Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Reklam
ONAR, DÜZELT AMA YIKMA
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

ONAR, DÜZELT AMA YIKMA

25 Ocak 2019 - 22:33


Son zamanlarda eleştirmeyi ,yapıcı olmadan, sadece  karalamak olarak algılayan insanların çoğaldığını düşünüyorum. Her şey hakkında bilgimiz var sanıyoruz. Özellikle son zamanlarda sosyal medya sayesinde okuduğumuz her şeyi doğru kabul ediyor, gerçekliğini araştırmıyoruz. Öğrendiğimiz iki satır bilgi o konuda ahkam kesmemize yetiyor. Bildiklerimizin doğruluğu hakkında da hiç şüphemiz yok

Belki yaptığımız yıkıcı eleştiriler bizim psikolojik olarak rahatlamamızı sağlıyor olabilir. Kendimizin yapmak isteyip te yapamadığı şeyleri başkalarında görmeye dayanamıyor da olabiliriz . Bilmediğimiz işler hakkında atıp tutarak konuşmayı  seviyor da olabiliriz.
Eleştirinin dozu ve üslubunu ayarlayabilmek gerçekten meziyet isteyen bir yetenek. Bu ayarlamayı yapabilmekte gerçekten eleştiri yapılan konuya hakim olmakla mümkün. Bilgi sahibi olmadığın, tecrübe etmediğin bir konuda eleştirmek acımasızlıktır. Emek verilmiş bir işi oturduğun yerden yargılamadan önce düşünmelisin, senin bu konu hakkında ne kadar bilgin var ve sen daha iyisini ortaya koyabilir misin?
Aslında araştırmalar çocukluğunda yıkıcı eleştiriye maruz kalan insanların ilerde daha çok yıkıcı  eleştiri yaptıklarını gösteriyor. Pozitif bir ortamda yetişmeyen insanlar daha kırıcı olabiliyor. Başkalarını tenkit etmek ,onları küçümsemek kendilerini daha iyi hissettirmeye ihtiyaçlarının olmasından kaynaklanıyor. Aslında meselenin özü herkes başkalarında neyi görmek istiyorsa onu görüyor, görmek istemediklerini de görmüyor. Bizi eleştiren insanların neden olumsuz yönümüze odaklandığını düşünmek gerek. Ne demiş Cengiz Aymatov  “Sen kendini biliyorsan, bil ki bilmezlerin söyledikleri anlamsızdır. Unutma gereksiz eleştiri sadece gizli hayranlıktır.”
Aşağılık duygusu, kendini beğenmeme duyguları gibi bir gruba ait olma isteği de yıkıcı eleştirinin  sebebi olabilir. Bu aitlik bir aileye, bir cemiyete,  bir partiye, bir derneğe şeklinde olabilir. İnsan bir gruba olan  aitlik duygusunu güçlendirmek için başka grupları acımasızca eleştirir. Yapılan başarıları takdir etmez .At gözlüğü takmıştır ve karşıda gördüğü sadece olumsuzluklar ve hatalardır.Tek derdi kendi tercihinin haklılığına kendini inandırmaktır.
Yıkmak kolaydır  , yapmak ise zordur .Çok sevdiğim meşhur  “Ranga Guru “ hikayesi  bu konuyu en iyi şekilde anlatır.
Hindistan’da çok eserleriyle ün  yapmış bir ressam varmış. Ressamın yapıtlarını kusursuz kabul edilir bir o  kadar da beğenilirmiş. "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Geleri olarak tanınırmış ama herkes ona Ranga Guru derlermiş. Onun yetiştirdiği bir ressam olan Racigi ise artik eğitimini bitirmiş ve son resmini Ranga Guru’ya götürmüş. Ranga Guru’dan resmini değerlendirmesini istemiş.
 Ranga Guru;"Sen artık ressam sayılırsın Racagi. Artık senin resmini halk değerlendirecek."diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakmasını istemiş. Bunun üzerine Racigi resmini meydanda  en kalabalık yere  koyarak hocasının istediğini yapmış.
Racigi birkaç gün sonra resmine  bakmaya gittiğinde gördüklerine inanamamış. Çünkü tüm resim çarpılardan neredeyse görünmüyormuş. Bu duruma çok üzülmüş . Emek vererek  yaptığı resim sanki   kırmızıdan bir duvarmış. Resmi alarak hocası  Ranga Guru’ya götürmüş ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeni bir resim yapmasını istemiş. Racigi yeniden bir resim yapmış  ve gene hocasına götürmüş.
Ranga Guru resmi tekrar şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş. Bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını istemiş.  Racigi  hocasının dediğini  yapmış...
Birkaç gün sonra gittiği meydanda resmine hiç dokunulmadığını görmüş. Fırçalar da boyalar da bırakıldığı gibi duruyormuş. Bu duruma çok sevinmiş ve koşarak Ranga Guru’ya gitmiş .Resme hiç dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru öğrencisine :
-Sevgili Racigi, sen ilk resminde insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız eleştirebileceklerini gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resminin üzerine çarpı attı... Oysa ikinci resminde onlardan hatalarını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin. Şunu hiç unutma sevgili Racigi, kötü yönde eleştirmek kolaydır, yapıcı eleştiride bulunmak ise eğitim gerektirir. "
Hikayenin sonunda eğitim kavramının okul bitirmekle alakalı olmadığını da belirtmek isterim. Biliyoruz ki en yüksek eğitimi alarak egosu tavan yapmış ve bu yüzden kendinden başka doğruları bilen olmadığını düşünen insanların sayısı da az değil.Bu sebeple  ilmen ve manen  eğitim gerektirir diyebiliriz.
 

Bu yazı 1065 defa okunmuştur .

Son Yazılar