Reklam
Reklam
Reklam
KIRIK CAM
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

KIRIK CAM

13 Nisan 2018 - 10:25 - Güncelleme: 13 Nisan 2018 - 10:26

 KIRIK CAM

Kırık Cam Teorisi’ini duydunuz mu?

1982 yılında iki bilim adamı, George L.Kelling ile James Q. Wilson, düzensizlik ve suçun yayılımını açıklamak üzere "Kırık Pencereler Kuramı"nı geliştirdiler.

 Bir binada kırık bir camın onarılmadan bırakılması, diğer camların da kısa bir sürede kırılması olasılığını artırır. Kuram, herhangi bir ortamdaki düzenin bozulması ve kuralların çiğnenmesi, o ortamda başka insanlar tarafından farklı kuralların da çiğnenmesine zemin hazırladığını söylemektedir.

Küçük ve başlangıçta az sayıdaki kuralsızlıklar sonunda bir zamanla çoğalarak yasal ve etik kuralları yok etmeye başlar.

ABD'li suç psikoloğu Philip Zimbardo'nun 1969'da yaptığı bir deneyden ilham alınarak geliştirilmiş. Zimbardo, suç oranının yüksek olduğu Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model otomobil bırakır.

Araçların plakası yoktu, kaputları açıktır. Olup bitenleri gizli kamerayla izlerler.

Bronx'taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanır. Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmaz. Zimbardo ile iki öğrencisi, sağlam kalan otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırarlar. Daha ilk darbe indirilmişti ki çevredeki insanlar (yani zenginler) de olaya dahil oldular.

Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelir.  Zimbardo, "İlk camın kırılmasına, ya da çevreyi kirleten ilk çöpe, ilk duvar yazısına izin vermemek gerek. Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz" der.

Zimbardo’nun 1959´da yaptığı ve ´Kırık Cam Teorisi´ni ispatlayan araştırmasından  New York´un efsanevi Belediye Başkanı Rudolph Giuliani , şehrin yaşam kalitesini arttırmak ve suçlulardan temizlemek için ilham alır. Bu araştırmanın da kullanılmasıyla New York, daha güvenli bir şehir haline gelir.

 

Yıllar sonra Giuliani´ye bunu nasıl başardığını sorduklarında ise şöyle der: "Metruk bir bina düşünün. Binanın camlarından bir tanesi kırık olsa bile, o camı hemen tamir ettirmezseniz, yoldan geçen herkes bir taş atıp binanın tüm camlarını kırmaya başlar. Ben, ilk cam kırıldığında hemen tamir ettirdim. Bir elektrik direğinin dibine ya da binanın önüne biri, çöp bıraksın mesela. O çöpü hemen kaldırmazsanız herkes çöpünü oraya bırakır ve kıza zamanda çöplük haline dönüşür bu bölge. İlk çöp torbasını hemen kaldırttım..."

 

Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci de, önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyor. Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor, diğer camları da kırmaya başlıyor. Ardından daha büyük suçlar geliyor. Bir süre sonra o sokak, polisin bile giremediği bir yere dönüşüyor.

 

Bunu anlayan New York polisi önce küçük suçların peşine düşerek toplu taşama araçlarına bilet almadan kaçak binenlerin, apartman girişlerini veya metroları tuvalet olarak kullananların, kamu malına zarar verenlerin, içki şişelerini yola atanların peşine düşüp yakalayıp  cezalandırmış. Polis bu kararlılığıyla "küçük büyük fark etmeden bir sokağın, bir istasyonunun veya mahallenin suç üreten yere dönüşmesine izin vermemiştir.Sonunda da şehri suçtan arındırmayı başarmışlardır.

Herhangi bir ortamdaki düzenin bozulması ve kuralların çiğnenmesi, o ortamda başka insanlar tarafından da kuralların da çiğnenmesine zemin hazırlar. Bu teori bize gösteriyor ki küçük ve başlangıçta az yapılan kuralsızlıklar  zamanla çoğalarak yasal ve etik kuralları yok etmeye başlar.

Her şey ufak bir yanlışla başlar ve önüne geçilmezse büyük zararlara yol açar. Bir kasa elmada bir elmanın çürümesi diğer  elmaların da çürümesine sebep olur. Çare ise çürük elmayı alıp kasadan atmaktır.

Bu teorilerden geleceğim konu haksızlıklara karşı olan davranışlarımızdır. Haksızlıkların  önüne geçmek te Rudolph Giuliani’nin uyguladığı  yöntemle mümkündür diye düşünüyorum. Ufak bir haksızlık karşısında susmak kırık cam teorisi gibi diğer haksızlıkları da meşru kılabilir. Haksızlığın olduğu toplumların ise barış, güven ve huzur içinde olması imkansızdır. Toplumu ve milleti ilgilendiren meselelerde herkesin duyarlı ve hassas olması gerekir. Çünkü toplum bir bütündür ve küçük bir bozulma tüm bütünü bozar.

Bizler ülkemizde yaşanan haksızlıklara ses çıkarmayıp böyle gelmiş böyle gidercilik yaparsak ya da bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılık emin olun bir gün o haksızlığın mağduru biz oluruz.

Peygamberimiz bu konuda  “Mü’minler, birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerine şefkat göstermekte bir cesede (vücuda) benzerler. O cesetten bir organ rahatsızlanırsa, diğer organlar da uykusuzluk ve humma (ateşli hastalık) gibi sebeplerle tesir altında kalır ve hastalanır” diyerek konuyu çok güzel anlatmıştır.

Kandiliniz mübarek olsun ve geceniz ibadet yönünden bereketli geçsin. Rabbim göremediklerimizi idrak ettirsin. Sevgiyle…

 

Bu yazı 1365 defa okunmuştur .

Son Yazılar