Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
FARKLI OLMAK İÇİN KÖLE OLMA!
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

FARKLI OLMAK İÇİN KÖLE OLMA!

06 Haziran 2018 - 12:46

FARKLI OLMAK İÇİN KÖLE OLMA!

İsimleri farklı , aynı insanlar olduk sanki…Aynı saç modeline sahip ,aynı ayakkabıları giyen ,aynı kıyafetleri alan ,aynı yerlere takılan ,aynı telefonu kullanan ,aynı çantayı takan , aynı tarz konuşan ,aynı müziği dinleyen fakat bunları yaptığı için kendini farklı hisseden insanlar.

Doğaldır aslında bu duygu , her insan kendi kamerasından izler hayatı. Sonuçta kendini farklı görür. Gerçek te budur zaten . Her insan farklıdır lakin sadece hayatına anlam verdiğimiz insanlar için. Geriye kalan insanlar içinse hiç te öyle bulunmaz Hint kumaşı değilizdir.

Son yıllarda medya insanlardaki özel olma duygusunu çok sık kullanmakta. Gözünü kar hırsı bürümüş ekonomik sistem nasıl daha fazla tükettirebilirimin derdine düşmüş. Özellikle televizyon ve internet aracılığı ile tüketim çılgınlığı yaratılmakta. “Farklı ol !”,  “Özelsin” ,  “Sen buna değersin!” “ En iyisine layıksın! ” sloganlarıyla işini iyi yürütmekte.

Moda insanı sürekli eksik hissetmeye zorlayan bir kavram. Eğer bunlara sahip değilseniz eksiksiniz mesajı gün boyu televizyonlarda verilmekte. Ünlü mağazalar zincirinin sahibi  “İnsanların sahip oldukları şeylerden mutsuz olmalarını sağlamak bizim görevimizdir “ demiştir. Endüstri daha çok kazanmak için daha çok üretmek istiyor, daha çok üretmek için sahip olduklarımızın eskimesi gerekiyor bu da moda ile sağlanıyor.

Telefonun en son çıkanı, kıyafetin en trendi, şarkıların en hiti, arabaların en son modeli , evlerin en lüksü derken ceplerde para kalmadığı gibi yıllarca sürecek bir borcun içine giriyoruz. Devamlı katlanan borçlar ve hala sahip olduklarıyla  farklı olmaya çalışan yada kendini eksik hisseden  biz insanlar…

Antik yunan toplumuna kadar dayanan borç köleliğinde borç aldığın kişinin borcunu ödeyene kadar kölesi oluyormuşsun. Borçlu borcunu ödemek için saatlerce ya da günlerce çalışmak zorunda bırakılıyormuş. Kredi kartları, bunun  modern örneği. Borcu kapatmak için, ek mesaiye kalmak, haftanın yedi günü ve yılın diğer tüm günleri çalışmak buna örnek olarak verilebilir. Borç kesildikten sonra kalan para ise ancak barınmaya ve yiyeceğe yetiyor.

Uruguay eski devlet başkanının yaptığı bir konuşmada “Gereksiz ihtiyaçlardan koca bir dağ yarattık. Bir şeyler satın alıyoruz, sonra çöpe atıyoruz. Bir şeyler satın aldığımda veya aldığımızda ödemeyi parayla yapmıyoruz. Ödemeyi yaşamımızdan, para kazanmak için harcadığımız zamanla yapıyoruz. Aradaki fark ise şu: Hayatı satın alamazsınız, hayat geçip gider... Özgürlüğünüzü kaybetmek korkunç bir şeydir."  demiştir.

Sahip olduklarımız bizi farklı kılmaz . Sahip olduklarımızın daha lüksüne ihtiyacımız da yok. Hayat ise son sürat geçip gitmektedir.  İnsanların meydana getirdiği tüketim çağının modern köleleri  olarak dünyada bırakacaklarımız için zamanımızı ek mesai, ikinci iş gibi şeylerle bitiriyoruz. En verimli yıllarımızı sevdiklerimizden çalarak bir ev, bir araba ,bir telefon gibi bizde kalmayacak eşyalar için harcıyoruz. Hani modern dünya da kölelik bitti sanıyoruz ya işte o kölelik bitmedi. Ben bu sistemi parlak kaplarla kaplanmış, ışıltılı bir kutuya benzetiyorum. İçinde ise insanı her gün azar azar tüketen geçmiş zamanın bitti sanılıp bitmeyen köleliği var.Sadece isimler değişti, anlamlar aynı.

Bir kitapta yazar “Ne garip, eskiden insanları zorla köle yapardık .Şimdi seve seve geliyorlar. Kapitalizmin en göz kamaştırıcı şansı budur.” der.

Aklımız birileri tarafından kontrol altında. Kurtulması zor ama imkansız değil. Biraz bilinç, biraz irade, biraz şükür, biraz da kanaat etmek bir nebze de kendimizi korumamızı sağlayabilir. Yoksa ömür boyu  eşyanın kölesi olmaya devam edeceğiz.

Bu yazı 1237 defa okunmuştur .

Son Yazılar