Reklam
Reklam
Reklam
NE EKERSEN ONU BİÇERSİN
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

NE EKERSEN ONU BİÇERSİN

06 Aralık 2017 - 11:17

          Günde bir insan ortalama altmış beş bin farklı şey düşünüyormuş. Bir düşüncelerin yüzde doksan beşi bir önceki düşüncelerin aynısıymış. Bu düşüncelerin çoğunluğu ise  yeme, içme, aile, arkadaş ,aşk ,iş gibi konular .Dünyada var olmak adına düşünülen şeyler. Peki ya  daha ötesi ?

      “Düşünüyorum öyleyse varım “ der Descartes. Aslında düşünmenin öneminden çok akıl dışındaki nesnel dünyanın varlığından kuşkuludur. Varlığın olması düşünmekle mümkündür demek istemiştir.  Kütle dediğimiz her şey bir enerjidir. Klasik fiziğin parçalanamaz parçacıklar dediği şeyler enerji hüzmelerinden ibaret. Maddi dünya insanın algılamalarıyla var olan  bir tür enerji kümesidir diyebiliriz.

        Doğuştan görme engelli biri için renkler ,şekiller yoktur. Sadece nesnelere verilen anlamlar vardır. Bu anlamlar düşünce ile oluşur. Algılar insandan insana değişen bir kavramdır. Düşüncelerimiz algılarımızı etkiler.

       Einstain’nın rölative teorisine göre  nesnel dünya enerjiden oluşuyor peki kütlesi olmayan nesnel dünyayı algıladığımız düşüncelerinde bir enerjisi olabilir  mi?

        Bir grup insan düşüncenin kütlesi olmasa da enerjisi olduğuna inanmakta. Aslında bu düşünce geçmişte de kabul görmüştür. Örneğin Asya Türklerinin Kam dedikleri şamanların düşünce enerjisi ile farklı boyutlara gidebildikleri söylenmekte. Bugün ise düşünce enerjisi  yeni bir akım  olan kuantum, olumlama ,çekim yasası gibi isimlerle dile getirilmektedir.

       Bu akımların bir başka iddiası ise düşüncelerin ve bu düşüncelerin seslere dökülmesinin evrende etki yaratacağıdır. Olumlu bir düşünmek ve bunu söylemek hayatımızı olumlu yönde etkilerken olumsuz düşüncelerin etkisinin de bir o kadar negatif yönde olacağıdır.

    Kötü bir düşünce geçtiği zaman  “Şeytan kulağına kurşun, ağzını yel alsın. “ deriz mesela. “Korktuğum şey başıma geldi! “, “Dilini ısır. ,“ “Tahtaya vur. “ sözleri bu yeni akımın atalarımızdan kopya çektiğini düşündürüyor.

     “Düşüncen konuşmana, konuşman hareketine ,hareketin kaderine yansır. Güzel düşün  güzel yaşa! “ demiş Mevlana. Belki de düşünce gücünü en iyi açıklayan sözdür. Düşüncelerin zamanla insanın kaderine dönüşmesi “ Aklıma gelen başıma geldi. “ atasözünün en iyi açıklamasıdır.

   Bir diğer sözünde ise şöyle der Mevlana  : “Kardeşim sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun .O halde hep iyi düşünmek gerek. Güzeli düşünmek, güzeli istemek, güzel olanı sevmek gerek.  “

   Eğer olumsuz düşüncelerimizi olumlu hale getiremiyorsak olumsuzu düşünmemek daha mantıklıdır. Başka bir alternatifte düşünceyi dile dökmemek olabilir. İmgelere dönüşen düşüncelerin enerjisini daha kuvvetli olduğu yönünde fikirler de oldukça kabul görüyor. Bir konuya niyet etmek ve bu niyete enerji göndermek te dedikleri enerji kodlaması ile maddi olanı etkileyebildiğiniz iddia edilmekte. 

    Bu teoriye göre eğer sürekli işlerin kötüye gideceğini söyleyip duruyorsanız, iyi bir kahin olma fırsatı yakalamış olabiliriz. Atalarımız kırk kere düşün, bir kere söyle ya da kırk kere söyleme olur diye boşuna söylememiş sanırım.

   Bunları okuyunca aklıma namaz esnasında  devamlı tekrar ettiğimiz dualar geldi. Eğer her sesin bir enerjisi varsa bizim günde beş vakit tekrar ettiğimiz ayet ve duaların enerji ile bir bağlantısı var. Güneşin doğuşundan batışına kadar belli aralıklarla tekrar edilen ilahi seslerin evrende yarattığı yüksek enerjiyi düşünemiyorum.

    Ses frekansı ya da enerjisi deyince  internette okuduğum bir haber aklıma geldi. Dr.Masaru Emoto çeşitli soyut olguların su üzerindeki  fiziksel etkilerini gözlemlemiş. Suya müzik dinletildiğinde, bir şeyler söylendiğinde, yanında belli duygular yaşandığında aniden kristalleştirilen suyun fotoğrafları çekmişler. Sonuçta suyun her olguya farklı tepki verdiği gözlenmiş.

 

Suyun seslere verdiği tepkiyi görüyorsunuz. Dedelerimizin ,ninelerimizin  suya okudukları duaların nedeni bu deneyle kanıtlanmış oluyor.Peki size bir soru soracağım, insan vücudunun kaçta kaçı sudur? Ve dünyanın kaçta kaçı su?

Bu konuyu ispatlamak ve öğrencilerime kelimelerin etkisini göstermek için bir deney yaptım.Sınıfa iki kavanoza haşlanmış pirinç koyduk. İyi ve kötü olarak ayırdığımız kavanozların iyi yazana güzel sözler ,kötü yazan kavanozadaki pirince de  kötü kelimeler söyledik. Zamanla değişimleri inanılmazdı.

Yemeye içmeye besmele ile başlamanın bir nedeni de bu olmalıydı.

 

 

Görmedin mi Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi.(Güzel bir söz),kökü sağlam ,dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir.(İbrahim 24. Ayet)
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Bu yazı 749 defa okunmuştur .

Son Yazılar