diye erteler. Birçok insanı görmüşünüz ki hayatın bir döneminde mutlaka kötü yönden dönmüştür. Onun için en kötü halde, en kötü yerde bile insanların canlarını almak doğru değildir. Çünkü hayatının bir döneminde belki tövbe eder, vazgeçer, en iyi insan olur kim bilir. 

Dokuz: Müslümanlar ancak ve ancak Allah’ın kanunlarına riayet ettikleri zaman zafer kazanırlar. Yoksa kesinlikle mucize gerçekleşmez. Bir milyon Müslüman toplanıp bir ayak kabının renginin değişmesi için dua ederlerse kabul olmaz. Niye çünkü sünnetullaha aykırıdır. Koyduğu kanun ve kurallara aykırıdır. “eğer Allah’a nusrette bulunsanız size nusret eder ve ayaklarınızı sabit kılar”.

On: kullara düşen sorumluluklarını yerine getirmektir Allah’ı sorgulamak değil. Acaba biz fert ve toplum düzeyinde fenalıklara, kötülüklere karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz? İnsan böyle soruları sormadan evvel sorumluluklarını yerine getirmeli. Bir Müslüman kul için en öncelikli de budur. Zülüm ve diğer adaletsizliklerin kalkması için elinden gelen her şeyi yaptıktan sonra gerisini Allah’a havale etmeli. 

Kaynak: karaman haberleri
Bu haber 1089 defa okunmuştur.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
SÜRÜCÜ AĞIR YARALANDI
SÜRÜCÜ AĞIR YARALANDI
KAZIMKARABEKİR'DE ANMA PROGRAMLARI
KAZIMKARABEKİR'DE ANMA PROGRAMLARI