Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Size Bir Sorum Var!
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

Size Bir Sorum Var!

05 Ocak 2017 - 11:22 - Güncelleme: 06 Ocak 2017 - 20:32

Mutlu evliliğin sırrı nedir?

Yıllarca aynı sorunun cevabı aranmış ama bir türlü gerçek sonuca  ulaşılamamış  bir soru. Kime sorsanız bir cevabı vardır. Cevabı olmayan da…

Bilim ve felsefe insanlarından tutun da sokaktaki Ahmet Amca ‘ya kadar bir çok teori atılmış ortaya. Herkes kendince bir formül geliştirmiş . Bazıları da formül bulmayı bırakarak oluruna bırakmış.

Görmeme, duymama, konuşmama  olayını yaşamaktır  mutlu evliliğin sırrı diyor birisi.

“Evde iki televizyon olmalı. “diyor Ahmet Amca.

“Mutlu bir evlilik için antidepresan şart. “diye düşünüyor Ayşe Teyze.

Henny Youngman   diyor ki  “Bazı kişiler uzun evliliğimizin sırlarını sorarlar;. Biz haftada iki kez restorana gideriz. Biraz mum ışığı, akşam yemeği, hafif müzik ve dans… O salı günleri gider, ben cuma.”

Mutlu evliliğin sırrı son sözün erkek tarafından söylenmesidir diyor bir programda erkek seyircilerden biri  “Nedir ? “ diye soruyor sunucu.  “Peki karıcığım. “dır tabi ki!

“Her durumda evlenin. İyi bir eşiniz olursa mutlu olursunuz. Eşiniz kötü olursa filozof olursunuz.. “ diyerek evliliği tavsiye etmiş Sokrates

Mutlu evliliğin sırrı aranırken nedense hep kadınların ne istediği üzerinde düşünülmüş ama bir türlü çözülememiştir. Sigmund Freud her sorunun yanıtı bulmuş ama bir türlü kadınların ne istediğini bulamamıştır.

 Türkiye ‘nin önde gelen profesörlerinden biri diyor ki  “Kadınların erkekler konusunda en çok dile getirdikleri yakınma; erkeklerin onları dinlemediği ve anlamadığı hususu “ olduğunu söylüyor. Etrafımadaki arkadaşlarıma  dünyanın en gizemli sorusu olan soruyorum  “ Ne istiyoruz biz kadınlar ? “

Bu soru için hemen hemen bütün erkeklerin bir fikri var. Mesela  biri diyor ki  “Hep daha fazlasını. “ Bir diğeri  “Yemek yaptıklarında yemekleri, giyindikleri zaman kıyafetleri ,ev temizliğinden sonra evleri, alışverişten sonra aldıkları övülsün ,beğenilsin ister. “diyor.

Bir diğeri fıkra ile cevap veriyor:

Adamın biri kumsalda dolaşırken ayağı bir şişeye çarpmış. Şişenin tıpasını çıkarmış ve içinden bir cin çıkmış. Cin adama:

– Bir dilek hakkın var. Dile benden ne dilersen!  demiş.

Adam da:

– İki okyanusu birbirine bağlayan bir köprü yapmanı istiyorum  demiş
Cin :
– Yahu kardeşim bu ne biçim dilek daha olanaklı bir şeyler iste  demiş.
Adam :
– Öyleyse kadınları anlamak istiyorum  demiş.
Cinin cevabı çok kısa ve net :
– Köprü kaç şeritli olsun ? demiş.

Kadınların cevaplarına gelince oldukça basit aslında. Kadınlardan biri diyor ki  “Takdir edilmek ister, takdir edildiğini duymak ister. Bir diğeri "Nerede benim çoraplarım! Şu kenarda duran çoraplarımın sana ne zararı var?" demeleri yerine çoraplarını belirli bir yere koymalarını öğrenmelerini isterler, kirliyse kirli sepetine bırakmasını bekler diyor. Başka biri “ Hayatım bütün gün koşturup yoruluyorsun, Allah razı olsun" cümlelerini duymak istediğini belirtiyor. anlayış, paylaşım, sadakat, sevgi, saygı, mutluluk, düzen, huzur …Ve liste uzayıp gidiyor.

Peki ya erkekler bir evlilikte ne ister? Kadınların cevapları oldukça ilginç aslında. “Erkekler kendilerine bakılsın ister, çay ister ,ütü ister, yemek ister… “Ayşe Teyze diyor ki  “Erkekler  az konuşacak ,hasta olmayacak ,hesap sormayacak kadın ister. “

Ünlü bir psikolog yazısında erkeklerin ne hissettiğini kısaca şöyle anlatmış: “Bütün erkekler için, eşlerini korumak ve ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamak çok önemlidir. Bundan dolayı, eşinize, sizin ihtiyaçlarınızı karşılamakta yeterli olduğunu hissetmek isterler. Çoğu erkek, kendisine, sanki bir çocuğa davranıldığı gibi davranılmasını ve her fırsatta sırtının sıvazlanmasını ister. Birçok erkek, eşleri onları değiştirmeye çalıştıkları zaman üzülür ve sinirlenirler. Oldukları gibi kabul edilmek isterler.

Mutlu evliliğin sırrının kişiden kişiye değiştiği aşikar. Mutlu evlilikle ilgili çok sevdiğim bir hikayeyi sizinle paylaşarak karmaşık ve gizemli bu konuya nokta koymak istiyorum.

Bir gün halkı tarafında sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini duyurdu. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katıldı. Sanatçılar günlerce çalıştılar, bir birinden güzel resim yaptılar. Sonunda da yapıtlarını saraya teslim ettiler.

Tablolara bakan kral yalnızca iki tablodan hoşlandı. Resimlerde birincisinde bir göl vardı. Göl bir ayna gibi çevresinde yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktaydı. Üst taraf da pamuk beyazı bulutlar gök yüzünü süslüyordu. Resme kim baksa onun mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşünüyordu. Öteki resimlerde de dağlar vardı. Ama engebeli ve çıplak dağlar… Üst tarafta gök yüzünden yağmurlar boşanıyor ve şimşek çakıyordu. Dağın eteklerinde ise köpüklü bir şelale çağıldıyordu. Kısaca resim hiç de huzurlu gözükmüyordu. Fakat kral resme bakınca, şelalenin ardından kayalıklarda mini minnacık bir çalılık gördü. Çalılığın üstünde ise bir kuş yuvası görünüyordu. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuş yuvasını kurmuştu…

Ödülü kim kazandı dersiniz…
Tabi ki ikinci resim. Kral neden bu tabloyu seçtiğini şöyle açıkladı:
Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının ya da zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur zorluklara karşın yüreğinizin huzur bulabilmesidir…

Bu yazı 871 defa okunmuştur .

Son Yazılar