Reklam
Reklam
BEYAZ
Reklam
Zeynep OĞUZCAN

Zeynep OĞUZCAN

BEYAZ

07 Mart 2019 - 23:07 - Güncelleme: 08 Mart 2019 - 05:49

Pembe bir lokantada işe başlar. Çok geçmeden lokanta sahibi Pembe ile ilgilenmeye başlar. Bu ilgi evlilikle sonuçlanır. Hayatı boyunca yoksulluk çekmiş Pembe  zengin bir adamla evlenerek  mutlu olacağını düşünür. Kısa bir süre sonra  beyefendi olarak tanıdığı kocasının bir psikopat olduğunu anlar. Karısını herkesten kıskanır, kıskandıkça şiddet uygular. Evden çıkarmaz ve kimseyle görüştürmez. Yıllarca eziyet çeker ve bir gün kocasından ayrılmak için evden kaçar. Bu durumu gururuna yediremeyen eş eline aldığı silahı ile Pembe’yi vurur.

 

Yeşil, mülteci bir annedir. Suriye’deki iç savaş yüzünden Türkiye topraklarına sığınan bir ailenin reisi. Reisi diyorum çünkü kocası kalp hastası olduğu için çalışamaz. Dört çocuğuna da kocasına da Yeşil bakmak zorundadır .Yazın elma işçisi olarak çalışır. Evin en büyük oğlu gündelik işlerde gider. Kazandıkları para ile hem evin ihtiyaçlarını hem de hasta kocasının tedavi masraflarını karşılarlar.

 

Kırmızı ,üç çocuklu bir annedir. On yedisinde sevdalanır bir hayırsıza. Çok mutlu olacağını hayal ederken işkencenin ortasına düşer. İki tane nur topu gibi evlat verir ama değer verilmez kendisine. Önce ilgisizlik başlar arkasından  aldatıldığını öğrenir. Bu durumu atlatamadan kocası üstüne kuma getirir. Adam nikahını almak ister . Ya hizmet edersin ya da kapıyı boylarsın denir yüzüne .Çaresiz kabul eder .

 

Mavi,  mavi gözlü güzel bir kadın. Güzelliği erken yaşta evlenmesine sebep olur. Mutludur çünkü yuvalarını şenlendirecek, karı ve kocayı birbirine bağlayacak  aslan gibi bir evlatları olur. Her şey güzel giderken yavrucağız çok çabuk yorulur ,düşer ,beti benzi sararır. Şikayetler artınca doktora giderler ve acı gerçeği öğrenirler. Çocuklarının hastalığı ile işler değişmeye başlar. Kavgalar çoğalmaya, anlaşmazlıklar artmaya başlar. Ve bir gün adam evi terk eder.  Çocuğunun son anına kadar tek başına savaşır Mavi.

 

Sarı daha yirmi sekiz yaşında ama nerden baksanız kırklarında gözükür. Küçük yaşta annesini kaybeder  .Babası başka biriyle evlenir. O günden sonra acıların sonu gelmez. Üvey annesinin eziyetleri bitmek bilmez. Biraz büyünce fabrikada işe başlar. Çocuk bedeni gece gündüz çalışır. İşten gelince de evde çalışır. Çamaşır , bulaşık ,temizlik… İşten bir sebepten çıkarılır. Bedavadan boğaz  istemez babası evinde. Daha on yedisinde verir birine. Çocuk yaşta oyuncak yerine canlı bebeği alır eline .Daha birini büyütmeden bir diğeri ,bir diğeri ,bir diğeri…Tam dört çocuk ve dört boğaz. Eşinin maaşı yetmez ve destek olmaya karar verir. Kocasının maaşı yetmediği için evlere temizliğe gider. Alnının  teriyle parasını kazanır. Kendisini bildi bileli   eli çamaşır suyundan çıkmaz.

 

Mor avukattır. Eşiyle üniversitede severler birbirlerini ardından evlenirler. Bir süre sonunda çocukları olsun isterler lakin bir türlü bebekleri olmaz .Bebeği olmadığı için eksik hisseder Mor kendini. Eksik bir kadınmış gibi davranır çevresi. Üzülürler, vah ederler…Başarılı bir avukat olması ,adaleti yaşatmaya çalışması gözünde olmaz kimsenin, çocuğu olmuyorsa eksiktir çünkü.Yıllarını tedavilere verir. Çok zaman  sonra bir çocuğu olacağını öğrenir. En iyi hastanelerde en iyi doktorlarda geçirir hamileliğini. Güzeller güzeli oğlu dünyaya gelir ardından .Bir iki yıl geçtikten sonra bir tuhaflık hisseder evladında. Kıymetlisinin otizmli olduğunu öğrenir. Önce konduramaz evladına ama kabul eder zamanla .Ne olursa olsun evlattır, candır. Yıllarca özlemini çektiği evlat kokusunun  kaynağıdır. Kıymetlidir evladı ,kılına zarar gelsin istemez. Bir çiçek gibi özenle ,sevgiyle büyütür evladını. Özenle büyütse de  evladını etrafın bakışlarından kurtaramaz. Bakışlardan korumak için herkesten saklar evladını. İş dışındaki tüm vaktini evde çocuğu ile geçirir.       

 

Siyah geceleri erkekleri eğlendirmek için sahnelere çıkan bir dansçıdır. Bazılarına göre kötü kadın. Küçükken babası annesini kapının önüne koyar. Dedesinin evine sığınılar ,annesi  geçim kaygısına düşer. Hayatında hep eksikliğini yaşadığı sevgiyi ister. Ait olmak ister .Aşkın arkasına gizlenen bir çakalın tuzağına düşer bedeni. Dışlanır, ötelenir mecbur bırakılır kurtlar sofrasına. Oradan oraya bir eşya gibi alınıp satılır  sonra.

 

Yeşil ,Sarı, Mor ,Pembe, Kırmızı, Siyah saymakla bitmeyen renkler…Hepsi gerçek bir hayat…

 

Dikkatlice bak!

 

Etrafında Pembeler ,Morlar, Kırmızılar, Yeşiller ,Sarılar, Siyahlar  var! Hayatlarına dokun ,ibret al ,öğren, takdir et diye varlar. Biz, kadın ya da erkek ne  fark eder? Şiddet gören bir kadına göz yumuyorsak, düşmüş bir kadını öteliyorsak, kendi mutluluğumuz  için bir kadının çocuklarının önünde yok oluşuna razıysak,  ihtiyacı olana el vermiyorsak, zorluklara karşı çekip gidiyorsak ne fark eder erkek ya da  kadın olman  insan olamadıktan sonra…

 

Pembeler ,Yeşiller, Sarılar ,Kırmızılar ,Siyahlar…ayrı ayrı renklerde olsa unutma birleşince beyazdırlar.

Bu yazı 561 defa okunmuştur .

Son Yazılar