Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Paylaşmak Önemsemektir
Reklam
Mustafa KAVAS

Mustafa KAVAS

Paylaşmak Önemsemektir

23 Şubat 2017 - 09:26 - Güncelleme: 28 Şubat 2017 - 23:48

Sevgili okurlar,

Bu dönem işletme bölümü lisans öğrencilerine “Yeni Girişimcilik Düşüncesi” isimli bir ders veriyorum. Bu ders gerçek hayatın içerisinden beslenen oldukça yenilikçi vaka çalışmaları içermekte. Öğrencilerimle birlikte bu vakaları girişimcilik teorisi ve konseptleri penceresinden inceliyoruz. Bu bağlamda her hafta bir şirket veya bir fikri enine boyuna tartışıyoruz. Bu yazıda sizlerle belki de gelecekteki tüketim anlayışımızı değiştirecek bu yenilikçi fikirlerden birini paylaşacağım.

Daha önceki yazılarımdan da hatırlayacağınız gibi son yıllarda ilginç iş modelleri hayatımıza girmeye başladı. Kabul etmek gerekir ki işletme dünyasında üretilen kavramlar halen Endüstri Devrimi’nin ürünleri. Düşünme ve iş yapma şeklimizi belirleyen bir kavramın hayatımızda yer etmesi aslında oldukça teorik bir mesele. Eski kavramların yenileriyle değişimi paradigma değişimine neden olabilecek bir mesele. Özellikle 2006 yılından itibaren Web 2.0’ın kavramının ortaya çıkması (eski yazılarımda bu konuya değinmiştim) yenilikçi ve ilginç iş modellerinin ortaya çıkmasında adeta bir dönüm noktası niteliğindedir. Akıllı telefonların bu tarihten sonra yaygınlaşması interneti ofis ve evlerimizden cebimize kadar ulaşmasına olanak sağlamıştır. Bu radikal yenilik bizlere sanal alemde kalabalıkların arasına karışıp, her konuda paylaşımda bulunmamızın önünü açmıştır. İlk aşamalarında bu paylaşımlar metin, fotoğraf, video gibi daha soyut şeylere dayanmaktaydı. Buradaki kilit kelime ‘paylaşım’. Peki bu dönüşüm kullanıcılara gerçek ürünlerin paylaşımını da mümkün kılabilir mi? Yani bir anlamda işbirlikçi bir tüketim platformu oluşturmak mümkün mü?

Bu soruya cevap bulabilmek için sizleri Daan Weddepohl isimli Hollandalı genç bir girişimciyle tanıştırmak istiyorum. Kendisi “Peerby.com” isimli bir paylaşım platformunun kurucusu. Hikayesi hayli ilginç. Daan bundan birkaç yıl önce bir yangında evini ve bütün mal varlığını kaybetmiş. Yine benzer dönemde işten atılmış. Çok sefil bir hayat yaşadığı bu dönemde bir arkadaşı Daan’a evinin kapılarını açmış. Yine bir konuşmasında Daan bu sıkıntılı dönemde insanlara ve kendine dair bir duygu keşfettiğini belirtmiştir. Kendi ifadesiyle bu duygu başkalarından yardım isteyebilme ve başkalarına yardım etmenin getirdiği manevi haz. Daan Endüstri Devrimi’nin getirdiği kavramların insanları her anlamda aşırı bireyselliğe ittiğini ve bu duyguları körelttiğini düşünüyor. Bir anlamda elimizdeki araçlarla ve teknolojiyle paradigma değişimi yapacak bir modelin nasıl oluşturulabileceği üzerinde kafa yoruyor. İşte bu derin düşüncelerin sonucunda 2012 yılında Peerby.com isimli paylaşım sitesini kuruyor. Bu fikir 2015 yılında OnePlanetCrowd.com isimli bir kitlesel fonlama (crowdfunding) sitesinden halka açılıyor.  Peerby ilk dört gün içinde 1051 yatırımcıdan toplamda 2.2 milyon dolarlık kaynak sağlamayı başarmıştır. Peki nedir bu platformun mantığı?

Esasında Peerby’ın ana felsefesi bizim kültürümüze hiç de yabancı olmayan paylaşım esasına dayanıyor. Cep telefonuna yüklenen bir uygulama vasıtasıyla ihtiyacınız olan bir ürünü (merdiven, salça, tuz, spor ayakkabısı, el feneri gibi aklınıza ne gelirse) ve buna neden ihtiyacınız olduğunu duyuruyorsunuz. Diğer kullanıcılar (kalabalığın geri kalanı) ise sizin bu ihtiyacınıza cevap vermeye çalışıyor. Kullanılmayan veya fazlalık olduğunu düşündükleri ürünleri çöpe atmaktansa ihtiyacı olan birileriyle buluşturmak harika bir his olmalı. Ayrıca kullanıcılar belli fiyatlara bu ürünleri satabiliyorlar veya kiraya verebiliyorlar. Bir anlamda herhangi bir ürüne ihtiyaç duyan insanları bu ürünler elinde atıl olarak bulunduran insanlarla olabildiğince çabuk buluşturuyor. Aynı şekilde sahip olduğunuz ve ihtiyacınız olmayan ürünleri bu platformda duyurmanız mümkün. Bu anlamda 2015 yılı sonunda bu uygulama üzerindeki ürünlerin toplam değeri 1 milyar doları bulmuştur. Halen Avrupa ve Amerika genelinde 20’den fazla şehirde hizmet veren bu platformun sitesindeki tanıtım yazısında mealen şöyle yazmaktadır:

“Peerby iddialı hedefleri olan küçük bir şirkettir. "Ben" yerine "biz"e inanırız. İnsanları birbirine bağlayarak ve işbirlikçi tüketimi teşvik ederek, tüket-çöpe at odaklı kültüre bir alternatif oluşturmaya çalışıyoruz. İnsanları ve onların eşyalarını birbirine bağlayarak cepleri ve çevre için iyi şeyler yaparız.”

Şimdi gelelim Yiyiniziçinizfakat isrâf etmeyiniz.” ayeti ve “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” hadisi ile yoğrulmuş bizim kültürümüze. Karaman gibi küçük şehirlerde bu tarz uygulamalar gereksiz dediğinizi duyar gibiyim. Etraftan herkes birbirini tanır ve birbirine yardım eder diye düşünüyor olabilirsiniz. Ben yine de bu varsayımlarımızı gözden geçirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu gözden geçirme esnasında kendimize basitçe şunları sorabiliriz: “Bir komşumuz bizden en son ne zaman bir miktar salça, bir tas şeker veya yoğurt yapmak için birkaç kaşık maya istedi? Veya biz en son hangi ihtiyacımız için bir komşumuzun kapısını çaldık?” Her şeye rağmen varsayımların sorgulanması bilimsel bir mevzudur. Zira bir kültürdeki bozuklukların veya yozlaşmaların tespiti bizzat o kültür içindeki aktörler tarafından yapılacaksa, bu uğraş hayli teorik derinlik ve soyut düşünme gerektirir. Bu da maalesef bizde sayısı oldukça az olan sosyologların işidir.

İngilizce’de “Paylaşmak önemsemektir!” anlamına gelen sevdiğim bir deyiş var: “Sharing is caring!” Paylaşarak etrafınızdakileri önemseyin ve önemsendiğinizi hissedin efendim.

Sevgiyle,

Mustafa Kavas

mustafakavas@gmail.com

Bu yazı 1806 defa okunmuştur .

Son Yazılar