Reklam
Reklam
Reklam
DİN VE BİLİNÇ
Ziyaeddin KIRBOĞA (Yrd. Doç. Dr.)

Ziyaeddin KIRBOĞA (Yrd. Doç. Dr.)

DİN VE BİLİNÇ

02 Haziran 2018 - 00:59 - Güncelleme: 02 Haziran 2018 - 19:31

DİN VE BİLİNÇ

En geniş anlamıyla, “insanın kendisini ve çevresini tanıma yeteneği, şuur” (Türk Dil Kurumu [TDK], 2018) olarak tanımlayabileceğimiz bilinç, insan olma özelliğine gönderme yapar. Arapça karşılığı “şuur” kelimesidir. Bilinç, zihinsel bir süreci ifade eder. İnsanın inanç ve bilgisiyle ilgili sahip olduğu kavrayış yetisi; soyutlama yoluyla insanın çevresinden haberdar, kendinin farkında olması yetisidir (Demir; Acar, 2005: 58, 59). Dolayısıyla sadece insana mahsus olan bilinç ve akıl, vahyin yani Kur’ân’ın muhatabını teşkil eder. Yani bu iki kavram dinî yükümlülüğün başlangıç noktasını oluşturur. “Akıl”, hem felsefe hem kelam hem de tasavvuf ilimlerinde “insanı diğer canlılardan ayıran ve onu sorumlu kılan temyiz gücü, düşünme ve anlama melekesi” (Bolay, 1989; 238; Yavuz, 1989; 242; Uludağ, 1989; 246, 247)  olarak müşterek bir tanımlamayla açıklanır.

Kur’an, akıl sahibi insanı, insan olmanın gereği olan bilinçli davranmaya teşvik eder.

İnsanı evren hakkında bilinçli kılmak için uyarır:

“Güneşi aydınlatıcı, ayı ise aydınlık yapan, yılların sayısını ve hesaplamayı bilesiniz diye ona menziller belirleyen O’dur. Allah bütün bunları hikmet ve fayda esasına göre yarattı. Bilme kabiliyetinde olanlar için de âyetlerini detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor. Geceyle gündüzün farklı olmasında, Allah’ın göklerde ve yerde yarattığı bunca varlıkta, O’na saygısızlıktan sakınanlar için büyük işaretler vardır.” (Yûnus 10/ 5, 6).

İnsanı insan hakkında bilinçli kılmak için uyarır:

“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurât 49/13).

İnsanı kendisi hakkında bilinçli kılmak için uyarır:

“Gerçek şu ki biz insanı çamurdan alınmış bir özden yaratıyoruz; Sonra onu sağlam bir korunakta nutfe haline getiriyoruz. Ardından nutfeyi (döllenmiş yumurta) alakaya (rahimde asılıp beslenen embriyo) çeviriyor, alakayı şekilsiz et (görünümünde) yapıyor, bu etten kemikler yaratıyor, daha sonra da kemiklere adale giydiriyoruz; nihayet onu bambaşka bir yaratık halinde inşa ediyoruz. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah çok yücedir.” (Mü’minûn 23/12-14).

Ve insanı yaratıcısı hakkında bilinçli kılmak için uyarır:

“De ki: O, Allah’tır, tektir. Allah sameddir . Doğurmamış ve doğmamıştır. O’nun hiçbir dengi yoktur.” (İhlâs 112/1-4).

Bu bağlamda Kur’ân-ı Kerîm’den pek çok örnek sunmak mümkündür. Kur’ân bu örnekleri insanın sahip olduğu bilinç ve akıl nimetlerini harekete geçirmek için verir. Bu amaçla, örnekler ve uyarılar üzerinde düşünülmesini ve bilinç sahibi olunmasını salık verir:

“O, geceyle gündüzü, ayla güneşi hizmetinize verdi; yıldızlar da O’nun emrine boyun eğmişlerdir. Bunda aklını kullanan bir topluluk için önemli ibretler vardır.” (Nahl 16/12).

“Size verilen şeyler dünya hayatı için faydalı nesneler ve güzelliklerden ibarettir. Allah katında olanlar ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?” (Kasas 28/60).

“Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” (Enbiyâ 21/10).

Bu âyetlerin işaret ettiği hakikat şudur: “Aklınızı kullanasınız diye Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor.” (Bakara 2/242).

Bu bir emirdir. Dolayısıyla aklımızı kullanmamız, doğa, toplum, kendimiz ve yaratıcımız hakkında bilinç sahibi olmamız gerekir. Tabiatı korumak, çevreyi temiz tutmak, insana ve bütün canlılara değer vermek, kul hakkına ve kamu hukukuna riayet etmek, Allah’a kul olmayı bilmek bilinçli bir din anlayışını temsil eder. İlgilisi için ifade etmek gerekir ki bütün bu saydıklarımızla ilgili Kur’an referansları mevcuttur.

“İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah -dönüş yapsınlar diye- işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor.” (Rûm 30/41).

“Göğü O yükseltti, denge ve ölçüyü O koydu ki dengeden sapmayasınız” (Rahmân 55/7-8)

Burada sayamayacağımız kadar nice ayrıntılara işaret eden âyetler vardır Kur’ân’da. Esas konu; çevre, toplum, insan ve doğa konusunda ne kadar bilinçli olduğumuzdur. Yani inandığımız değerleri yeryüzünde ne kadar temsil ettiğimizdir. Gündelik hayatta pek de dikkate almadığımız şeyler, Allah’ın huzurunda hesap vermemizi güçleştirecek bir konu olabilir. Mü’min, yolda yürürken, insanlarla konuşurken, alışveriş ederken Hz. Peygamber (sav)’in gösterdiği hassasiyetle hareket etmesi gerektiğini bilmelidir, kimsenin gıybetini yapmaması gerektiğini bilmelidir ve kimseye sıkıntı vermemesi gerektiğinin bilincinde olmalıdır. Mü’min namazında bilinçli olmak zorundadır, orucunda bilinçli olmak zorundadır. Kur’ân’ın yasakladığı konularda hassastır, bilinçlidir mü’min. İnsana yardım etmenin bir ibadet olduğunu bilir. Engelli bir kardeşine engel olmak şöyle dursun, onun engellerini kaldırmakla mükellef olduğunu bilir. Acı çeken, açlık çeken din kardeşlerinin sıkıntılarının bilincindedir mü’min. Dinî emir ve yasakların sadece şekilsel bir anlamdan ibaret olmadığını, dinî inanç ve pratiklerin bireysel, toplumsal anlamlarının olduğunu, insanların dünya ve âhiret mutluluğu için birer yol gösterici olduğunu bilir. Bu bilinçle yaratıcısının kudretini kavrar ve onun kulu olabilmenin hazzına erer.

                                                                                                                     

KAYNAKÇA

Kur’ân-ı Kerîm

Bolay, S. H. (1989). Akıl. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (2. cilt). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. ss.  238-242.

Taberî, M. b. C. (1329). Câmi‘u‘l-Beyân fî-Tefsîrul’l-Kur’ân. (30. cilt). Beyrut: Dâr’ul-Ma’rife.

Türk Dil Kurumu (TDK), Reklam. Güncel Türkçe sözlük. Türk Dil Kurumu. Erişim tarihi: 01.06.2018, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5b11a40e8ea824.06855624.

Uludağ, S. (1989). Akıl. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (2. cilt). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. ss.  246-247

Yavuz, Y. Ş. (1989).  Akıl. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. (2. cilt). İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. ss.  242-246.

Bu yazı 1333 defa okunmuştur .

Son Yazılar