Reklam
Reklam
YargılaMA
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

YargılaMA

15 Mart 2018 - 09:17 - Güncelleme: 15 Mart 2018 - 09:34

Hiç kimsenin hakkı olmadığı halde herkesin cüret ettiği şeydir yargılama. Özellikle kendini bilmeyen  insanların çok sık yaptığı bir davranış. Ellerinde yeterli bilgi olmadan ,bilmeden, anlamadan, düşünmeden bir kalıba sokarlar insanı. Düşünceleri kirli insanlar için  yargılama , ayrıştırma, öteleştirme ve nefret en kolay olandır. Halbuki empati kurmak ,farkında olmak ,düşünmek  insani bir meziyettir. Başkalarını yargılayarak, eleştirerek kendi üstünlüğünü kanıtlamaya çalışmak saçmalamaktan başka bir şey olamaz.

Çok beğendiğim bir söz var bu konuda :“Kendini beğenmiş çığlık, kendi dolabında gizli iskeletlerin seslerini saklamak için başkalarını yargılar. “ Jhon Mark Green .Kendi içimizde olan değersizlik duygusunu  ya da kendimizde eksikliğini hissettiğimiz durumu başkalarının üzerinden kapatmaya ,gizlemeye çalışmaktır . Belki de her şeyin doğrusunu biz biliriz ,en iyisini biz yaparızlarla oluşan kibrimizdir sebep. Çocuksu bir büyüklenme ve kendi doğrularımızla yargılar ,yargılar yargılarız.

Her insan eşsiz ve tektir. Her birimizin yetiştirilme tarzı, hayat görüşü, olaylara bakış açısı, yorumla yeteneği farklıdır. Olaylar karşısında verdiğimiz tepkiler ,aldığımız kararlar değişiktir. Sırf bizim gibi davranmıyor ya da düşünmüyor diye birilerini yargılamaya hakkımız yok. Yüce Yaradan İsra suresi 84. Ayette  der ki , De ki: “Herkes kendi yaratılışına göre davranır. Şu halde kimin doğru yolda olduğunu Rabbin daha iyi bilir “.

Hayatta her insanın bir kırılma noktası olduğunu düşünüyorum. Kırılma noktasından sonra insanın bakış açısı değişir. O düşüncelerindeki keskin sivri hatları yumuşar ,insanları bilinçsizce yargılanmasının ne denli yanlış olduğunu anlar. Anlaması için kınadığı olayın aynısının ya da benzerinin başına gelmesi gerekir.

Keşke birini yargılamamak için aynı duruma düşmek ya da benzer olayları  tecrübe etmek gerekmese lakin hayatın öğretme şeklidir bu. Peygamberimiz bir hadisinde “Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz .“ der.

Namaz kılanın namaz kılmayanı ,oruç tutanın oruç tutmayanı, kapalı giyinenin   açık giyineni  kendini kurtarmış bir edayla yargılaması kadar dinini gereklerini yerine getirdiğini düşündüğümüz  kimseler hakkında namaz kılıyor ama cimri ,oruç tutuyor ama hak yer ,kapalı giyinmiş ama her yeri belli gibi sözlerle mevcut durumunu haklı gösterme çabası da   tam bir cehalet göstergesidir. Asla iyi niyet içermeyen bir davranıştır.

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin (kusurunu arayıp) tecessüs etmeyin, kimse kimseyi gıybet etmesin. Hanginiz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır?"(Hucurat 12)

Mevlana demiş ki;

 "Benim hayatımı yargılamadan önce, benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan,sokaklardan, dağ ve ovalardan geç. Hüznü acıyı ve neşeyi tat. Benim geçtiğim senelerden geç, benim takıldığım taşlara takıl. Yeniden ayağa kalk ve aynı ...yolu tekrar git, benim gittiğim gibi. Ancak ondan sonra, beni yargılayabilirsin..

Geçer dediklerimi geçirdim, biter dediklerimi bitirdim.

Nefret ettiklerimi sildim, Artık yeter dedim. Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın o yüzden bana. Farkında olduğum için var oldunuz, Vazgeçtiğim için bugün yoksunuz.."

 

 

Bu yazı 1623 defa okunmuştur .

Son Yazılar