Reklamı Geç
Reklam
Reklam
Reklam
İNSANLIK MESELESİ
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

İNSANLIK MESELESİ

01 Mart 2019 - 12:17

Geçen hafta sonu Ankara’da bulunan Ulucanlar Kapalı Cezaevi Müzesini gezme fırsatı buldum. Aslında bu geziden hiç keyif almadım. İnsana taş duvarların yaptığından değil  de insanın insana yaptığından utandım demeliyim. Peki bu müzeyi bu kadar dramatik hale getiren ne?

Bilmeyenler için hatırlatalım; Ulucanlar Cezaevi  infazları ve  tanınmış mahkumları tarihe ismini yazdırmış bir cezaeviydi. Birçok gazeteci, siyasetçi, film yıldızı şair geçti içinden . Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet Ran,  Yılmaz Güney, Ahmet Arif, Hasan Hüseyin Korkmazgil, Metin Peker,  Fakir Baykurt, Yılmaz Odabaşı, Cevat Şakir Kabaağaçlı Bülent Ecevit, Muhsin Yazıcıoğlu, Osman Yüksel Serdengeçti, Talat Aydemir, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Mustafa Pehlivanoğlu, Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Muharrem Şemsek…

Zindanlarının rutubet kokan duvarları, karanlık ve soğuk hücreleri, içinde işkencelerin seslendirmesinin yapıldığı tecrit odaları ile insanı hem kasvet hem de utanç içine sokan bir yer…

Tarihte hepsinin isimlerini baş köşede bulabileceğiniz insanların, dava uğruna yaşadığı  acıları, çektiği işkenceleri ve dava uğruna hayattan nasıl vazgeçtiklerini  anlamanızı sağlayan bu yerden geçen insanların  yaşadıklarını  yazmak sanırım sonu olamayan bir yazıyı yazmayı gerektirebilir.

Ranzalara asılan  biyografiler sizi ayrı ayrı hayatlara götürüyor. Yarım kalmış, buruk …  Bülent Ecevit'in şapkası ve kravatı, idam edilen Fikri Arıkan'ın elbisesi, Mehmet Pehlivanoğlu'nun kardeşine yazdığı, AK Parti Grup konuşmasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu orijinal mektup, Deniz Gezmiş'in kendi el yazısıyla Roma hukuku ders notları, sigarası ve üzerinden çıkan paraları,NecipFazıl Kısakürek’in eliyle yazdığı notları ,  Hüseyin İnan'ın idamın ardından üzerinden kesilerek çıkarılan fanilası, Muhsin Yazıcıoğlu'nun namaz takkesi, seccadesi, süveteri ,tarağı gibi kişisel eşyaları sizi madde aleminden mana alemine götürüyor.

 “Özgürlük dendiği zaman neden gökyüzü akla gelir merak ettiniz mi? Çünkü özgürlük sadece başını dik tutabilenler için vardır. Sadece başını dik tutabilenler gökyüzünü görebilir.  ” diye okumuştum bir  yerlerde .Bu sözün vücut bulduğu bir yer Ulucanlar Cezaevi.

Bu gezi esnasında Mısır’da yaşanan idamların haberlerini okudum. Gezinin vermiş olduğu duygusallıkla belki içimde tarifi olmayan bir acıyı hissettim.

Zaman ,mekan gibi kavramlar değişse de ne yazık ki insanlık değişmiyor maalesef ! Mısır’da  yaşanan darbenin ardından birçok kişi Mısır zindanlarında tutulurken mahkemenin verdiği kararlar neticesinde Müslüman Kardeşler'in 2013'te Kahire'de Muhammed Mursi'ye destek için düzenlediği eyleme yönelik davada 75 kişiye idam cezası verilmişti.

Yine Mısır geçtiğimiz günlerde  işkencelerle suçunu kabul ettirdiği dokuz muhalif genci idam etti .Müslümanları yasa boğan bu olaya dünya ise tepkisiz.

 Ne zaman Müslümanlara bir zulüm hasıl olsa diller lal oluyor. İnsani değerler eğer mazlum bir Müslümansa unutuluyor.

Dili, dini, ırkı ne olursa olsun mazlum mazlumdur. Ben eğer kendi kriterlerime uymuyor diye mazlum bir insanın acı çekmesine tepki göstermiyorsam insanlığımın sorgulanması gerekir.

Ulucanlar Cezaevi gezelim diye sırf keyfi duygular ile müzeye çevrilmedi. Geçmişten ders çıkarmak için  her gün yüzlerce ziyaretçiyi kabul ediyor.

Fikirler başkaydı, davalar başkaydı ama kader aynıydı. Sen sağcısın sen solcusun diye ayrım yapılmadı. Oradan yolu geçen insanlar maalesef aynı sonu yaşadı.

Şimdi ise ister Müslüman ol istersen olma ,hangi siyasi görüşte olursan ol  yapılan haksızlığa göstereceğin tepki senin kim yada ne olduğunu değil sadece senin insanlığını gösterir…

Bu yazı 351 defa okunmuştur .

Son Yazılar