Reklam
TOLSTOY VE HAYATIN ANLAMI
Reklam
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

TOLSTOY VE HAYATIN ANLAMI

22 Temmuz 2020 - 10:23 - Güncelleme: 22 Temmuz 2020 - 12:52

Dünyanın en etkileyici yazarlarından biridir Tolstoy. Değişken bir ruha sahip olan Tolstoy’u tam olarak okuyup anlamak ise oldukça güçtür.Basit gibi görünen cümlelerinde derin anlamlar vardır. Soylu bir aileden gelen ve hiçbir ekonomik sıkıntısı olmayan Tolstoy eserlerinde  hayatın anlamını arar. Tolstoy’daki bu anlam arayışı aslında maddiyatın insan ruhunu besleyemediğinin en büyük örneğidir.

Gerçekliğin aslında ne olmadığını  düşünür . Tolstoy Anna Karaninna kitabında gerçeklikle ilgili , her şeyin  ışık ve gölgeden oluşan bir tür illüzyon olduğunu söyler. Tolstoy’un küçük yaşta anne ve babasını daha sonra da çok sevdiği abisi Nikolay’ı kaybederek ölümle tanışması  hayat denilen bu illüzyonun büyüsünden kurtularak hayatı sorgulamasının başlangıcı olur.  Özellikle abisi Nikolay’ın ölümden sonra manevi arayış içine girişini “Nikolay bir yıldan fazla ıstırap çekti ve acı içinde öldü, neden yaşadığını anlamadan, neden öldüğünü anlamadan... Yavaş ve ıstıraplı ölüm sürecinde hiçbir teori bu soruları bana ya da ona açıklayamazdı.” İfadesiyle açıkladı.

Ölüm problemi Tolstoy’un ruhsal bunalıma girmesine sebep oldu. Her şeyin sonunun ölümle bitmesi , hayatı Tolstoy için anlamsızlaştırmıştı. Bu ıstırap onu intihara kadar sürükledi. Tolstoy’un İtiraflarım kitabı  belki de dünya üzerinde duygu yoğunluğu ile yazılmış  en mükemmel kitaplardan biridir.

Eserlerinin hepsinde insanlığı ve insanlıkla ilgili sorunları anlatan Tolstoy kendi döneminde Çar’a kafa tutacak kadar güçlü biriydi. Çar yönetimine karşı tiksinti duyuyor, işçilerin fakir ve sefil hayatı karşısında inanılmaz üzüntü duyuyordu. Bu üzüntü onun tüm mal varlığını yanında çalışan işçilere dağıtmasına sebep oldu.

 

Tolstoy'un 1886'da yazdığı İnsan Ne ile Yaşar? adlı kitabında sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom’un trajik hikayesini anlatarak bizlere bu konuyla ilgili derin mesajlar verir.

 

 “ Uzak bir yerlerde, oldukça cömert bir toprak reisinin  karşılıksız toprak verdiğini duyar. Pahom , daha çok toprak elde etmek için reise gider ve reise isteğini söyler.Reis Pahom’a “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek yada koşarak ulaştığın bütün topraklar senin olabilir  fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım.” der. Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin.”der.
Pahom güneşin doğuşuyla beraber yürümeye başlar. Tarlalar, bağlar, bahçelerden geçer . Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker ve  orayı da almak için koşmaya başlar.
Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış.  Daha hızlı koşar, koşar, ama artık gücü kalmaz . Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz…
Reis olanları izler. Bir çok defa  şahit olduğu olaya yeniden  şahit olur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömdürür. Reis Pahom’un mezarının başında durur ve şöyle der:

“Bir insana işte bu kadar toprak yeter!”

 

1879 yılında bir kağıda bilinmeyen şu soruları yazdı:

İnsan ne için yaşamalı ?
İnsan  varlığının sebebi ne ?
İnsan varlığının amacı ne ?
İnsanda var olan  iyilik ve kötülüğün  anlamı ne ,ne için varlar?
Nasıl yaşamalıyım ?
Ölüm nedir ?  Nasıl kurtarabilirim ?

 

Tolstoy’un  Diriliş adlı eserinde Nehlidov karakteri ile gençlik yıllarındaki yaptığı hatalara hatalar karşısında çekilen azabı, ruhsal olarak arınma arayışını ve inançla elde edilen  nihai kurtuluşunu anlatır. İnanç Tolstoy’u bilinmeyen sorularının cevaplarına götürdü.

Tolstoy’un  ölmeden bir yıl önce Hz. Muhammed’i anlattığı bir kitabı çıktı. Bazı araştırmacılar Tolstoy’un aslında Müslüman olduğunu ama  Ruslar tarafından değer verilen bu yazarın Rusları etkilememesi için devlet tarafından bilinçli bir politikayla gizlendiği iddia edildi. Bunun doğru olup olmadığı hakkında kesin bir bilgi yok.  Tolstoy’un  “Muhammed her zaman Evangelizm'in (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O, insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah'tan başka ilâhı yoktur ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur.' Sözü acaba Tolstoy Müslüman mıydı? ,diye düşündürmüyor değil.

Tolstoy’un ölmeden önce söyledikleri ise tüm insanlığa miras niteliğindedir. İnancın kimde ve ne şekilde olduğunu yüce yaratıcı bilir diyerek Tolstoy’un son sözleriyle sizi baş başa bırakıyorum.

 

 “Ruhumuzda ölümün ötesinde bir şeyler görürüz. Zihninizde neyin bedensel olmadığını ayıklayın o zaman içinizde neyin ölümsüz olduğunu anlayacaksınız. Gelecek için endişe etmeyin, sadece şimdi vardır, onun için yaşayın. Ve şimdinin içinde iyiyseniz sonsuza dek iyisiniz demektir. İnsanlar yalnızca acıyla büyür. Bunun farkında olmak ve başa gelen talihsizliği kabul etmek iyidir, böylece insan isteyerek sırtlandığı yükleri hafifletir. Yaşamın bedende değil de ruhta olduğunu fark ettiğinizde artık ölüm yoktur, sadece bedenden kurtuluş vardır. ”

Bu yazı 3855 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar